Son Dakika
Cuma, 30 Temmuz 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
‘Bayram’ için son çağrı/nokta Kemal Özer
Bir bayram daha geldi, hoş geldi. Bu bayrama isim tartışmaları ile giriyoruz. Balık baştan kokarmış. Türk Dili'ni korumak ve geliştirmekle görevli kurum olan TDK, sözlüğünde 'bayram' kelimesini, birleşiklerinde örnek verirken 'Şeker Bayramı' diye örnekliyor. Ramazan Bayramı için ise 'Ay takvimine göre Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dinî bayram, Şeker Bayramı' diyerek, yine bir anlam boşaltması ve kelime katliamı yapıyor.

Bu konuyu uzatmaya hiç gerek yok. Ez cümle şudur ki “Bu bayram Müslümanlar için 'Ramazan/ Îd-i Fıtr', diğerleri için 'şeker/tatil' bayramıdır. Bundan sonraki bayram ise Müslümanlar için 'Kurban/Îd-i Adhâ'', diğerleri için 'et/tatil' bayramıdır.

 

İsteyen istediğini tercih edebilir. Biz bunu bir kimlik ibrazı olarak alır, kabul ederiz. Ancak kimlik ibrazının bile bir ahlakı olur. Bir mağaza, verdiği sözde tebrik ilanında “Şeker

Bayramı için alış verişe çıkan herkesin yeni yılını kutlarız' diyor. Bu garabet reklamla, kendince uyanıklık yapıyor. Bir taşla birkaç kuş vurmaya çalışıyor. Ama bu üslup başlı başına bir tercih meselesidir. Ben bu reklamdan alınmadım. Alışverişlerinde bu tür mağazaları tercih edenler alınmalıdır. Mahalle bizim olsa salyangoz sattırmazdım ama ortak olunca satıyorlar.

 

 

 

Bu vesileyle bayramın ümmet bilincine, hicrete, Hz İbrahim a.s., Ashab-ı Kehf r.a. ve Efendimiz s.a.v. gibi itizalciler olmamıza vesile olmasını Rabbimizden niyaz ederiz.

 

Belki bayram alışverişinizi yaptınız, belki de yapmaktasınız. Ama bunu yapmadan bir kez daha düşünmelisiniz. Dikkat ediniz! Kehf Sûresi'nin 19. Ayet-i Kerimesi'nde Kehf Ashab-ı ölümle burun buruna oldukları en sıkıntılı anlarında 'git ne bulursan al gel de karnımızı doyuralım' demek yerine “Şimdi içinizden birini şu gümüş paralarla şehre gönderin de baksın yiyeceklerden en temizi hangisi ise ondan azık olarak alıp getirsin” diye buyuruyorlar.

 

Görüldüğü üzere gidip karnımızı doyuracak bir şeyler getirin demiyorlar. "Baksın, hangi yiyecek temizse ondan getirsin" diyerek, Mü'min de olması gereken hassasiyetleri sergiliyorlar. Üstelik bu hassasiyet hiçbir yiyeceğin olmadığı en çaresiz anda sergileniyor. Galiba bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, bu hassasiyeti göstermektir.

 

 

Bugün Müslümanlık iddiasında olup Ramazan Bayramı'nı hak edenlerle, Şeker Bayramı tezinde olanlar arasın bir fark olmalı. Aramızdaki fark sadece teoride değil, aynı zamanda pratiğe de yansımalıdır. Her yer ve her şey haramlarla örülmüş bir toplumda, harama karşı olanlar ve helal yemek gibi iddiası olanlar, Allah c.c.'in helal kıldıklarını tercih etmelidirler. Bununla da yetinmeyip en temizini tercih etmelidirler, tıpkı Ashab-ı Kehf gibi.

 

Ramazan öncesi yazdığım Hurma mı şeker mi? yazımızda da belirttiğimiz gibi kalitesi, sağlıklılığı, içerdiği katkı maddeleri konusunda emin olmadığınız gayri sahihi şeker, lokum, çikolata ve tatlılar yerine hurma, ceviz, badem, fındık, üzüm, erik gibi meyve ve yemiş ikram ediniz.

 

Ziyarete gittiğiniz yerlerde hâlâ lüks markalar bile olsa jelâtinli, tatlandırıcılı, boyalı yağ asitleri gibi şüpheli ve sağlıksız katkı maddelerinden sakınmak için, hurma ve diğerlerini tavsiye edin ve ikramlarda onları tercih ediniz.

 

 

Helâl tüketim endişesi taşımadan, Kapitalizmin haz ve lezzet kölesi olmaktan kurtulamayız.

 

 

 

Hayırlı bayramlar!

27.09.2008 Bu yazi 415 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Tarım Bakanlığı'nı...




 
  • ‘ABD elçisi beni tehdit etti’
    Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, timeturk.com’dan Kemal Özer’e çarpıcı açıklamalar…
  • GDO: Çağdaş Esaret
    Bu bir beslenme kitabı değil, karşı olup olmamakla ilgili bir mesele de değil! Bu kitap geleceğimizi ipotek altına sokmaya çalışanlara bir başkaldırıdır. Tohumumuza el konulduğu zaman biz köleyiz. Bu yüzden 'çağdaş esaret'"
  • Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa
    Gerçek ortaya çıkıyor! Doğru ile yanlış birbirinden ayrılıyor... Rafine şekeri yersen, doğal şekeri yemzesen hastalıklar başlıyor. Peki, ama nasıl? Prof. Dr. Ayten Altıntaş iyilikgüzellik'in sorularını cevapladı.
  • Sabancı, derdine çareyi buldu
    Özdemir Sabancı'nın gelini, Demir Sabancı'nın eşi Aslıhan Koruyan Sabancı, 4 yıl önce 77 besine duyarlılığı olduğunu öğrenince, ülkemizde bugüne kadar yapılmayan bir kitaba imza attı. "Glütensiz Gurme Lezzetler" adlı çalışma, çölyak hastalarına ve besin duyarlılığı olanlara tatsız tuzsuz değil, tam gurmelere layık 170 lezzetli tarif sunuyor.
  • Kapitalizm, Deccal gibi
    "Deccal Tabakta" isimli kitabıyla gündeme gelen gazeteci-yazar Kemal Özer, GDO’ların ardındaki şirketlerin dünya hâkimiyeti peşinde koşarak ve ırk arındırma anlayışıyla Deccal gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak peşinde koşulan amacın gerçekleşemeyeceğini hesap üstünde bir hesap olduğunu da belirtiyor.
  • Gerçek aşk, kalbe iyi geliyor...
    "Aslında kalp tek değil. Tanrı kalbi de çift yaratmış. Birisini size vermiş, birisini bir başkasına, arayıp bulun diye. Bulunca iki kalbiniz oluyor." Prof. Dr. Bingür Sönmez anlatıyor...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri