Son Dakika
Cuma, 30 Temmuz 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
'Bize ne Amerikalı Coni'lerin içeceğinden' demeyin! Prof Ahmet R Küçükusta
İlk olarak 1987′de Avustur-ya’da ve 1997′de Amerika ve diğer ülkelerde satılmaya başlanan enerji içecekleri, özellikle gençler arasında çok popüler.

Günümüzde 140 ülkede 200′den fazla marka olduğu biliniyor ve bu içecekleri tüketen gençlerin sayısı her geçen gün katlanarak artıyor. Bazıları bunları kahvaltıda, öğle ve akşam yemeklerinde ve aralardaki atıştırmalarda adeta su veya soda gibi içiyor. Amerika’da yapılan bir araştırma 12-17 yaş arası gençlerin yüzde 31′inin düzenli olarak enerji içeceği içtiklerini gösteriyor. İster inanın ister inanmayın, 4 yaşındaki çocuklar için pazarlanan enerji içecekleri bile var!

Fortune Dergisi’nde 2006 yılında yayınlanan bir rapora göre enerji içecekleri pazarı Amerika’da 2000 yılından beri yüzde 700 oranında büyümüş ve yıllık satış rakamları 5,4 milyar dolara ulaşmış durumda. Bizde durum henüz o kadar vahim olmasa da, bunlar küçük Amerika olma yolunda hızla ilerleyen ülkemiz için önemli uyarılar.

Enerji içeceklerinde gazoz, kola, soda gibi benzeri alkolsüz içeceklere göre çok daha fazla kafein bulunuyor. Bunların çoğunun 250 mililitresinde 80 miligram kafein olmakla beraber içlerinde kutu veya şişe başına 505 miligrama varan miktarlarda kafein ihtiva eden enerji içecekleri de var.

Kafein tıpta, merkezi ve çevresel sinir sistemini uyaran bir ilaç olarak kullanılıyor ve makul miktarlarda genellikle emniyetli bir madde olarak biliniyor. Kafein, aynı zamanda çocuklarda kullanılabilen tek psiko-aktif ilaç. Fazla miktar kafein sinirlilik, huzursuzluk, uykusuzluk, mide-bağırsak problemleri ve çarpıntı gibi şikâyetlere yol açabiliyor.

Amerika’da besinlerde ne kadar kafein bulunabileceğini bildiren yönetmelikler var. Buna göre 12 ons yani bir kutu kola hacminde en fazla bulunabilecek kafein miktarı 71 miligram. Bir kutu kola 35 miligram kafein ihtiva ediyor. Benzer durum, ilaçlar için de söz konusu. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’ne göre reçetesiz satılan ilaçların bir tabletinde 100-200 miligram kafeine izin var ve üstelik bunun ilacın kutusu üzerinde bir uyarı ile belirtilmesi gerekiyor. Ancak enerji içecekleriyle ilgili kanun ve yönetmelikler yetersiz. İçeceklerin üzerinde muhtevalarının bildirilmesi ve sağlıkla ilgili uyarılar konulması gerekiyor, ama bunlara fazla uyulmuyor. Bazılarında çok küçük harflerle ‘günde bir kutudan fazla içmeyin’ yazıyor, görebilenler için. Yönetmelikler yeterli olmadığı için de bunların ‘performans artırıcı’, ‘uyarıcı’ ve ‘psikoaktif’ etkileri vurgulanarak özellikle genç erkeklere dönük müthiş pazarlama kampanyaları yürütülüyor.

bunlar ‘besin desteği’ olarak değerlendiriliyor ve bundan dolayı da besinler ve ilaçlar için geçerli yasalar bunlara işlemiyor. Üreticiler ‘kafalarına göre’ içine kafein koyabiliyorlar. Nitekim enerji içeceklerinin bazılarının bir şişesinde ancak 14 kutu kola içmekle alınacak miktarda yani 505 miligram kafein mevcut.

Enerji içecekleri İsveç’te 15 yaşından küçüklere satılamıyor ve ayrıca kutuların üzerlerinde egzersizden sonra ve alkollü içeceklerle karıştırılarak kullanılmaması konusunda uyarılar yer alıyor.

Norveç’te sadece eczanelerde satılmasına izin var. İngiltere’de enerji içeceklerinde 16 yaşından küçükler, gebeler ve süt veren anneler ve kafeine duyarlı kişiler için uygun olmadığına dair etiketler bulunması zorunlu. Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde yasak, bu içeceklerin ‘besin desteği’ olarak adlandırılmasıyla deliniyor; çünkü bu durumda 250 mililitrede 80 miligramdan fazla kafein bulunmaması gibi zorunluluk ortadan kalkıyor.
Kafein zehirlenmesi ciddi bir tablo. Sinirlilik, huzursuzluk, baş ağrısı, çarpıntı, ritim bozukluğu, uykusuzluk, terleme, ajitasyon, ellerde titreme gibi sinir sistemi ve mide ağrısı, göğüste yanma, bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi belirtilerine sebep oluyor. Fazla miktarda kafein özellikle hipertansiyon, kalp yetersizliği, ritim bozukluğu gibi hastalıkları olanlarda kalp ve yüksek tansiyon krizlerine yol açabiliyor.

Chicago’daki bir zehirlenme merkezine son üç yılda kafein zehirlenmesi sebebiyle 250′den fazla başvuru olmuş. Yaş ortalamaları 21 olan gençlerin yüzde 12’sinin hastaneye yatırılmaları gerekirken, bunların üçte ikisi yoğun bakım ünitelerinde tedavi edilmiş.

Enerji içeceklerinde yüzde 10-12 miktarında şeker var. Bazılarında geleneksel kafein yerine, ezilmiş guarana tohumları da bulunabiliyor. Guarana, tohumları kafein içeren bir Güney Amerika bitkisi. Bu içeceklerde ayrıca, dayanıklılığı artırdığı iddia edilen ginseng ve kas performansını artırdığı ileri sürülen karnitin ve yılan yağı da var.

Ancak hemen belirtelim ki; ne ginseng’in ne karnitin’in ne de yılan yağının bu müthiş etkilerini kanıtlayan bilimsel bir veri olmadığı gibi, bunların fazla miktarda alınmasının sağlığa zararlı olduğu da biliniyor. Gelin görün ki; tüm bu bileşikler besin desteği olarak değerlendirildiği için etkinlikleri ve emniyetlerinin herhangi bir bilimsel araştırma ile ispatlanması gerekmiyor.

Bize ne Amerikalı Coni’lerin enerji içeceklerinden demeyin; çünkü bunların tüketimi tüm dünyada olduğu gibi bizde de gençler arasında hızla yayılıyor. Birçok ülke, içeceklerin üzerinde kafein miktarlarının belirtilmesini ve ‘Dikkat yüksek miktarda kafein ihtiva eder’ gibi uyarıların bulunmasını şart koşan yönetmelikler hazırlıyor.

Bizde de geç kalınmadan, enerji içecekleri ile ilgili yönetmelikler gözden geçirilmeli ve içeceklerin üzerinde gerekli bilgi ve uyarılar görülecek şekilde yer almalı. En önemlisi de ayran, boza, şıra, şerbet, kefir gibi içeceklerimizin kıymetini bilelim.

***

Enerji içeceklerinin çocuklar için yasaklanıp yasaklanmaması tüm dünyada tartışılıyor. Bu içeceklerin, düzenli olarak kullanan çocuklarda bağımlılığa yol açmasından, uyku bozukluklarına sebep olmasından ve beslenmeyi olumsuz etkilemesinden endişe eden uzmanların sayısı hayli fazla ama sadece aşırı tüketimin sorunlu olduğunu savunanlar da var. Bazı araştırmacılar, kafeinin dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan çocuklarda kavrama, psiko-motor ve duygusal performansı artırabileceğini ileri sürerken, bazıları da tam aksine enerji içeceklerinin hiperaktiviteyi tetikleyebileceği görüşünde ısrarlı.

***

Enerji içeceklerinin madde bağımlılığına yol açmasından ve alkolle beraber alınmasının oluşturacağı zararlardan ciddi endişe duyuluyor. Gençler arasında yapılan yeni bir araştırma, enerji içecekleri kullanımıyla davranış bozuklukları, sigara, alkol ve esrar kullanımı arasında ilişki olduğunu ortaya koyuyor.

Kafein bağımlılığı da gençleri bekleyen bir başka tehlike. Belirli bir süre kafein ihtiva eden yiyecek ve içecekleri tüketenlerde zamanla kafein bağımlılığı gelişiyor ve bu kişiler, kafein almadıklarında huzursuzluk, sinirlilik, çarpıntı, yorgunluk, baş ağrısı gibi kafein yoksunluk belirtileri gösterebiliyor. Bir de bazı antibiyotik ve nefes açıcı ilaçların kafeinle birlikte alındıklarında tehlikeli yan etkilere yol açabileceklerini unutmamak lâzım. Kafeinin besleyici bir değerinin olmaması da gelişme dönemindeki çocuklar için mutlaka dikkate alınması gereken bir husus. ‘Drug and Alcohol Dependence’ dergisinde yayınlanan bir araştırma enerji içeceklerinin bilinçsizce kullanımlarına bağlı olarak gençler arasında kafein zehirlenmesinin her geçen gün hızla arttığını gösteriyor.

17.01.2010 Bu yazi 330 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5
Tarım Bakanlığı'nı...




 
  • ‘ABD elçisi beni tehdit etti’
    Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, timeturk.com’dan Kemal Özer’e çarpıcı açıklamalar…
  • GDO: Çağdaş Esaret
    Bu bir beslenme kitabı değil, karşı olup olmamakla ilgili bir mesele de değil! Bu kitap geleceğimizi ipotek altına sokmaya çalışanlara bir başkaldırıdır. Tohumumuza el konulduğu zaman biz köleyiz. Bu yüzden 'çağdaş esaret'"
  • Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa
    Gerçek ortaya çıkıyor! Doğru ile yanlış birbirinden ayrılıyor... Rafine şekeri yersen, doğal şekeri yemzesen hastalıklar başlıyor. Peki, ama nasıl? Prof. Dr. Ayten Altıntaş iyilikgüzellik'in sorularını cevapladı.
  • Sabancı, derdine çareyi buldu
    Özdemir Sabancı'nın gelini, Demir Sabancı'nın eşi Aslıhan Koruyan Sabancı, 4 yıl önce 77 besine duyarlılığı olduğunu öğrenince, ülkemizde bugüne kadar yapılmayan bir kitaba imza attı. "Glütensiz Gurme Lezzetler" adlı çalışma, çölyak hastalarına ve besin duyarlılığı olanlara tatsız tuzsuz değil, tam gurmelere layık 170 lezzetli tarif sunuyor.
  • Kapitalizm, Deccal gibi
    "Deccal Tabakta" isimli kitabıyla gündeme gelen gazeteci-yazar Kemal Özer, GDO’ların ardındaki şirketlerin dünya hâkimiyeti peşinde koşarak ve ırk arındırma anlayışıyla Deccal gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak peşinde koşulan amacın gerçekleşemeyeceğini hesap üstünde bir hesap olduğunu da belirtiyor.
  • Gerçek aşk, kalbe iyi geliyor...
    "Aslında kalp tek değil. Tanrı kalbi de çift yaratmış. Birisini size vermiş, birisini bir başkasına, arayıp bulun diye. Bulunca iki kalbiniz oluyor." Prof. Dr. Bingür Sönmez anlatıyor...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri