Son Dakika
Çarşamba, 18 Ekim 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Bir damarda cerayan eden akıl almaz olaylar...
Bedenin yaralanan kısmında kan, 80’den fazla kimyasal reaksiyonun rol aldığı akıl almaz bir süreçle pıhtılaşıyor. Mikroplarla savaşan akyuvarlar yaralı bölgeye geliyor, özel proteinler doku yapım çalışmalarına girişiyor.

Pıhtılaşmanın sırları / Selcen Pirge / Atlas Dergisi / Haziran 2011

Bedenin yaralanan kısmında kan, 80’den fazla kimyasal reak­siyonun rol aldığı akıl almaz bir süreçle pıhtılaşıyor. Mikroplarla savaşan akyuvarlar yaralı bölgeye geliyor, özel proteinler doku yapım çalışmalarına girişiyor.

Vücudumuzda her an anlaşılması güç sayısız işlem birbiri ardına meydana geliyor ve biz çoğunun farkına bile var­mıyoruz, Yemek için çene kadarımızı çalıştırmamız gerekiyor ama baş aşağı olsak bile kokmayı yemek borusundan ı düşünmemize ki, midemizdekilerin indirilip kana karışması, kalbimizin çalışması gibi işler bize bağlı değil.

Kalp alışının hızını ve ritmini kalbin elektrik sistemi kontrol ediyor. İnsanın kalp kası, bir günde aşağı yukarı 100 bin defa kan pompalıyor Her defasında atar­damarlar genişliyor, daralıyor. Esneklik, kan akısını kolaylaştırması bakımından önemli. Damarların sert olması, kalbin daha fazla çalışması anlamına geliyor.

Kısa süre önce damarlarımıza esneklik veren tropoetastin adlı proteinin seklini ortaya çıkaran araştırma ekibinden Dr. Clair Baldock, "Deneyler, tropoclastinin boyunun sekiz katı uzayıp orijinal sekline geri dönebildiğini gösteriyor" diyor. Baldock, çok sayıda tropoelastinin koordineli şekilde, kusunuz mon­tajının dokulara esneklik verdiğini ifade ediyor.

Yine kısa bir süre önce, kan pıhtısının ana maddesi olan fibrin ağlarının süper elastikiyetinin temelindeki yapısal sırlar ortaya çıktı. Ancak, bundan bahsetme­den önce biraz pıhtılaşmayı anlatalım. Pıhtılaşma, 80’den fazla kimyasal reak­siyonun rol aldığı akıl almaz bir süreç.

Diyelim soğan doğrarken elimiz kesildi, hemen endotelin adlı bir madde salgıla­nıyor ve kesilen damar büzüşmeye başlı­yor. Bu arada, kanda bulunan trombosit adlı hücreler minik kollarıyla birbirle­rine ve yaralı bölgeye yapışıp tıkaç gibi deliği kapatıyor. Öte yandan, art arda meydana gelen zincirleme reaksiyonlar sonucunda fibrin ağları oluşuyor. Kan hücreleri örümcek ağına benzeyen ağla­ra takılıyor ve kan pıhtılaşıyor.

Kan pıhtısının, damardan dışarı­ya akan kanı durduracak kadar sert, fakat damarın içindeki normal kan akışının önünü kesmeyecek kadar da elastik olması gerektiği belirtiliyor. Hollanda'nın AMOLF araştırma laboratuvarından Dr. Gijsje Koenderink ve ekibi 2010 yılında fibrin liflerinin önceden sanıldığından 100 kat daha esnek olduğunu keşfetti.

Bilim insanları, fib­rinin nasıl hem çok güçlü hem de çok esnek olabildiğini anlamaya çalışıyor.

Bir yaranın iyileşme süreci, yaralan­ma anıyla başlayan kompleks olaylar dizisi. Mikroplara karşı çeşitli silahlarla donanmış akyuvarlar, uzaktan yarayı tespit ederek yaralı bölgeye gidiyor. Weizmann Bilim Enstitüsünden Pro­fesör Ronen Alon ve ekibinin araştır­masına göre, çok sayıda küçük "bacak­la" seri bir şekilde damar yüzeyine bağlanıp ayrılarak hızla bölgeye ulaşı­yorlar.

Bakterileri yutan ya da ağ atarak yakalayan nötrofil adındaki akyuvarlar, yaralanmaya en önce tepki veren bağı­şıklık sistemi elemanlarından. Hücre zarları, patlayıp açılana kadar büzülü­yor ve içlerindeki nükleik asit, enzim karışımı hızla boşalıyor. Bu karışımdan oluşan ağlar bakterileri yakalıyor ve öldürüyor.

Tenascin-C, örümceğe benzeyen altı bacaklı büyük bir protein, yaralı bölgede hücre dışı matriksin inşasında görev alıyor.

İyileşme sürecindeki rolünü ince­leyen Imperial College'den Dr. Kim Midvvood, hücre dışı matriksi “hücrele­rin evleri” olarak tanımlıyor. “Barınma, besin sağlıyor ve hücreye nasıl davranacağım söyleyen sinyaller gönderiyor” diyor.

Midvvood, Tenascin-C yaramı kenarlarında beliriyor, isi bitince 4 gidiyor. Araştırmalarını Journal of Rio logical Chemistry'nin Şubat 2011 sayı tında yayımlayan Imperial Cottege'den bilim insanları, dur ve devam fonksiyon lan olduğunu da keşfetti.

Yaralanan dokunun yenilenmesi bir yana deri hücrelerimizden kan hücrelerine, organlarımıza kadar vücudumuz sürekli bir değişim içinde. Yaklaşık beş yıl önce, Stockholm'da bulunan Karolinska Enstitüsü'nden Dr. Jonas Frisen ve meslektaşları, yeni bir yöntem kalkı­narak bir yetişkinin bedenindeki hücrelerin ortalama yaşının yedi, on yıl ara­sında olabileceği sonucuna vardı.

Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi’nden kök hücre uzmanı Dr. Markus Gaeanpa, yetişkin bir insanın karaciğerinin 500 günde tamamen değiştiği kanısında. Frisen ve ekibinin yeni çalışmalarına göre de, normal bir yaşam süresi içinde kalp hücrelerinin yaklaşık yarısı değişmiş oluyor. Tabii, çok hızlı değişen hücrelerde de var. İnsanın midesini kaplayan hücrelerin beş günde bir değiştiğini belirtiyor.

 

01.07.2011 00:13:00 Bu haber 5317 defa okundu
Bir damarda cerayan eden akıl almaz olaylar...
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri