Son Dakika
Cumartesi, 8 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Çiğ süt ve kutu sütlerin anlamsız seyehati Prof Tayfun Özkaya
Aydın’dan İzmir’e dönüyoruz. Yanımızdan çiğ süt taşıyan kamyonlar geçiyor. İzmir’in çok uzağındaki illerde üretilen sütü İzmir’e işlenmek üzere getiriyorlar.

Aydın yönüne giden yolda ise paketlenmiş süt taşıyan kamyonlar İzmir’den çeşitli illerdeki tüketicilere ürünleri ulaştırmaya çalışıyor. Benzer şeyler başka bölgelerde örneğin Marmara’da da görülmekte. Bu durum çok mu normal? Çiğ süt her ilçede yapılacak olan daha küçük tesislerde işlense idi, bu gereksiz taşımalara gerek kalmayacaktı. Bu, yollardaki gereksiz trafiği ortadan kaldırdığı gibi ülkenin petrol faturasını, dolayısı ile ödemeler dengesini de rahatlatırdı. Dahası bu gereksiz taşıma nedeni ile hava kirletiliyor. Küresel ısınmanın durdurulması için de tarım ürünlerinin olabildiğince yerel üretilip, yerel tüketilmesi gerekli. Olayı dünya çapında düşündüğümüzde durum daha da korkunç. Örneğin Türkiye pekâlâ kendisi için gerekli pamuğu üretebilecekken, öncelikle ABD’de pamuk üreticilerine verilen yüksek düzeydeki primler, pamuk ithal edenlere verilen uygun koşullu krediler ve Türkiye’nin de pamuk ithalatında vergiyi sıfırlaması nedeniyle bunu yapamıyor. ABD’den bir milyar dolar değerinde pamuk ithal ediyoruz. Bu olayı başka birçok ürüne genişletebiliriz.

Peki, neden böyle oluyor? Temel neden, süt işleyen şirketlerin gittikçe büyümesi, küçükleri yutmasıdır. Bunu hızlandıran bir etmen de SEK’in özelleştirilmesi idi. Süt ürünlerinde dört firma üretimin %52’sini gerçekleştiriyor. (Bakınız: Necdet Oral’ın makalesi, Mülkiye Dergisi, sayı: 262, Bahar 2009) Buna sektörde yoğunlaşma veya oligopolleşme diyoruz. Halk dilinde tekelleşme de diyebiliriz. Süt ürünleri piyasasını yedi şirket kontrol ediyor. Bu kontrol şirketlere ne sağlıyor? Tabii ki köylüden aldıkları sütün fiyatı ile tüketiciye sattıkları sütün fiyatını nerede ise istedikleri gibi belirleme gücünü. Nitekim SEK’in özelleşmesini takiben bu durum açık bir şekilde gözlenmektedir.

İşletmelerin çok büyümesi teknik bir gereklilik nedeni ile değil, bu tekelleşmenin bir sonucu olarak gerçekleşmektedir. Tabii şirketlere sorarsanız sizi ikna edecek birçok şeyler söyleyeceklerdir. Bu aslında gereksiz olan merkezileşme nedeni ile sütü çoğumuz gereksiz yere, UHT denilen aşırı ısıtılmış şekilde içmek zorunda kalıyoruz.

Sonunda aşırı trafik, küresel ısınma, üreticinin sömürülmesi, tüketicinin pahalı ve daha az sağlıklı süt ve ürünlerini tüketmek zorunda kalması gibi bir sürü gelişme (aslında bozulma) ile karşılaşıyoruz. Eğer bütün bunları kader diye karşılıyorsanız diyeceğim yok. Yeni bir dünya mümkündür diyorsanız, yerel kooperatifleri geliştirmekten başlayacak yapılacak birçok şey var. 

19.09.2009 Bu yazi 4505 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri