Son Dakika
Cuma, 30 Temmuz 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Dikkat! SAR öldürebilir… Kemal Özer
Ülkemizde cep telefonu abonesi sayısı 90 milyonu aşmış. Çocuklar ve köylü kadınların telefonu sahibi olmadığını düşünürseniz ortalama herkesin iki adet cep telefonu var. Acaba kaç abone, SAR (Specific Absorption Rate) hakkında bilgi sahibi? Yahut kaç kişi cep telefonu alırken telefonun SAR değerlerini araştırıyor?

SAR nedir?

İnsan vücudunun 1 Kğ’nın sıcaklığını 1°C yükselten elektromanyetik enerji miktarına SAR denir. Diğer bir anlatımla SAR, cep telefonu kullanılırken vücudun emdiği radyo dalgası enerjisi miktarının bir ölçüsü olan emilim (Spesifik Absorpsiyon) oranı anlamına gelmektedir. Yürürlülükte olan bilimsel tabanlı uluslararası tavsiyeler ve standartlar, maksimum SAR seviyesini belirlemektedir.

 

Cep telefonları herkesin vazgeçilmezleri arasına girdiğine göre, kullanıcıları bu cihazın yararı kadar zararı ve özellikle uzun vadede insan ve çevre üzerindeki etkilerini çok iyi bilmek zorundadır.

Vücut ısısı ve ateş nedir?
Beyindeki ‘hipotalamusta’ adlı bölüm vücut ısısını düzenlermiş. Adeta vücutta termostat görevi yapıyor. Bu sayede vücut ısısını, dış ısı değişikliklerine karşın sabit tutarmış. Tıp bilimi vücut ısısının normalin üzerine çıkmasına ateş diyor. Vücut ısısının, erişkinlerde 36.1 - 37.8 Cº arasında olması durumunda normal kabul ediliyor. Vücut ısısı çocuklarda, erişkinlerden daha yüksek olabiliyor.

 

Ateşin yükselmesi vücutta nelere yol açar?

Ateşin yükselmesi sırasında titreme ve perifer damarlardaki geçici daralmaya bağlı olarak eller ve ayaklarda soğuma gibi belirtiler ortaya çıkarmış. 37 derecenin üzerindeki her 1 derecelik artışta metabolizma hızı %10-12 artırır, buna bağlı olarak kalp atışları hızlanıp, sıvı ve kalori ihtiyacı artarmış. Tüm bunlar kalp ve solunum sistemine ek yük getirip, ateşli havaleye yol açabilmekte; ayrıca çocuklarda huzursuzluk, sayıklama, halüsinasyon gibi etkiler yapabilmekte imiş. Vücut ısısının 41 dereceyi bulması ölümlere yol açabilirmiş.

 

Kısa süreli bile olsa bir derecelik bir artışın bile vücut için büyük risk oluşturmuş. Her biri bir iki derecelik artışlara neden olan cep telefonlarından yanımızda bir veya daha fazlasını taşımamız riskimizi daha da büyütmekte imiş.

 

Baz istasyonu terörü ve cep telefonu SAR’ına ilave olarak kablosuz ADSL modemleri, kablosuz ev telefonları, buletooth cihazları ve buletooth kulaklıklarla güçlendirilen SAR’ın tahribatları erişkin, genç ve çocuklar için asla göz ardı edilemeyecek boyutlara erişmektedir.

 

Cep telefonları ve diğer kablosuz cihazlar radyo frekansı (RF) ile haberleşirler. Cep telefonları açık kaldığı ve de görüşme yapıldığı süreçte baz istasyonları ile sürekli haberleşme yapar. Sar’ın zararı yalnızca görüşme yapıldığı zaman değil süreklilik arzeden bir durumdur. Ancak görüşme süresinde bu durum artmaktadır.

 

SAR değerleri
SAR’ın zarar oluşturan biyolojik etki dozu 1 - 4 W/kg’dır. IEEE, ANSI, NCRP ve IRPA tüm vücut için SAR’ı 4 W/kg kabul etmiştir. Genel kullanıcılar için SAR = 0.08 W / kğ’dır.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 1996 yılından beri yürütülen Elektromanyetik Alan Projesi’nde (WHO-EMF Project) cep telefonu SAR değerleri için üst sınırı (0.08 W/kg) yakın olan 0.1 W/kg (SAR) değeri üst risk sınırı olarak kabul edilmektedir. Bu değerin üzerindeki cep telefonlarının kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

 

SAR standartlarını, Amerikan Milli Standartlar Enstitüsü (ANSI), Elektrik ve Elektronik Mühendisleri Enstitüsü (IEEE) ve Uluslararası Non-İyonizan Radyasyon Koruması Komisyonu (ICNIRP) gibi uzman kuruluşlar koymaktadır.

 

Cep telefonlarının SAR bilgileri, ürünün kullanıcı kılavuzlarında yer alması bir zorunluluk. Telefon almadan önce ürünün SAR değerleri hakkında mutlaka araştırma yapılması gerekiyor. SAR değeri bilinmeyen ve yüksek olan cihazla kesinlikle tercih edilmemeli.

 

Maalesef cep telefonlarının ezici bir çoğunluğunun SAR değerleri standartlara uygun değil. Özellikle promosyon olarak verilen ve ekonomik telefonlarda SAR değeri oldukça yüksek çıkmakta. Tüm telefon modelleri ‘spesifik absorpsiyon oranı’ testlerinden geçirilmiş olması ve risk sınırının altında olması gerekmektedir. Ancak bugün birçok telefonda bunu görmek mümkün değildir. ABD’de SAR değerini doğru açıklamayan üretici ve satıcılara çok büyük ceza ve tazminatlar uygulanırken özellikle Rusya ve İngiltere gibi ülkeler SAR değeri yüksek ürünlerin tüketicilere satılmasına izin vermemektedirler.

 

Mesela Rus Prime-Tass Ajansı’nın 25 Nisan 2006 ve 23 Mayıs 2006 tarihlerinde yayınlamış olduğu haberlerinde Rus İstihbarat birimleri, düşük bedel beyanı ile ülkelerine sokulan 167.500 adet Motorola C115 cep telefonunu yakaladığını duyurmuştu. Yapılan incelemelerde, bu telefonların uluslararası standartların iki katından fazla radyasyon (SAR) yaydığı tespit edilmiş. Ayrıca bu telefonların diğer bazı ülke pazarlarına da değişik yöntemlerle sokulduğunu tespit edilir. Yakalanan bu telefonların 50 bin adedi Rusya tarafından imha edilir. Kalan 117.500 telefon ise Motorola firması tarafından değiştirme garanti verilerek geri alındığı haberde belirtilmekte idi.

 

Bu haberlerin devamında Motorola firması tarafından geri alınan 117,500 adet C115 cep telefonunun, aralarında ülkemizin de bulunduğu gümrük incelemeleri ve radyasyon ölçümleri konusunda zafiyetleri olan ülkelere gönderilmiş olabileceği belirtilmekte idi.

 

Haberde yer alan bu bilgilerin doğru olması halinde Türkiye tüketicisi adı geçen marka yahut diğer markaların bu tür ürünleri yüzünden ciddi bir tehlike ile karşı karşıya kaldığı ortadadır. Sorun elbette bununla sınırlı değil. Toplum ve birey sağlığını koruma konusunda hassasiyet zafiyeti olan ülkemizde bu tür vakalar, vak’a-i âdiye’den olması ağır bedelleri ödememize neden olabilmektedir. Ülkemizde bir dönem kontör alana hediye cep telefonlarını verildiği gerçeğini düşündüğümüzde

 

Bu ülkenin Sağlık Bakanlığı, sadece hasta tedavisi ile uğraşmaktan artık vazgeçip koruyucu hekimliği birincil görev haline getirmeli. Toplumu bu tür tehlikelere karşı bilinçlendirmelidir. Bu ülkenin tüketiciden sorumlu Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın ilgili birimleri ayıplı malla uğraştığı kadar bu tür teknik meseleleri de kendine dert edinmelidir. Bu ülkenin Çevre Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı anayasal görevlerinin bilincinde olup noterlik yapmaktan vazgeçmelidirler.


Yüksek SAR değerine sahip cihazların etkileri ise kısaca şu şekilde sayılıyor.

24 Saat içinde gelişen kısa süreli zararları:
• Görüş alanında daralma.
• Kalp rahatsızlıkları.
• Kalp pilinin bozulma riski.
• Hafıza zayıflaması ve beyin tümörü riski
• Yoğun stres ve yorgunluk hissi.
• Kalıcı işitme bozuklukları.
• Konsantrasyon ve dikkat bozulması.
• Embriyo gelişiminin zarar görmesi.
• Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma
• Kadınlarda düşük riskinin artması.
• İşitmede geçici aksaklıklar oluşması.
• Kan hücrelerinin bozulması.
• Bas ağrıları ve sersemleme
• Bağışıklık sisteminin bozulması.

10 yıl gibi daha uzun vadeli zararları:
• Yüksek tansiyon.
• Genetik yapının bozulması.
• Sperm sayısının azalması ve kısırlık.
• Beyaz kan hücresi (lenfoma) kanseri.
• Cilt kanseri.
• Kan beyin bariyerinin zedelenmesi.

Bu konudaki en önemli sorun ise risk sınırları içinde cihazların yanı sıra hiçbir testten geçmemmiş SAR değeri bilinemediği gibi öğrenilmesi de imkânsız cihazların piyasada yaygın olarak kullanılmasıdır.

 

Avea Genel Müdürü, ‘Telefon konuşmalarım bir dakikayı geçmiyor’ diyor. Lakin firması ücretsiz görüşme kampanyasını başlatarak aboneleri daha çok konuşmaya iten şirket. İnsanları sürekli cep telefonu ile konuşarak risk altında tutmak sağlık ve güvenlik haklarının açıkça ihlalidir. Artık bu devletin ilgili kurumları da bu konuları ciddiye almak ve de önlem alarak tüketicileri korumak zorundadır.

 

Zararları azaltmanın bazı yolları

Aboneler birden fazla telefon taşımamalı, SAR değerini bilmediği telefon satın almamalı, kablosuz modem ve kablosuz kulaklık kullanmalı, taşınabilir bilgisayarlar ve cep telefonlarının buletooth geçenekleri kapalı tutulmalı, telefonlar ceplerde değil çantada taşınmalı, telefon açılınca hızlı açıp hemen konuşmaya geçilmemeli, konuşma sırasında kulağa uzak tutulmalı, kablolu kulaklık kullanılmalı, masalarda bir metre mesafede tutulmalı, konuşma süresi çok kısa tutulmalı, uzun süre konuşabilecek tarifeler tercih edilmemeli, araçta ve yürürken konuşma kesinlikle yapılmamalı [hareketli iken radyasyon daha da artar]dır.

 

Telefonun kanser dâhil onlarca sağlık ve gelişim sorununa neden olduğu asla unutulmamalıdır. Vücudumuz bize Allah c.c. bir emanetidir. Unutmamalıyız ki: Kıyamet gününde önlem alabilecekken önlem almayarak hastalanmak ve hatta ölüme neden olmaktan hesaba çekilme riski bizi bekliyor.

 

SAR hakkında bilgi alınabilecek siteler
http://www.sarshield.nl/engels/index.html
http://www.sarvalues.com/
http://www.gnrk.gazi.edu.tr/
http://www.servetbasol.com/Articles/SAR.htm

http://www.mobile-phones-uk.org.uk/sar.htm
http://www.fcc.gov/cgb/sar/

03.11.2008 Bu yazi 773 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Tarım Bakanlığı'nı...




 
  • ‘ABD elçisi beni tehdit etti’
    Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, timeturk.com’dan Kemal Özer’e çarpıcı açıklamalar…
  • GDO: Çağdaş Esaret
    Bu bir beslenme kitabı değil, karşı olup olmamakla ilgili bir mesele de değil! Bu kitap geleceğimizi ipotek altına sokmaya çalışanlara bir başkaldırıdır. Tohumumuza el konulduğu zaman biz köleyiz. Bu yüzden 'çağdaş esaret'"
  • Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa
    Gerçek ortaya çıkıyor! Doğru ile yanlış birbirinden ayrılıyor... Rafine şekeri yersen, doğal şekeri yemzesen hastalıklar başlıyor. Peki, ama nasıl? Prof. Dr. Ayten Altıntaş iyilikgüzellik'in sorularını cevapladı.
  • Sabancı, derdine çareyi buldu
    Özdemir Sabancı'nın gelini, Demir Sabancı'nın eşi Aslıhan Koruyan Sabancı, 4 yıl önce 77 besine duyarlılığı olduğunu öğrenince, ülkemizde bugüne kadar yapılmayan bir kitaba imza attı. "Glütensiz Gurme Lezzetler" adlı çalışma, çölyak hastalarına ve besin duyarlılığı olanlara tatsız tuzsuz değil, tam gurmelere layık 170 lezzetli tarif sunuyor.
  • Kapitalizm, Deccal gibi
    "Deccal Tabakta" isimli kitabıyla gündeme gelen gazeteci-yazar Kemal Özer, GDO’ların ardındaki şirketlerin dünya hâkimiyeti peşinde koşarak ve ırk arındırma anlayışıyla Deccal gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak peşinde koşulan amacın gerçekleşemeyeceğini hesap üstünde bir hesap olduğunu da belirtiyor.
  • Gerçek aşk, kalbe iyi geliyor...
    "Aslında kalp tek değil. Tanrı kalbi de çift yaratmış. Birisini size vermiş, birisini bir başkasına, arayıp bulun diye. Bulunca iki kalbiniz oluyor." Prof. Dr. Bingür Sönmez anlatıyor...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri