Son Dakika
Pazartesi, 29 Mayıs 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Ehli Kitabın kestiği yenir mi?

Maide 5 “Bugün size iyi ve temiz olanlar helal kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin İslâm’a uygun yiyeceği avladığı ve kestiği size helal ve sizin kestiğiniz yiyeceğiniz de onlara helaldir. Mü’minler’den namuslu/iffetli kadınlarla sizden önce kendilerine kitap verilenlerden namuslu hür kadınlar, -(siz) namuslu/iffetli, zinaya sapmamış ve onları gizli dost da edinmemiş olarak- kendilerine mehirlerini verip nikâh edince size helaldirler. Kim ilâhî hükümlere inanmayı kabul etmez/inkâr ederse, onun bütün ameli boşa gitmiştir. O âhirette de zarar ve ziyana uğrayanlardandır.”

 

ÂYETLERDEKİ ŞER'İ HÜKÜMLER

 

Birinci hüküm: Kitap ehlinin kestiği hayvanların hükmü nedir?

 

Müfessirlerin cumhuruna göre, “Kendilerine kitap verilenlerin yiyeceği sizin için helaldir.” ayetindeki yiyecekten maksat, kitap ehlinin kestiği hayvanların etleridir. Onların yetiştirdikleri sebzeler ve pişirdikleri ekmekler değil. Zira onların kestikleri bizzat onların kesimleriyle helaldir. Yok­sa ekmek, meyveler ehil kitaba helal olduktan sonra zaten müminlere mu­bahtır.

 

Kitap ehlinin kestiklerinin helal oluş hükmü, yalnız kitap ehline hastır. Hiçbir semavi kitaba inanmayan, yalnız putlara tapan müşriklerle ateşe tapan Mecusilerin kestikleri hayvanların etleri ve onların kadınları haram­dır. Zira Allah c.c. “Üzerlerine Allah’ın ismi anılmayanlardan yemeyin. Çünkü bu, muhakkak ki bir fısktır.” (En'am: 121) buyurmuştur.

 

Müşrikler ve Mecusiler hayvanları keserken ya şer'î manada bir ke­sim yapmazlar, ya da kesim yapsalar bile bunu Allah c.c.'in ismini anarak yapmazlar. Onların kadınlarıyla evlenmenin haram olduğunu yine Allah (cc), “Allaha eş tanıyan müşrik kadınlarla onlar imana gelinceye kadar “evlenmeyin” (Bakara: 221) ayetiyle bildirmiştir.

 

Kitap ehlinin kestiği hayvanlarla ve onların kadınlarıyla evlenme hu­susunda hususi hükümler mevcuttur.

 

Bu hükümler müşrik ve Mecusileri kapsamaz. Mecusi ve diğer müşrikler kitap ehli olanlar ile bir konuda, İslam devleti tarafından cizye alınması konusunda eşittirler.

 

Hz. Ali'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Ali r.a., Arapların Beni Tağallüb kabilesinden olan Hıristiyanları diğer Hıristiyanlardan istisna ederek, “On­ların Hıristiyanlıkla hiçbir ilişkileri yoktur. Ancak Hıristiyanlardan içki iç­meyi öğrenmişlerdir.” der.

 

Hz. Ali'nin bu beyanından anlaşılıyor ki. “Ben Hıristiyanım” diyen kimse kitap ehli sayılamaz.

 

Hıristiyanların kitabı olan İncil'e göre amel etmeleri ve gerek îtikâd, gerek ibadetlerinin de kitaplarına uygun olması gerekmektedir.

 

İmam Şafii r.a.’de Hz. Ali r.a.’in yukarıdaki beyanını esas alarak aynı görüşü kabul etmiştir.

 

İbn-i Abbas r.a.’a Arap Hıristiyanların kestikleri hayvanların etlerinin yenilmesi hususu sorulunca. “Onların kestiklerinin yenilmesinde bir sa­kınca yoktur. Yenebilir.” demiştir, imam-ı Azam r.a. da bu görüştedir. (F. Razi, Tefsiri Kebir, c 11, 146)

 

Allah c.c.’in “...Sizin yiyeceğiniz de onlar için helaldir.” ayetinde ka­dınların evlenme hükümlerini beyan etmemesinde gizil bir uyarı vardır. Ni­kâhla kesilen etlerin hükümleri bir değildir. Çünkü Müslümanlar ile kitap ehlinin kestikleri hayvan etlerinin mubah olmasında iki taraf İçin bir eşitlik vardır. Yani Müslümanların kestikleri etler kitap ehline, kitap ehlinin kestiği hayvanların etleri Müslümanlara helaldir.

Kadınlarla evlenmenin helal olması hükmü ise yalnız Müslümanlara has bir hükümdür. Müslümanlar kitap ehli kadınlarla evlenebilecekleri halde kitap ehli erkekler Müslüman kadınlarla hiçbir zaman evlenemezler. Şayet bir Hıristiyan erkek Müslüman bir kadınla evlenirse İslâm hukukuna göre o Müslüman kadın üzerinde Hıristiyan erkeğin velayet hakkı olacak­tır. Hâlbuki Allah c.c. hiçbir zaman kâfirlere Müslümanlar üzerinde bir velayet hakkı vermemiştir.

 

İkinci hüküm: Bir Yahudi ve Hıristiyan kadınla evlenmenin hükmü ne­dir?

 

Fakihlerin cumhuru, bir Müslüman’ın zimmî olan Yahudi ve Hıristiyanlardan bir kadınla evlenmesinin helal olduğuna. “...Sizden evvel kitap ve­rilenlerden yine hür ve iffetli kadınlar dahi, siz onların mehirlerini ver(ip nikah ed)ince (size helaldir)” ayetine dayanarak hükmetmişlerdir.

 

İbn-i Ömer r.a. bu hususta şöyle der: “Müslüman bir erkeğin zimmî olan Yahudi veya Hıristiyan bir kadınla evlenmesi caiz değildir. Çünkü Al­lah c.c., “Ey müminler Allaha eş tanıyan kadınlarla, onlar İmana gelinceye kadar evlenmeyin.” buyurmaktadır. Ben, “Rabbim İsa'dır” demekten daha büyük bir şirk bilmiyorum. Şüphesiz Allah c.c., kâfirlerden uzaklaş­mayı farz kılmıştır. Çünkü Allah c.c., “Ey iman edenler, benim de düşma­nım, sizin de düşmanınız olanları dostlar edinmeyin.” (Mümtehine: 1) buyurmuştur. Dost edinmek veya evlenmek ise yaklaşmayı gerektiren en bü­yük amillerdendir. Allah c.c.  ise bilindiği gibi “Müşrikleri dostlar edinme­yin” buyuruyor. Bundan kesinlikle anlaşılıyor ki, yalnız müşrik bir kadınla değil, Hıristiyan ve Yahudi bir kadınla evlenmek de haramdır.”

 

Bize göre mevzuumuz âyet, kitap ehli Yahudi ve Hıristiyan kadınlarla evlenmenin caiz olduğunu sarahatle ortaya koymaktadır. Fakihlerin cum­hurunun görüşü de budur.

 

Zannediyorum ki İbn-i Ömer r.a., Hıristiyan kadınla evlenen erkeğin ve ikisinin dünyaya gelecek çocuklarının bozulacağını ve İslamî bir terbiye ile yetişemeyeceğini nazarı itibara alarak Yahudi ve Hıristiyan kadınlarla evlenmenin caiz olmadığına hükmetmiştir. Şüphesiz evlilik hayatı, karı-koca arasındaki sevgiyi kuvvetlendirdiğinden bazen erkeğin kadının dinine meylettiği görülmektedir.

 

Çocuklar ise zaten yaratılış itibariyle annelerine daha çok meylederler. Hatta çoğu defa Hıristiyan bir kadınla evlenen erkeğin çocukları annelerinden aldıkları dini terbiye İle Hıristiyan veya Yahudi olmaktadırlar. İşte böyle bir evlilik neticesi doğacak çocuklara, evliliğin büyük zararı olduğundan bu tür evlilik' kati surette haramdır. Şayet böyle bir evlilikte yukarıdaki zararlardan emin olunduğu takdirde veya evlene­ceği kadını Müslüman etme niyetini taşıyorsa böyle bir evliliğin haram olduğuna dair ne ayet, ne hadiste bir delil vardır. Allah c.c. en iyi bilendir.

 

Kaynak: Muhammed Ali Sabunî Ahkâm Tefsiri, Cilt 1, s 467-471

Diğer başlıklar
Ehl-i Kitap kaldı mı?

Ehl-i Kitap-Yehûd, Nasârâ, Sâbiîlik, Mecusîlik, Budizm, Hinduizm

Ehli kitap, koşer ve helâl

12.03.2009 22:14:00 Bu sayfa 32854 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri