Son Dakika
Pazartesi, 16 Aralık 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Garantiniz var mı? Kemal Özer
73 milyonluk bir ülkede gönüllü sayısı, sadece on binlerle ifade ediliyor. Bu fotoğraf iyi bir geleceğin habercisi değil.

73 milyonluk bir ülkede gönüllü sayısı, sadece on binlerle ifade ediliyor. Bu fotoğraf iyi bir geleceğin habercisi değil.

 

İnsan, bu ihtiyacını şimdilik sadece insandan temin edebiliyor. Ufukta başka bir seçenek de gözükmüyor.

 

Şu an sizin ya da bir yakınınızın ihtiyacı olmayabilir. Lakin bir saat sonrası için kimin garantisi var ki?

 

Doğum, ameliyat, görünür görünmez kaza gibi birçok neden, zengin-fakir, yaşlı-genç, kadın-erkek ayırımı yapmadan sizi de bir ünite kana muhtaç edebilir.

 

Bugün bir ihtiyaç sahibine iyilik yapmazsak, başkası yarın bize neden iyilik yapsın? Hele materyalist bir toplumda bu iyilik için haklı bir gerekçe üretilebilir mi?

 http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/04/kanhucre.jpg

Şimdi biz birine yarım saat zaman ayıramazsak yarın tanımadığımız biri, bize neden yarım saatini ayırsın ki?

 

Size kanın öneminden bahsedecek değilim. Önemi ve fonksiyonlarını hemen herkes yeterince biliyor zaten.

 

Ancak şunu iyi bilmeliyiz ki: Kan, yaşamımız için en kritik organlardan biri. İnsan vücudunun kendi ürettiği bu organın dinen ve hukuken ticareti yasak.

 

Organ nakli Musevi din adamlarınca “cinayet” olarak değerlendirilirken, Hıristiyanlar için ortak bir görüş olmamakla beraber, mevcut Papa organ nakline cevaz vermemektedir. Papa’nın görüşü Katolikler açısından bağlayıcıdır. Yahova Şahitleri ise organ naklini kişisel ve vicdani bir mesele olarak görmektedir.

 

İslam Hukukçuları’nın ezici çoğunluğu ise canlı kimselerin (beyin ölümü tanısı, henüz ruh bedeni terk etmediği için canlıdır) organlarının nakline cevaz vermemektedir. (Bu konuda bakınız: Diyanet, ‘organ nakli’ne cevaz vermiyor!)

 

Kan da bir organ olduğu halde diğer dinlerde, İslam da kan bağışına cevaz veriyor. Çünkü kan diğer organlardan farklı olarak, verilmesiyle kişinin zarar görmesi söz konusu değil. Bilâkis vermek vücut için daha yararlı.

 

Yaşadığımız yüzyılda teknolojinin hızlı gelişimi, yapay besinler, iş ve trafik kazaları gibi felaketler nedeniyle insan nesli büyük bir tehdit altındadır. İnsanların başına her an bir sağlık sorunu gelebilir. (Ki ülkemizin dört biri gününü hastanelerde geçirmektedir)


Kan bağışı, Hz Peygamber s.a.v.’in üzerinde durduğu ve ümmetini teşvik ettiği konulardandır diyen âlimler, şu hadisi şerifleri görüşlerine dayanak etmişlerdir:

 

İbn Abbas r.a., Rasülullah s.a.v.’den şöyle dediğini rivayet etmiştir:Miraç gecesi, hangi melek topluluğuna rastladıysam onlar bana; “Ey Muhammed kan aldırmaya devam et ve ümmetine de bunu emret” diyorlardı


Allah c.c.’in elçisi şöyle buyurmuştur:Aç karınla kan aldırmak daha uygundur. Bunda şifa ve bereket vardır. Diğer yandan kan aldırmak aklı ve hafızayı güçlendirir” (İbn Mace Tıbb 22)

http://kemalozer.files.wordpress.com/2009/04/bakteri.jpg
İslam âlimlerinin çoğu kan aldırmak (hacamat) ile başka bir insana kan naklinin yapılması arasında çok fark görmemişlerdir. Bu sebeple de Ramazanda bile oruçlu iken kan aldırmak mümkün ve caizdir demişlerdir.

 

Çoğunluk İslam âlimlerine göre, tıp bilimi açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı sürece kan verecek kişinin cinsiyeti, inancı ya da erişkin olup olmamasının önemi yoktur.


Bunun yanında İslam Hukukçuları, kanın Kur’an-ı Kerim’de “haram” kılınmış olmasından hareketle alım satımını da yasakladığı ve hukuken mal sayılamayacağı görüşündedirler. Ancak tedavi amacıyla kan nakli, kan aldırma, kan tahlili vb işlemler ayet ve hadisle yasaklanmamasına karşın, tedavi amacıyla kan ihtiyacı olan kişiye kan verecek kimsenin bunun karşılığından ücret alıp alamayacağı uzun süre tartışılmıştır.

 

Tedavi amacıyla verilen kanın ilaç hükmünde olacağı,  ücretini de karşılıklı anlaşma ile belirleneceği düşünülebilirse de insan vücudundan bir parçanın her türlü istismara açık şekilde ticarete konu edilmesinin İslam dininin insana verdiği değerle çeliştiği, böyle bir uygulamanın sosyal açıdan da olumsuz sonuçlar doğuracaktır kanaatine varılmıştır. Gerek kan verenin durumu, gerekse insan hayatının önemi gibi hususlar göz önüne alındığında bunun bağış şeklinde yapılmasının daha uygun olacağı düşüncesiyle,  kan satılmasını caiz görmemekle birlikte teşvik için devletin kan veren şahsın kaybını telafi edecek ölçüde bir karşılık vermesinde sakınca görmeyen âlimlerde vardır.


İslam âlimlerine göre halk inanışları arasından yer alan birbirini kanını içmek, yalamak veya elinin üzerinde karıştırmak suretiyle iki kişi arasında kan kardeşliği kurulduğu şeklindeki inancın İslam dininde herhangi bir dayanağı yoktur.
” (İslam Ansiklopedisi c 24, s 289)

 

“… Kan size haram kılındı.” (Bakara 172 ve Mâide 3) Kanı içmek, hayvan ve insanlarda gıda olarak kullanılması tartışmasız “haram” iken, kanın ihtiyaç sahibine naklinde ise bir sakınca görülmemektedir.

 

Kan bağışı neden önemlidir?

 

Tıp ve teknolojinin bu kadar gelişmiş olmasına karşın, halen kanın temin edilebildiği tek kaynak insandır. Hâl böyle olunca sağlıklı ve gönüllü olarak kan bağışında bulunan kişilerin yeterli sayıda olması, kan ihtiyacı olabilecek herhangi bir kişinin ihtiyacını karşılayacak ve belki de hayatını kurtaracaktır. Olmaması durumunda ise ölümüne.

 

Milyonlarca insan varken kan temin edilemediği için ölen bir insanın vebali diğer tüm insanların üzerine olmaz mı?

 

Yukarıdaki Hadis-i Şerif’in tavsiyesi doğrultusunda düzenli aralıklarla kan bağışlayan gönüllüler (donörler) hem Peygamber s.a.v.’in teşvik ettiği kişiler arasına katılabilir hem de insanlara faydalı olanların yaşadığı ve yaşattığı mutluluğu hissedebilirler. 

 

Bu gün artık insanlar ulusal olduğu kadar, yerel ve sanal kan bankalarına üye olarak bu yardımlaşma zincirine katılabilmektedirler.

 

Ticari hiçbir gayesi olmayan ve büyük iyilik hareketlerinden biri olan ‘Dünyanın İlk Sanal Kan Bankası, 1 Ağustos 1999'da yayın hayatına başlamıştır. Türkiye’nin her bölgesinden binlerce gönüllüsü olan www.kanbankasi.com sizleri de hemen şimdi kan gönüllüsü olmaya davet ediyor.

 

Kan Bankası, herhangi bir günde size ya da bir yakınınıza kan gerektiği zaman gönüllülerinden kan temin etmek için alt yapısını geliştirmiş bulunmaktadır.

 

Kan bir gün herkese lazım olabilir. Lazım olduğunda elinizle koymuş gibi kan bulabilmek için şimdi yatırım yapma zamanı.

 

Bunun içinde (herhangi bir hastalık nedeniyle kan vermeye engel bir durum söz konusu değilse) önce kendiniz gönüllü olmalı, sonra da Sanal Kan Bankası'nın gönüllülerini artırmak için katkı sunmalısınız.

 

Dileğimiz odur ki: Bu dayanışma halkasını genişletmek için herkesin gayret göstermesi.

 

Acil bir durumda kan temininde en önemli adres www.kanbankasi.com

 

18.04.2009 Bu yazi 6084 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri