Son Dakika
Cuma, 30 Temmuz 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
H1N1 virüsüne nobel ekonomi ödülü Prof Ahmet R Küçükusta
Domuz gribi salgınının tıbbi tarafı kadar ekonomik tarafının da mutlaka ciddi şekilde tartışılması gerektiği kanaatindeyim. Sağlıkla ilgili bir olaya sadece tıp penceresinden bakarak karar verildiği zaman yanılma ihtimali yüksek oluyor. Hem sağlınızdan hem paranızdan olmanız işten bile değil!

Çünkü ‘Tıp artık sadece tıp değil’; artık tıbbın içinde politika da ekonomi de var. Sağlık günümüzün en çok kâr getiren sektörlerinin başında geliyor.

‘Tıp ahlâktan soyulduğunda, yeryüzünün en soysuz ticarî vasıtalarından biri olmaya adaydır.’ diyen Prof. Dr. Kemal Sayar bu sözlerinde ne kadar da haklı.

Domuz gribi salgını da aklını kullananlar için bulunmaz bir fırsat oldu. H1N1 virüsünün biyolojik bir silah olup olmadığını bilemem ama ‘etki gücü çok yüksek ekonomik bir silah’ olarak kullanıldığından şüphem yok.

Bu işten en kârlı çıkanların başında aşı üreten firmalar geliyor. Bakın neden?

Sağlık Bakanlığı’ nın açıklamalarına göre 43 milyon doz ısmarladığımız domuz gribi aşısının tek dozunun fiyatı 5.2 Euro’. Bu miktar herhangi bir aracı olmadan doğrudan üreticiye ödenecek olan paradır.

Bu fiyat düşük mü, normal mi yoksa yüksek mi? Buna karar vermenin en doğru yolu domuz gribi aşısınının fiyatını mutad grip aşısınınki ile kıyaslamaktır. Çünkü, hem DSÖ hem üreticiler tarafından defalarca açıklanmış olduğu gibi her iki aşı tamamen aynı teknoloji ile hazırlanmaktadır.

MUTAD GRIP AŞISI 18 LİRA

İçinde üç çeşit grip virüsüne ait antijenler bulunan mutad grip aşısının eczane satış fiyatı 18 liradır; buna göre aşının virüs başına fiyatının 6 lira olduğu ortaya çıkar. Bundan –toplamı herhâlde en az yüzde 30 olan- eczacı ve ecza deposu kârlarını çıkarırsak bir grip virüsü aşısının fiyatının 4 lira veya 1.8 Euro olduğu anlaşılır. Bu hesaplama üretici ile ecza deposu arasında başka aracılar olmadığı varsayımına göre yapılmıştır.

1.8 Euro hazır enjektörlü tek dozluk aşının fiyadır. Oysa domuz gribi aşısı 10 veya 25 dozluk flakonlarda bulunmaktadır, yani ayrıca ambalaj ve enjektör masrafı da vardır.

Üstelik 1.8 Euro 2.5 milyon doz ithal edilen aşının fiyatıdır. Domuz gribi aşısı anlaşması 43 milyon doz için yapılmıştır. İster ilaç ister herhangi bir tüketim ürünü olsun hangi malı fazla miktarda alacak olursanız fiyatında çok ciddi indirimler yapılır.

Buna göre, mutad grip aşısına göre 20 misli fazla alınacak olan domuz gribi aşısının fiyatının da buna uygun olarak çok daha az olması beklenir.

Dünya çapında bir salgında aşı üreticilerinin biraz daha az kazanalım gibi bir nezâketleri olmayacağını da kabûl ederek aşının fiyatının en fazla 1 hadi bilemediniz 1.5 Euro olması lâzım geldiği ortaya çıkar. Aradaki fark en az 4 Euro’ dur; aşı üreticileri bana göre aşı başına ‘ekstradan 4 Euro kâr etmişlerdir’. Domuz gribi aşısından dünya çapında ne kadar kâr elde edildiğini merak edenler bunu kendileri hesaplasınlar; çünkü sifirlarla başim hoş değil.

Medyada yer alan haberlere göre birçok ülkenin domuz gribi aşısına ödedikleri miktar bizimkinde de fazla. Mesela bir kaynakta Almanya’ nın bir doz aşı için 9 Euro, başka bir kaynakta 22.5 milyon insan için 600 milyon Euro ödediğini okumuştum; ne kadar doğrudur tabii ki bilemiyorum. Bunları ancak aşı üreticilerinin resmi açıklamaları ile anlayabiliriz.

BAŞKA KİMLER KÂRDA?

Aşı üreticilerinden sonra sırayı ilaç endüstrisi alıyor; başta antiviral ilaçlar (Tamiflu ve Relenza) olmak üzere her türlü antibiyotik, öksürük-grip ilaçları, vitaminler, bağışıklığı kuvvetlendirici ilaçlar yok sattı. Adı geçmişken bu ‘bağışıklığı kuvvetlendirdiği iddia edilen ilaçların’ etkinliğini gösteren kesin bir kanıt olmadığını da hatırlatmak isterim. Bence bunlara verilen parayı tabii yiyecek ve içeceklere ayırmak çok daha doğru.

Tıbbi maske ve özellikle de dezenfektan ve el temizlik ürünleri üreten firmalarının da ‘Allah bu N1N1 virüsünden razı olsun’ dediklerini söylememe gerek var mı bilemiyorum. Bunlar da rüyalarında göremeyecekleri, hayâl bile edemeyecekleri satış rakamlarına ulaştılar.

ÖZEL HASTANELER DE KÂRDA

Özel hastanerin hepsi domuz gribi salgını sayesinde hem  poliklinik hem yatan hasta sayılarını kat be kat artırdılar; hızlı tanı testleri ile de kârlarını tatlı tatlı katlamaya devam ederlerken Sağlık Bakanlığı biraz geç de olsa tekerlerine çomağı sokuverdi.

Sağlık Bakanlığı birkaç gün önce özel hastanelerde uygulanan hızlı A gribi testinin yasakladığını duyurdu. Kararın sebebi özel hastanelerde yapılan hızlı A gribi (domuz gribi) testlerinin "pahalı ve hata payı yüksek" olması. Üstelik bu testlerden alınacak sonuçların ne teşhisi ne de tedaviyi değiştirmesi de söz konusu değil.

GELELİM NETİCEYE

Ekonomiye getirdiği canlık, yarattığı istihdam ve küresel ekonomik krizin atlatılmasına sağladığı katkı sebebiyle H1N1 virüsüne bundan sonra SAYIN H1N1 VİRÜSÜ denmesini teklif ediyorum. Hatta şartnamesi uygunsa Nobel Ekonomi Ödülü de verilebilir; benden teklif etmesi.

27.12.2009 Bu yazi 264 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5
Tarım Bakanlığı'nı...




 
  • ‘ABD elçisi beni tehdit etti’
    Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, timeturk.com’dan Kemal Özer’e çarpıcı açıklamalar…
  • GDO: Çağdaş Esaret
    Bu bir beslenme kitabı değil, karşı olup olmamakla ilgili bir mesele de değil! Bu kitap geleceğimizi ipotek altına sokmaya çalışanlara bir başkaldırıdır. Tohumumuza el konulduğu zaman biz köleyiz. Bu yüzden 'çağdaş esaret'"
  • Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa
    Gerçek ortaya çıkıyor! Doğru ile yanlış birbirinden ayrılıyor... Rafine şekeri yersen, doğal şekeri yemzesen hastalıklar başlıyor. Peki, ama nasıl? Prof. Dr. Ayten Altıntaş iyilikgüzellik'in sorularını cevapladı.
  • Sabancı, derdine çareyi buldu
    Özdemir Sabancı'nın gelini, Demir Sabancı'nın eşi Aslıhan Koruyan Sabancı, 4 yıl önce 77 besine duyarlılığı olduğunu öğrenince, ülkemizde bugüne kadar yapılmayan bir kitaba imza attı. "Glütensiz Gurme Lezzetler" adlı çalışma, çölyak hastalarına ve besin duyarlılığı olanlara tatsız tuzsuz değil, tam gurmelere layık 170 lezzetli tarif sunuyor.
  • Kapitalizm, Deccal gibi
    "Deccal Tabakta" isimli kitabıyla gündeme gelen gazeteci-yazar Kemal Özer, GDO’ların ardındaki şirketlerin dünya hâkimiyeti peşinde koşarak ve ırk arındırma anlayışıyla Deccal gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak peşinde koşulan amacın gerçekleşemeyeceğini hesap üstünde bir hesap olduğunu da belirtiyor.
  • Gerçek aşk, kalbe iyi geliyor...
    "Aslında kalp tek değil. Tanrı kalbi de çift yaratmış. Birisini size vermiş, birisini bir başkasına, arayıp bulun diye. Bulunca iki kalbiniz oluyor." Prof. Dr. Bingür Sönmez anlatıyor...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri