Son Dakika
Perşembe, 23 Ekim 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Helal gıda (1-2) Prof Hayrettin Karaman
Gıdanın üstüne yalnızca "içinde domuz eti yoktur" yazmak yeterli olmaz; çünkü haram olan yiyecek yalnızca domuz eti değildir; dinî bakımdan usulüne uygun olarak öldürülmemiş hayvanların eti ile köpek, kedi, kurt, fare gibi birçok hayvanın eti de helal değildir.

Bir doktor okuyucum yazıyor: "Son zamanlarda bazı televizyon kanallarında (TRT ana haber bülteni dahil) helal gida sertifikası veren bir takım kuruluşlar gösterildi. Biz muhafazakar kesim olarak et ve et ürünlerinde bir takım islami hassasiyetleri gözetiyorduk; ancak et ve et ürünleri harici gıdalarda helallik ne anlama geliyor? Doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. Örneğin bir helvanın üzerinde "içeriğinde domuz yağı yoktur" ibaresi bizim için yeterli değil mi? Zaten bir çok kuruluşun gıda sertifikası aldığı bir (İSO, HACCP gibi) kurum var.

Soruda zikredilen belgeseli izlemek için tıklayınız

Bu durum haksız rekabet doğurmaz mı? %90'ı müslüman olan bir ülkede market raflarında üzerinde "helal gıda" ibaresi olan her ürün tabi ki diğerine göre her zaman için daha çok tercih sebebi olacaktır. Üstelik bu ürünleri alan sıradan vatandaşta "aileme ve çocuklarıma helal gıda yediriyorum" gibi yanlış bir inanış olmaz mı? Önemli olan ürün karşılığında ödenen (kazanılan paranın) helalliği değil midir? Dolayısıyla helal gıda sertifikası ile para kazanmak helal midir? Bunun yerine "içeriğinde domuz yağı yoktur" ibaresini doğrulayan bir kuruluş daha mantıklı değil midir?

Bu konuya kendi köşenizde de değinirseniz seviniriz."

Müslümanların, hayatın her alanında dinlerini uygulmaları, dinin emir ve yasaklarına uymaları, olması gereken bir davranıştır. Dinin emirlerinin, hükümlerinin büyük bir kısmının hikmeti (niçin böyle buyurulduğu, niçin helal, haram, farz, mubah... kılındığı, ne faydası veya zararı olduğu) insanların akıl ve tecrübeleriyle bilinir. Ama beşeri bilgi araçlarının ulaşamadığı bir varlık âlemi de vardır; dünyada iken cinler, melekler, ruhlar, insanların yapıp ettklerinin bunlara tesiri... sıradan insanlara verilen bilgi vasıtalarıyla bilinemez. Ölüm ve sonrasında olacakları da akıl, bilim ve tecrübe ile bilmemiz mümkün değildir.

Bu gerçekten yol çıkarak, buradan bakarak "helal-haram" konusuna girmek, hikmeti anlamak istediğimizde mesela "besmele çekilmeden veya Allah'tan başkasının adı anılarak kesilmiş bir hayvan etinin niçin (hangi fayda veya zarar sebebiyle) murdar ve yenmesinin haram olduğunu bilemeyiz. Ama yemekten önce ve sonra ellerimizi, ağzımızı yıkamanın, dişlerimizi misvak ile temizlemenin, niçin sünnet olduğunu, su ve yemek kaplarının ağızlarının açık bırakılmasının niçin mekruh olduğunu, bir borç ilikisi kurduğumuzda bunun yazılmasının, şahit tutulmasının, rehin alınmasının niçin emredildiğini, faizin niçin haram kılındığını... aklımızla, beşeri bilgi araçlarımızla biliriz ve anlarız.

İnsanı sarhoş eden, uyuşturan maddeleri vücuda almanın niçin haram kılındığını anlıyoruz; ama mesela domuz etinin niçin haram kılındığını anlamıyoruz, bilmiyoruz. Bu hayvanın mikrop taşıdığı vb. gerekçeler tatmin edici değil. Şu halde "Bunca nimeti helal kılan Allah, bu hayvanı haram kılmıştır ve ben bir kul olarak sebebini bilmesem de ona itaat ederim" demek suretiyle kulluğun gereğini yerine getirmiş olurum; bu haramın da hikmeti bu teslimiyet ve davranış olur.

Haram gıda yalnızca haram kılınmış nesneler ile bunların karıştığı yiyecek ve içeceklerden ibadet değildir. Gıdayı almak için ödediğimiz paranın da helal yoldan kazanılmış olması şarttır. İşte bu konu ile sorudaki diğer konulara da gelecek yazıda yer verelim.

Gıdanın üstüne yalnızca "içinde domuz eti yoktur" yazmak yeterli olmaz; çünkü haram olan yiyecek yalnızca domuz eti değildir; dinî bakımdan usulüne uygun olarak öldürülmemiş hayvanların eti ile köpek, kedi, kurt, fare gibi birçok hayvanın eti de helal değildir.

İçeceklerin de üstüne mesela "içinde şarap yoktur" yazmak yeterli olmaz. Yiyecekler gibi içeceklerin de helal olabilmesi için hem sağlığa zararlı olmaması hem de içine, "rengi, tadı, kokusu belli olacak ölçüde ve şekide" haram olan bir şeyin katılmaması gerekir.

Kendileri helal olan yiyecek ve içecekler haram yoldan elde edilmiş olursa onları yemek ve içmek de haram olur.

Bir yiyecek veya içecek –zarurete düşmemiş, aç ve susuz kalmamış- bir kimse tarafından çalınırsa, sahibinden zorla alınırsa, elde etmek için yalan yere yemin edilir, yalan söylenir, hile yapılırsa... bunları yemek ve içmek haram olur.

Faiz, rüşvet, fuhuş gibi haram olan bir yoldan para kazanılır ve bununla yiyecek ve içecek alınırsa bunları yemek ve içmek de haram olur.

İt izinin kurt izine karıştığı ortamlarda, din duygusu ve Allah saygısının zayıfladığı, ahlakın bozulduğu toplumlarda yaşayan ve helal kazanmak, yemek, içmek, kullanmak isteyen Müslümanların "helal yiyecekler ve içecekler" konusunda dikkatli ve titiz olmaları gerekiyor.

Üzerinde helal damgası olmayan her yiyecek ve içecek haram değildir, ama bazılarının öyle olması ihtimali vardır. Bu ihtimalin ve şüphenin giderilmesinin bir yolu satan, veren, üreten... Müslümana "bu haram bir yiyecek veya içecek mi" diye sormaktır. Bir yolu haram helal konusunda titiz olduğu bilinen (haramı satmayan, üretmeyen) kimselerle alış-veriş yapmaktır. Bir yolu da itimada şayan bir kurum veya kuruluşun damgasını aramaktır.

Bu kurum ve kuruluşlar özel kesimden olur ve bu yoldan para kazanmak istenirse işin içine "meşru olmayan menfaat temini" girebilir. Mesela fazlaca para (bir çeşit rüşvet) verilerek helal damgası ve sertifikası elde edilmiş olabilir.

Bu ihtimali/şüpheyi gidermenin yolu kuruluşu kimlerin ve niçin yaptıklarını bilmektir. Bir başka yolu da bu işi vakıfların veya devletin yapmasıdır. Hangisi yaparsa yapsın eğer bu işten para kazanma amacı varsa durum şaibelidir; bu sebeple helal damgası vuran, sertifikası veren kurum ve kuruluşlar ya bu işi Allah rızası için yapmalı, ücret alınmamalı veya ancak masrafı almalıdırlar.

Bu iş ile ilgilenenler Müslülamanları zora sokmamak için "tek bir fetvaya ve ictihada" saplanıp kalmamalı, farklı fetvalar var iken içlerinden birini bütün Müslümanlara dayatmaktan uzak durmalıdırlar.

 

19.03.2012 Bu yazi 2466 defa okundu
EBOLA'nın biyo-silah / biyo-terör olduğu iddialarına katılıyor musunuz?


 
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
  • 'Gıda sessiz ve tehlikeli bir silahtır'
    Hayat Sağlık Dergisi'nden Altay Ünaltay, Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer'le sağlık ve gıda konusunda kapsamlı bir söyleşi yaptı. İşte o mülakat:
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri