Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Helal gıda meselesi Prof Dr Faruk Beşer
Gıdanın, ya da yiyecek ve içeceklerin hayatın en temel vazgeçilmezi olduğunu herkes bilir. Böyle olunca dinin de gıda meselesine konumuyla orantılı bir yer ve değer vereceği kendiliğinden anlaşılmış olur.

Bu sebeple günümüzün en önemli meselelerinden biri, hatta birincisi haline gelen gıda konusuna yazılarımızda sık sık değinmeyi ve bu konuda yurt içinde ve yurt dışında katıldığımız sempozyumlardan öğrendiklerimizi sizlere aktarmayı deneyeceğiz. GDO, teknolojik hibrit, transgenik bitkiler ya da hayvanlar bütün bir insanlığın hatta dünyanın sonunu getirecek gibi gözüküyor. İşin uzmanları bu konudaki tehlikeli gidişten son derece rahatsızlık duyuyorlar. Dolayısıyla helal gıda meselesi sadece Müslümanların değil bütün bir insanlığın meselesidir. Müslümanlar bu meseleyi halledebilirlerse sadece kendilerini değil bütün insanlığı kurtarmış olacaklar.

Devletlerin bile bu konu da kafaları karışık. Bir kısmı burada da oburluğunu gösterirken, bazıları tehlikenin farkında ve çekinceli davranıyorlar. Her iki blok Türkiye'yi kendi yanına çekmeye çalışıyor. Dolayısıyla bizi yönetenlerin konuya bir ölüm kalım meselesi olarak bakmaları gerekiyor.

Hamdolsun, iyi gelişmeler de yok değil. Ancak GDO lobisi de gece gündüz çalışıyor. Sempozyumlardan birinde genç bir doçentten duyduğum sözler bunun açık delili. Dedi ki, ilk doçentlik sınavımda jüri üyeleri bana GDO konusunda ne düşündüğümü sordu. Ben de işin tehlikesini anlatarak bundan kaçınmak gerektiğini söyledim. Sınavda başarısız bulundum. İkinci yıl aynı jüri yine aynı soruyu sordu. Ben tehlikenin nereden kaynaklandığını anlamadığım için yine aynı savunmayı yaptım. Yine başarısız sayıldım. Üçüncü yıl yine aynı soru sorulunca işin püf noktasını anladım ve nüfus artıyor, insanlara yeterli gıdayı üretmek zorundayız, bu sebeple GDO'ya müsaade etmeliyiz, dedim. Jüri üyelerinden birisi, şimdi yola geldin der gibi başını salladı ve başardım.

Bu gelişmeleri ve bilimin verilerini gördükçe Kur'an-ı Kerim'deki bazı ayeti kerimelerin ve Efendimiz'in bazı hadisi şeriflerinin ne anlama geldiklerini ancak anlayabiliyoruz. Bunlara da ileride değineceğiz.

Şimdilik helal gıdanın önemiyle ilgili bir girişle yetineceğiz.

Eğer Hz. Adem'e ve Havva'ya cennette yemeleri yasaklanan ağaç, gerçekten yenilen bir şey idiyse, o halde Adem'in ilk kaybettiği imtihan yeme imtihanı olmuş olur. Bu da işin önemini gösterir.

Hz. Peygamber buyurdu ki:

'Ey insanlar! Allah temizdir (Tayyib'dir) ve ancak temiz olanı kabul eder. Allah peygamberlerine neyi emrettiyse müminlere de onu emretmiştir. Onlara demiştir ki: 'Ey peygamberler! Tayyib (helal ve hoş) olan şeylerden yiyin ve salih işler yapın. Müminlere de buyurmuştur ki, 'Ey müminler! Size verdiğim rızkların tayyib (helal ve hoş) olanlarından yiyin'.

Sonra da şu örneği verdi: 'Adam uzun bir yolculuğa çıkar, üstü başı toz duman içinde kalır. Sonra ellerini semaya uzatıp 'Ya Rab! Ya Rab!' diye dua eder. Oysa yediği haram, içtiği haram, giydiği haram. Kısacası haramla gıdalanmış. Peki, duası nasıl kabul olsun!'

Dayısı ona dedi ki: 'Ey Allah'ın Rasulü! Dua eder misin ki, Allah beni de duası kabul olanlardan eylesin?'. Cevap verdi: 'Bak Sa'd! Yediklerin tayyib olsun ki, duası kabul olanlardan olabilesin. Vallahi, haram lokma yiyen insanın duasını Allah kırk gün kabul etmez. Kimin eti haramla ve faizle oluşursa, ona ateş daha layık olur'.

'İçki kötülüklerin anasıdır. Kim içki içerse Allah onun namazını kırk gün kabul etmez. Karnında içki varken ölürse bir nevi cahiliyet ölümüyle ölmüş olur.'

Haramla beslenenin ibadetlerinin kabul olmaması, sevap ve karşılıklarının kalmayacağı şeklinde anlaşılmıştır. Yoksa haram yiyen birisinin, mesela namaz kılmasıyla, namaz borcunun üzerinden düşeceği açıktır.

İnsanın yediklerinin haram olması iki sebeple olabilir: Birincisi, Allah'ın yenmesini haram kıldığı şeylerden yemesiyle, ikincisi ise, başkasının malını, onun rızası olmadan yemesiyle. Muhtemelen bu ikincisi daha büyük bir haramdır. Çünkü diğerini affettirmek kolaydır.

Ayrıca yenilen ve içilen şeylerin insanın düşünce ve davranışlarına etki ettiği bu gün artık bilimsel bir gerçek haline gelmiştir. İman ve ahlak dinin esasıdır ve bunlar bir tür düşünce ve davranıştırlar. Bu durumun aile yapısına doğrudan etki edeceği, ailenin sağlam olup olmamasında alınan gıdaların öneminin bulunduğu rahatlıkla söylenebilir. Bu gün Yahudilerin aile yapılarının, Hıristiyanlarınkinden daha sağlam oluşu, birincilerin yiyip içtiklerinde daha dikkatli olmalarından olsa gerektir.

 

01.09.2012 Bu yazi 2689 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri