Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İhsan kavramı ve belediyelerin ağaç işleri Prof Dr Faruk Beşer
Bu günlerde ağaçlar budanıyor, yenileri dikiliyor. Ağaç dikmeyi seven bir köylü çocuğu olarak bu tür faaliyetleri gördüğümde ilgimi çeker, güzel yapanlara sevinir, yanlış yapanlara üzülürüm. Ve her seferinde Efendimizin bir hadisi şeriflerini hatırlarım:

'Allah her şeyin ihsan ile, yani olabileceğinin en güzeliyle, yapılmasını emretmiştir. Öldürürken bile ihsan ile öldüreceksiniz, boğazlarken bile ihsan ile boğazlayacaksınız?'.

Yani kötü görülen ama yapmak zorunda kaldığınız işlerde bile ihsan bulunmalıdır. Mesela savaşta öldürmek zorunda kalırsanız hunharca öldürmeyeceksiniz.

İhsan'ın bir benzeri de itkan kavramıdır. O da bir işi çok mükemmel ve sağlam yapmak demektir. 'Kul bir iş yaptığında onu itkan ile yapmasını Allah sever'. Bu da bir hadisi şeriftir.

Bir işin ihsan ile yapılmış olabilmesi için iki temel özelliğin bulunması gerekir:

1.Yapılabilecek işlerin en önceliklisini ve önemlisini seçmek,

2.Bu işi yapılabilecek yöntemlerin en alası ile yapmak.

İhsan ile davranmak İslamî bir görevdir ve müslümanların belki de yüz yollardır kaybettikleri bir ahlaki görevleridir.

Allah Rasulü (sa) ibadetteki ihsanı anlatır ve der ki: 'İhsan Allah'ı görüyor gibi ibadet etmendir. Sen onu görmüyorsan da O'nun seni gördüğü bilinciyle'.

Bunun belediyecilikle ve ağaçla ne alakası vardır?

Alaka değil, olduğu gibi kendisidir.

Ağaç medeniyettir, cennetin dünyaya yansımasıdır.

Her bölgeye uygun, en özellikli ağaçları belirlemek,

Köküyle, yaşıyla ve kalınlığı ile en sağlam fidanları edinmek,

En elverişli yerlere, en güzel ölçülerle dikmek, sonraki hizmetlerini zamanında yapmak.

Budanacak olanları estetik ameliyat yapar gibi derinden ve gövdeye zarar vermeden budamak.

Her ağaç kendi özelliklerine uygun biçimde budanır. Mesela çınarlar tepelerinin kesilmesine gelmezler, kuruyabilirler, ya da kesilen budakları gövdeyi çürütür.

Kartlaşmış çınar fidanları yarı yerden kesilerek dikilirse boy atamaz. Ağaç değil kazık olur.

Geçenlerde Eyüp Sultan'daki çınar ağaçlarının birileri tarafında zehirlendiği yazıldı. Ben yanlış budama kurbanı oldukları kanaatindeyim.

Çamlar yukarlara kadar budanmaz.

Aslında ağaçları budayanlar ağaçla konuşabilen insanlar olmalı. Bir canlının yarasını sarar gibi davranmalılar. Hunharca, hoyratça balta sallayanlar bu işlerde çalıştırılmamalı.

Ah, bir ihtisab teşkilatımız olsa!

Yolumun üzerindeki Kısıklı ve Altunizade parklarındaki ağaçların aşırı budandığını görüyor ve üzülüyorum.

Ancak son yıllarda bu konuda belediyelerin çok büyük mesafeler aldıklarını da kabul etmemiz gerekir. Avrupa'da gördüğümüz ilgi ve ihtimam bizde de yavaştan başladı. İstanbul yeşille gülmeye başlayan bir şehir oldu.

Ama alacak daha çok mesafemiz var. Bütün belediyelerimizde.

Hollanda'nın Denhag şehrinde caddeler boyunca dikilen çınarların adeta konuşturulduğuna şahit olmuş ve şaşırmıştım. Dallar tellerle yola paralel uzatılmış ve muhteşem bir kale duvarı oluşturulmuştu.

Budamalar tam bir estetik ameliyat gibi yapılıyor ve kesilen yerler ilaçlanıyordu.

Almanya'nın Köln şehrinde Ren Nehri kıyısında nehre paralel bir yol çalışması sırasında iş makineleri güzelim ıhlamur ağaçlarına zarar vermesin diye kilometrelerce mesafedeki yüzlerce ağaç tahtalarla sarılmıştı. Bizde nerede bir hafriyat yapılsa birkaç ağaç derin yaralar alır. Yetkililer bu yaraları kendi bağırlarında açılmış gibi hissetmeliler.

Bu vesile ile bir düşüncemi de duyurmak istiyorum. Mesela üniversiteler bir fidan dikip yaşayacak hale getirmeyen öğrenciye diplomasını vermese. Aynı şekilde, evlendirme daireleri birer ağaç dikip yetiştirmeyen eşlerin nikâhlarını kıymasa olamaz mı?

Tekrar o muhteşem söze dönelim:

'Allah her şeyin ihsan ile yapılmasını emretmiştir'.

Ve iki ayeti kerime meali:

'Allah muhsinlerle (ihsan ile davrananlarla) beraberdir'.

'Allah muhsinleri sever'.

 

16.04.2013 Bu yazi 2584 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri