Son Dakika
Salı, 26 Eylül 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
İslam Hukuku'nda Hayvan - 1

Fıkıh: Kur'an-ı Kerim'de ve hadis­lerde, Allah'ın insanoğluna verdiği imkân ve nimetlerin hatırlatılması ve süregelen bazı yanlış inançların düzeltilmesi ama­cıyla veya hayatın ve beşeri ilişkilerin ta­bii bir unsuru olarak yahut ibadetler ve hukuki işlemler bağlamında etlerinin ve kendilerinden faydalanmanın helâl ya da haram oluşu gibi dini-fıkhi hükümlerin açıklanması için birçok hayvandan grup, cins ve tür isimleriyle sıkça söz edildiği görülür.

 

Kur'an'da iyi ve temiz şeylerin helâl, pis şeylerin haram kılındığı (el­-Maide 5/5; el-A'raf 7/157), açıkça yasak­lananlar dışında yeryüzündeki yenilebilir maddelerin, bu arada hayvan etlerinin kural olarak helal (el-Maide 5/1; el-En'am 6/145; en-Nahl 16/115-1 ı 6), meyte, kan, domuz eti ve Allah'tan başkası adına ke­silen (el-Bakara 2/173; el-En'am 6/145; en-­Nahl 16/115). kendiliğinden ölen, boğul­muş, vurulup öldürülmüş, uçuruma yu­varlanıp ölmüş veya boynuzlanıp öldürül­müş, yırtıcı hayvanlar tarafından öldürü­lüp bırakılmış, kutsanan taşlar üzerine kesilip kurban edilmiş hayvanların haram kılındığı, eğitilmiş avcı hayvanların yakaladığı (veya öldürdüğü) hayvanların helâl olduğu (el-Maide 5/3-4). Allah'a büyükbaş ve küçükbaş hayvanların kurban edilmesi (el-Hac 22/28,34,36; el-Kevser 2), üzerine Allah adı anılmadan ke­silen hayvanların yenilmemesi gerektiği (el-En'am 6/121) ve deniz hayvanlarının yine kural olarak helâl sayılması (el-Maide 5/96) gibi fıkhî hükümler bulunmaktadır. Yahudilere de tırnaklı hayvanların, sığır ve davarın iç yağlarının haram kılındığı bildirilmiştir (el-En'am 6/146) Hadis­lerde ise ayetlerde zikredilen hususların açıklamasından başka, hayvanlara şef­kat ve merhametle davranmaktan şer'i kesim usullerine, salya ve artıklarının temizliğinden verdikleri zararların tazminine kadar birçok konuda ayrıntılı hüküm tavsiyelerin yer aldığı görülür.

 

Gerek ayet ve hadislerle çeşitli hayvan grup ve türlerine dair birtakım dini-hukuki hükümlerin getirilmesi, gerekse hayvanların insan hayatının ve hukuki işlerinin tabii bir parçasını teşkil etmesi sebebiyle onların korunması ve hakları, hangi cins ve türlerinin yeneceği yahut yenmeyeceği, kesilmeleri, mal olarak statü ve zekâtları, avlanma ve avcılıkta kullanılmaları, beslenmeleri, yol açtıkları veya onlara verilen zararın tazmini ve akde konu edilmeleri gibi birçok mesele İslam âlimleri tarafından ayrıntılı biçimde in­celenmiş ve haklarında çeşitli tartışma örneklerinin sergilendiği zengin bir literatür oluşturulmuştur. Yapılan inceleme­melri aşağıdaki ana başlıklar altında toplamak mümkündür.

 

1. Hayvanlara Karşı Şefkatli ve Merha­metli Olmak (hayvan hakları)

 

Hayvanları insanların hizmetine veren ve çeşitli şekillerde onlardan faydalanılmasını helal

Allah Teâlâ buna karşılık hayvanla­, merhamet ve şefkat gösterilmesini emreder. Hz. Peygamber'in, "Merhamet edene Allah da merhamet eder; yerde­kilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin" (Ebû Davud, "Edeb", 58) mealindeki hadisiyle insanları hayvan­lara karşı iyi davranmaya yönlendirdiği aç veya susuz bırakılmaları, dövülme­leri yavrularının alınması, yarışma düzen­lenerek dövüştürülmeleri, güçlerini aşan ölçüde yük taşıtılması gibi kötü muamele yapılmasına şahit olunca müdahalede bulunarak ilgilileri uyardığı görülmekte­dir.

 

Zaman zaman geçmiş ümmetlerin iyi ve kötü davranışlarından örnekler anlatan Resul-i Ekrem, günahkar bir kişinin susamış bir köpeğe zor şartlar altın da su temin ettiği için Allah tarafından bağışlandığını (Buhari-Şirb 9; Mezâlim 23; Müslim-Selam", 153, 154, 155), bir kediyi hapsederek açlıktan ve susuz­luktan ölmesine yol açan bir kadının da bu yüzden cehennemlik olduğunu (Bu­hari-Bedü'l-Halk 16; Müslim-Selam 151-152; Tevbe 25) haber vermekte­dir. Yine Resülullah, bir deveye binen Hz. Aişe'ye hayvana şefkat ve merhametle davranmasını tavsiye etmiş (Müslim-Birr 79; Ebû Davud-Edeb 10).

 

Ken­disini görünce inleyen bir devenin yanına gidip başını okşadıktan sonra sahibini, "Senin eline verdiği bu hayvan hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Hayvan ba­na, senin onu aç bıraktığından ve çok yor­duğundan şikâyet etti" diyerek azarla­mıştır (Ebû Davud-Cihad 44)

 

Açlık­tan karnı sırtına yapışmış bir deve görün­ce de, "Bu dilsiz hayvanlar hakkında Al­lah'tan korkun" buyurmuş (Ebû Davud-Cihad 44).

 

Sağım sırasında koyunların memelerinin incinmemesi ve çizilmeme­si için sağıcıların tırnaklarını kesmelerini istemiştir (Abdülhay el-Kettanî, II, 369). Ayrıca Hz. Peygamber'in, yavruları alın­dığı için ıstırap içinde kanat çırpan bir ku­şu görünce bunu yapanları uyardığı ve yavruların geri verilmesini emrettiği (Ebû Davud-Cihad 112).

 

Canlı hayvanın bağ­lanıp hedef haline getirilmesini ve ona atış yapılmasını yasakladığı, hatta bazı rivayetlere göre böyle yapanları lanetle­diği (Buhari-Zebâ’ih 25; Müslim-Şayd 58-60).

 

Bindiği deveye beddua­da bulunan bir kadının hayvandan aşağı indirilmesini istediği (Müslim-Birr 80) ve böylece hayvanlara hakaret edilmesi­ni dahi hoş karşılamadığı, onların özellik­le başlarına vurularak dövülmelerini, yüz­lerine damga basılmasını (Müslim-li­bâs 106-112), hayvanlar arasında güreş ve dövüş tertiplenmesini (Ebû Davud-Cihad 51; Tirmizi-Cihad 30), etleri­ni yeme niyeti olmaksızın sırf zevk için avlanmalarını (Nesâî-Edâhî 42; İbn Hibban, Vii, 557) yasakladığı bilinmekte­dir.

 

Hz. Ömer'in, devesine gücünün üze­rinde yük yükleyen bir kişiyi cezalandırdı­ğı, bir devenin palan sürtmesinden mey­dana gelen yarasına elini sürüp, "Senin başına gelen şeyden de sorguya çekil­mekten korkarım" dediği.

 

Ömer b, Abdü­laziz'in, hayvanlara ağır gem ve koşum takımı vurulmaması, nodulla dürtülme­mesi, develere 600 rıtıldan (yaklaşık 230 kg.) fazla yük yüklenmemesi hususunda görevlilere tâlimat gönderdiği rivayet edilir (Abdülhay el-Kettânî II. 369).

 

İslam hukukçuları hayvanların canları­nı acıtacak şekilde dövülmesini, aç bıra­kılmasını, güçlerinin üstündeki işlerde ça­lıştırılmasını suç kabul etmişler ve bun­ları yapanlara müdahale etmeyi muhte­siplerin görevleri arasında saymışlardır (Maverdî. s. 337). Onlara göre hayvanla­rın hayatlarının devamını sağlamak Al­lah'a karşı yerine getirilmesi gereken bir görevdir.

 

İnsanı sahibi bulunduğu hayva­nın bakımından sorumlu tutan hukukçu­lar bu konuda kusuru görülenlerin ikaz edileceğini, bunun etkili olmaması halin­de kişinin hayvanı satmaya veya eti ye­nen türden ise kesmeye zorlanacağını söylerler. Hayvanın verimini kaybetmesi halinde de aynı hüküm geçerli sayılmış, eti yenmeyen türden ise sırf bu sebeple itlafı caiz görülmeyip sahibinin ona bak­makla yükümlü bulunduğu vurgulanmış­tır. Sahibi belli olduğu halde kendisine ulaşılamaması durumunda hayvanın ba­kımı devletçe sağlanır ve yapılan harca­malar daha sonra sahibinden alınır. Sa­hipsiz ve güç durumda kalmış hayvanla­rın bakımı ve beslenmesi için vakıflar ku­rulduğu bilinmektedir (Çataltepe, s. 55­56).

 

Hayvanların iğdiş edilmeleri ise tar­tışmalıdır. Bu işlem bazı fakihler tarafın­dan eziyet telakki edilip yasaklanırken ba­zı âlimlerce faydaları göz önünde tutula­rak caiz görülmüştür (bk. HADIM). Öte yandan İslam âlimleri hayvanların bir kıs­mının zararlı olmasını dikkate alarak ve Hz. Peygamber'den yılan, akrep, delice kuşu, fare ve saldırgan köpeğin ihramlı iken dahi öldürülebileceğine dair rivayet edilen hadisin (Buhari-Cezâ’ü's-Şayd 7) kapsamını genişleterek insanların ma­lına veya canına zarar veren bütün hay­vanların öldürülebileceği sonucuna var­mışlardır.

 

2. Hayvanların Evde Beslenmesi, Satı­şı ve Kiralanması

 

Sahih hadis mecmua­larında, sahabeden Ebû Umeyr'in çocuk yaşta iken evinde serçe veya kanarya cin­sinden küçük bir kuş (nugayr) beslediği ve bu kuşun ölmesi üzerine Hz. Peygamber'in onun gönlünü aldığı rivayetine yer verilmektedir (Buhari-Edeb 81, 112; Müslim-Edeb 30). Fakihler bu rivayet­ten hareketle eziyet etmemek, aç ve su­suz bırakmamak şartıyla kafeste kuş bes­lenmesini caiz görmüşlerdir, Yine Resul-i Ekrem'in, evinde vahşi bir hayvan besle­diği yalnızlıktan yakınan bir sahabeye de güvercin veya horoz beslemesini tavsiye ettiği rivayet edilir (Müsned VI, 112; Hey­semt IV, 67; Abdülhay el-Kettani, II, 371). Ayrıca o dönemde evlerde kedi beslendiği ve ünlü sahabeden Ebu Hüreyre’ye "kedi­cik babası" anlamına gelen bu künyenin, koyun otlatırken bulduğu kedi yavruları­nı eteğine koyup onlarla oynadığı için ve­rildiği bilinmektedir (Tirmizi Menakıb 14; Hâkim 506). Bu sebeple köpek gibi hakkında özel bir yasak­lama bulunmadıkça veya hayvan için ezi­yet, çevre için kirlilik ve rahatsızlık teşkil etmedikçe evde hayvan beslemenin ku­ral olarak caiz sayıldığı söylenebilir.

 

Genelde, mubah yollarla faydalanılma­sı mümkün olan şeylerin satışına izin ve­ren hukukçular hayvanların satışında da aynı prensipten hareket ederler. Yalnız avcılıkta kullanılanlar dışındaki yırtıcı hay­vanlarla yılan, fare, akrep vb. zararlıların satışını caiz görmezler.

 

Müslümanların domuz beslenesi veya alıp satması ya­saktır. Bazı âlimler köpek için de aynı ka­naati taşırken bazıları av ve çoban köpe­ği beslemenin caiz oluşundan hareketle bunların ve hatta her türlü köpeğin satı­şını caiz görürler. Hz. Peygamber'in, av ve çoban köpekleriyle tarla bekleme amacı­na yönelik olanların dışında köpek besle­menin caiz olmadığını, besleyenlerin her gün sevaplarında bir miktar eksilme ola­cağını (Buhari-Bed'ü'l-Halk 17; Müs­lim-Taharet 93), köpek giren eve me­lek girmeyeceğini ifade ettiği (Buhari-Bed'ü'l-Halk 7, 17; Müslim-Libas 81, 83) ve bir ara onun emriyle köpeklerin öldürüldüğü, ancak daha sonra bunu ya­sakladığı rivayet edilmektedir (Buhar-i Bed'ü'l Halk17; Müslim-Taharet 93, Müsakat 46, 47).

 

Köpeklerin öldürül­mesine dair uygulama yukarıda zikredi­len saldırgan ve kuduz köpeklerle ilgili olmalıdır (ayrıca bk. KÖPEK). Bazı İslam âlimleri, özelliklerini tespit etme ve bun­lara uygun hayvan bulmadaki zorlukları ileri sürerek hayvanların selem akdiyle satışını caiz görmezler. Buna karşılık hay­vanın türü, yaşı, cinsiyeti ve rengi gibi hu­susiyetleri belirlenerek selem akdiyle sa­tışını meşru görenler de vardır.

 

Hayvanların kiralanmasında, mubah maksatlarla kendilerinden faydalanma­nın mümkün olması esas alınmakla bir­likte elde edilecek menfaatin belirlene­bilirliği de ayrıca önem arz eder. Mesela namaz vaktinde ötsün diye horoz ve sü­tü, yünü veya kılı için hayvan kiralanma­sı, akid konusundaki belirsizlik ve bilin­mezliğin taraflar arasında çekişmeye yol açabilecek boyutta görülmesinden dola­yı caiz görülmemiştir. Erkek hayvanların damızlı k olarak kullanma amacıyla kira­lanmasının fakihler arasında tartışmaya yol açması da aynı gerekçeye dayanır. Av için köpek ve diğer avcı hayvanların kira­lanması ise caizdir

 

3. Eti Yenen ve Yenmeyen Hayvanlar.

 

İnsanın beslenmesinde önemli bir yeri olan hayvanı gıdalarla ve bilhassa hayvan etleriyle ilgili olarak İslam Dini’nin getir­diği kayıtlayıcı hükümler, bu konuda yer­yüzünde mevcut gelenekler ve inanç çev­releri arasında orta bir yolu temsil ettiği gibi önceki semavi dinlerle ve insan tabi­atıyla da uyum gösterir. Kur'an-ı Kerim'de, taş­kınlıkları ve zulümleri sebebiyle İsrailo­ğulları’na cezai bir müeyyide olarak bazı hayvanların tamamen, bazı hayvanların da belirli kısımlarının haram kılındığı bil­dirilir (el-En'am 6/146). Yeni Ahid'de do­muzun haram kılındığına dair açık bir ifa­denin yer almaması, üstelik ağza giren şeyin değil ağızdan ve kalpten çıkan şey­lerin insanı kirleteceği (Matta, i 5/1 i, 18; Markos, 7/15-23), çarşıda satılan her şe­yin yenebileceği (Korintoslular'a Birinci Mektup, i 0/25) gibi ifadeler.

 

Tevrat'ta yer alan haramların Hıristiyanlar tarafından sonradan helal sayıldığı ve İncil'in de bu yönde tahrif edilerek yeme içme sınırının çok geniş tutulduğu izlenimini vermek­tedir (bk. DOMUZ).

 

Cahiliye Arapları'nın deve ve koyun gibi esasen eti yenen hay­vanlardan belirli özelliklere sahip olanla­ra özel isimler verip kutsallık atfetmele­rinin, onları putlara kurban adayarak ve­ya serbest bırakarak kendilerine haram saymalarının Kur'an-ı Kerim'de (el-Maide 5/1 03; el-En'am 6/136, 138-140, 143-144) ve ha­dislerde (Buhari-Âkika 3,4; Müslim-Edâhi 38) kınanması da yine İslam'ın bu konuda orta bir yol takip etmesinin sonucudur.

 

Kur'an-ı Kerim'de, yeryüzündeki bü­tün imkânların insanlığın emrine verildi­ği sıkça vurgulanarak iyi ve temiz şeyle­rin helal; pis ve iğrenç şeylerin haram kı­lındığı belirtilmiştir (el-Bakara 2/172; el­-Maide 5/4; el-A'raf 7/32). Ancak yenmesi mutat olan deve, sığır ve koyun gibi tür­lere veya deniz hayvanlarına çeşitli vesi­lelerle yapılan atıflar hariç etleri yenilebilecek hayvanlarla ilgili bir döküm veril­memiş, yenilmemesi gerekenler içinde de sadece domuzun adı bildirilmiştir.

 

Bu husustaki diğer yasaklar daha çok hay­vanın ölüm şekli, kesim usul ve amacıyla ilgilidir (el-Maide 5/3; el-En'am 6/121, 145). Kur'an'ın ifade tarzından, yiyecek­ler için İslamiyet'te temel kuralın helallik olduğu, aksi yönde delil bulunduğu tak­dirde haramlık hükmünün söz konusu edilebileceği anlaşılmaktadır. Hadislerde bununla ilgili daha ayrıntılı hükümlerin yer aldığı ve bazı ölçülerin getirildiği. bun­ların da netice itibariyle Kur'an'daki ilke­leri açıklayıcı mahiyette olduğu görülür. Mesela hadislerde köpek dişli yırtıcı hay­vanların ve pençeli yırtıcı kuşların etleri­nin yenmeyeceğinin belirtilmesi (Müs­lim-Şayd 15,16; Ebû Davud-Et’ime 32; Tirmizi-Şayd 9, 11) veya bazı hay­van cins ve türleriyle ilgili özel açıklama­lar böyledir.

 

Ancak Hz. Peygamber'in yi­yecekler konusundaki uygulamalarının ve şahsı tercihlerinin daima dini bir emir ve yasak olarak değerlendirilmemesi gerek­tiği bu husustaki hadislerin sahih kabul edilip edilmemesi, aynı konuda farklı ri­vayetlerin bulunabilmesi, ayet ve hadislerde geçen ilke ve ölçülerin yorumlan­ması ve somut olaylara indirgenmesinin zorluğu, bölgeler arasında örf, adet ve hayvanları adlandırma farklılığının bulun­ması gibi birçok etken fıkıh mezhepleri­nin, hatta mezhep içinde fakihlerin fark­lı görüş geliştirmelerine yol açmış, sonuç­ta eti yenen ve yenmeyen hayvanlar üze­rine klasik dönem fıkıh literatüründe zengin bir bilgi birikimi oluşmuştur.

 

Sığır, davar, deve, tavşan, tavuk, kaz, ördek, hindi gibi evcil ve geyik, ceylan, dağ keçisi, yabani sığır ve zebra gibi vah­şi hayvanlarla pençeleriyle kaparak avlan­mayan güvercin, serçe, bıldırcın, sığırcık, balıkçıl gibi kuşların helal olduğunda fa­kihler görüş birliği içindedir. Çekirge de sünnette yenebileceğine dair özel hü­küm bulunması sebebiyle helaldir (Bu­hari Zeba’ih 13; Müslim-Zeba'ih 52; Ibn-i Mace-Erime 31).

 

Bu sayılan hayvanların bir kısmının helalliği "En'am" veya "behîmetü'l-en'am" adlandırmasıyla Kur'an'da tasrih edilmiş (el-Maide 5/1; el-Hac 22/28-30), diğerleri de Kur'an'ın "yiyiniz" dediği iyi ve temiz şeyler (tayyi­bat) kapsamında kabul edilmiştir.

 

Domuzun haram olduğu Kur'an'ın açık hükmüyle sabittir (el-Bakara 2/173, el-Maide 5/3; el-En'am 6/145; en-Nahl 16/116). Bundan başka,

a) Yırtıcı hayvanlar grubundan olan, yani alt ve üst çene­lerindeki dört uzun ve sivri dişiyle kapıp avlanan ve kendisini bu yolla savuna­-evcil olsun olmasın- kurt, aslan, as­lan, pars, maymun, sırtlan, köpek, kedi gibi hayvanlar;

b) Pençesiyle kaparak avlanan doğan, şahin, kartal, akbaba gibi yırtıcı kuşlar;

c) Yırtıcı olmamakla birlikte kuzgun, karga gibi leş ve pis şeyler yiyen kuşlar;

d) Tabiatı itibariyle iğrenç bulunan yılan, fare gibi hayvanlar;

e) Ak­rep, sinek ve böcek gibi zararlılar fakihlerin büyük çoğunluğu tarafından haram görülmüştür.

 

devamı sayfa 2

 

05.03.2009 00:38:00 Bu sayfa 22487 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri