Son Dakika
Pazar, 25 Haziran 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kanser bombası
Sofralarımızın olmazsa olmazı ekmek, meğer kansere kanser oluyormuş. Ekmeğe gıda takviyesi olarak eklenen folik asit ve diğer katkı maddelerinin kanser hastalığının oluşumuna zemin hazırladığı ortaya çıktı. Şimdi vatandaş, kendi sağlığı için yetkililerden önlem bekliyor...

Kanser yapan gıdalara listesine ekmek de dahil oldu. Ekmeklere gıda takviyesi olarak eklenen folik asit ve diğer katkı maddeleri kansere neden oluyor.

Ekmeklerin geç bayatlaması ve beyazlaşması için eklenen katkı maddelerinin sonra şimdi de gıda takviyesi olarak eklenen folik asidin kansere neden olduğu ortaya çıktı.

Hemen her uzmanın, gıda ve diyet listelerınde önerdiği folık asit, doğal yollarla alınmayınca kansere neden oluyor.

Amerika Kanser Derneği'nin yaptığı araştırmalar, folik asiti ilaç olarak tablet halinde ve doğal yollarla almayan kişilerin kanser riskinin arttığını gösteriyor. Yapılan bilimsel çalışmalar folik asitin felç ve kalp hastalığı riskini azalttığı ve kalın bağırsak kanserini azalttığını gösteriyordu.

Bu bulgular nedeniyle 1996 yılından itibaren ABD, Kanada ve Şili'de un, ekmek ve bunun gibi bazı gıdaların içerisine folik asit eklenmeye başladı. Ancak doğal yolla alınmayan folik asitin bir kanser bombası haline dönüşebileceği beklenmiyordu.

1998'de ekmeğe folik asit ekleyen ülkelerde kolon kanserıne yakalan kışı sayısında artış tespit edildi. Kanada'da ve Şili'de 2000 yılında kolon kanser vakalarında büyük artış saptandı.

Şili'de de ekmeğe, folik asidin eklenmesinin zorunlu kılınmasından sonra, kolon kanserine yakalanma oranı yüzde elli arttı.

2009 yılında ise bu ülkelerde kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde yüzde 200'e varan artışlar tespit edildi.

2009 yılının ortalarından itibaren yapılan bilimsel araştırmalarda, folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve arttırdıkları ortaya çıktı.

Türkiye’de de ekmeklere folik asit ekleniyor. Türkiye Fırıncılar Federasyonu durumun tam tersi yönde olduğunu söylese de ekmek haline gelmeden önce üretilen unların bir kısmına folik asit takviyesi yapılıyor.

Tıpkı folik asit gibi unlu mamullerde kullanılan diğer katkı maddeleri de ölüm saçıyor. Tarım ve Sağlık bakanlıkları 2004 yılında yayınladıkları ortak bir belge ile Benzoil Peroksit kullanımının yasaklamıştı. Oysa aynı maddeler hala kullanılmaya devam ediyor. Bezoil Peroksit adı verilen katkı maddesi alerji, migren ve hatta kansere dahi sebep olabiliyor.

Kullanılmadığı iddia edilen bir başka katkı maddesi de potasyum bromat. Bu madde işlem halindeki unlara ya da işlem gören unlu mamullere ekleniyor. Potasyum bromatın, bulantı, kusma ve sancılara neden olduğu da bilinen bir gerçek. Bu katkı maddelerdeki yüksek tehlike göz önünde bulundurulduğunda giderek artan kanser oranlarının nedeni açıklanıyor gibi.

Kanser oranlarındaki artış birilerinin halkın sağlığıyla oynadığını gösteriyor. Yediğimiz ekmekten içtiğimiz suya kadar derin bir kimyasal bombardıman ile karşı karşıyayız. Kanser haritası çıkarılan Karadeniz bölgesindeki kanser raporu bu durumun adeta canlı bir tanığı gibi.

2.5 yılda hazırlanan doğu Karadeniz kanser haritasında Artvin ile Giresun arasındaki 250 kilometrelik yüksek gerilim hattının adeta ölüm saçtığı bilgisine yer veriliyor. Doğu Karadeniz'deki 7 ilde, 2000-2007 yılları arasında görülen 15 bin 299 kanser vakası dikkate alınarak yapılan araştırmadan çarpıcı sonuçlar ortaya yer alıyor.

Araştırmaya göre, nüfusa göre kanser vakası yoğunluğunda Trabzon ilk sırayı alırken, bunu Gümüşhane, Rize ve Artvin, Giresun ve Bayburt izliyor.

Bölgedeki 558 su numunesinde yapılan analize göre, suyun içinde yoğun miktarda kanserojen etki yapan ağır metaller var. Yapılan incelemede, 103 numunede arsenik, 290 numunede kurşun, 306 numunede ise selenyum değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü'nün limit değerlerinin üzerinde olduğu ortaya çıktı.

Yapılan araştırmalar su ile vücuda alınan kurşunun, zamanla kemik ılığı siniler ve böbreklerde biriktiğini ve kansere neden olduğunu gösteriyor.

Dünya Sağlık Örgütü tarafından içme sularındaki en tehlikeli kimyasal olarak belirlenen arsenik, en çok kanserojen riski taşıyan element olma özelliği taşıyor.

Arsenik özellikle mesane ve akciğer kanseri açısından risk oluşturuyor. Bunun dışında cilt ve böbrek kanserlerine de sebep olabiliyor. Arseniğin kalp damar, beyin ve sinir sistemine de olumsuz etkileri var. Hal böyleyken arsenikli su içen Karadenizlilerin neden kanser olduğu da açıkça belli oluyor. Araştırmanın en çarpıcı sonucu ise, Artvin-Giresun arasında uzanan yaklaşık 250 kilometrelik yüksek gerilim hattının kanseri tetikliyor olması.

 

27.12.2009 00:57:00 Bu haber 7070 defa okundu
Kanser bombası
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri