Son Dakika
Cumartesi, 8 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Kolesterol tartışmaları: Bilim kime hizmet ediyor? Prof Tayfun Özkaya
Şirketlerin her alanda (tarımdan, sağlığa, ulaştırmadan enerjiye) bilimi hegemonyasına aldığını görüyoruz. Şirketlerden bağımsız araştırma yapanlar gittikçe azalıyor. Devletin araştırmaya ayırdığı paranın gerilemesi, buna karşılık şirket desteği ile araştırma yapanların iyi maddi olanaklara kavuşmaları hegemonyayı derinleştiriyor.

Geçen ilkbaharda bir tıp kongresine GDO’ların tarım üzerindeki etkileri konusunda konuşmacı olarak davet edildim. Kongre Ege’de bir tatil köyünde gerçekleştiriliyordu. Stantlarda ilaç şirketleri ilaçlarını tanıtıyorlardı. Kongreye gelmişken dört-beş bildiri dinledim. Bunlardan biri beni çok şaşırttı.

Bir öğretim üyesi sağlıklı insanlara, besinlerle de kolayca alınabilecek bir vitamin için tabletleri salık verdi. Konuşmasının sonunda oturum başkanı çay/kahve arası verdi. Daha yerimizden kalmamıştık ki ekrana bu vitaminleri pazarlayan ilaç şirketinin saydamları yansımaya başladı. Tuhaf bir mantıkla yoğurtta, sütte de bulunan bu vitamini tablet olarak almanın daha ucuza geldiği ileri sürülüyordu.

İleri sürülen mantık çok sakattı. Bu yiyeceklerde sadece sözü geçen vitamin yoktu. Sağlıklı insanların bu vitamin tabletlerine ihtiyaçları olup olmayacağı konusu bir yana, bu hesap çok yanlış idi. Yiyeceklerle sadece vitamin değil protein, enerji, kalsiyum ve daha başka besin öğeleri de alınıyordu.

Anlaşılıyordu ki bu kongre yönetiminden izin alınarak yapılan bir tanıtım idi. Muhtemelen de bu iş için kongre yönetimine para ödenmiş idi. Acaba öğretim üyesi de şirketten para almış mıydı? Bilmiyorum. Kongreye kaydını yaptırmış hekimlerimizin ancak dörtte biri oturumları izliyordu. Gerisi eşleri ve çocukları ile plajda idiler. Çoğu kongreye değil tatile gelmiş gibiydiler.

Kolesterol düşürücü ilaçlarla ilgili tartışmalar hızla devam ediyor. Ben bu konuda uzman değilim. Bir şey söylemek istemiyorum. Ancak şirketlerin her alanda (tarımdan, sağlığa, ulaştırmadan enerjiye) bilimi hegemonyasına aldığını görüyoruz. Şirketlerden bağımsız araştırma yapanlar gittikçe azalıyor. Devletin araştırmaya ayırdığı paranın gerilemesi, buna karşılık şirket desteği ile araştırma yapanların iyi maddi olanaklara kavuşmaları hegemonyayı derinleştiriyor. Buna karşılık çeşitli ülkelerde bağımsız kuruluşlar ortaya çıkıyor. Örneğin ABD’de Sorumlu Bilim İnsanları Birliği (Union of Concerned Scientist) bunlardan biri. (www.ucsusa.org) Ülkemizde de Mimar-Mühendis Odaları vb. kuruluşlar bağımsız bilgi konusunda oldukça başarılı hizmetler veriyorlar.

Kamuoyunu ikna edebilmek için şirketler bilimsel derneklerden de yararlanıyor. ABD’de iki yazarın yayınladığı bir kitap var. Adı: “Güvenin bize, Biz uzmanız: Endüstri Sizi Nasıl Yönlendirir ve Sağlığınızla Kumar Oynar Bu kitaba göre, bir ilaç şirketi kolesterol düşürücü ilacının üzerine logosunu koyması için Amerikan Kalp Derneği'ne 600 bin dolar verdi. (www.prwatch.org/books/experts.html) Şimdi bu derneğe ne kadar güvenebiliriz?

Radyo’da bir programa telefonla katılan bir vatandaşı dinledim. “Bize neyin doğru olduğu söylensin, biz bunlara kafamızı yoramayız” diyordu. Eğer toplum çoğunlukla bu gibi kişilerden oluşuyorsa işimiz çok zor. Bu kişi hiçbir şey yapamıyorsa şunları öğrenmeye çalışmalı: Bize açıklama yapan uzmanlar veya kuruluşlar ne kadar bağımsız, kim şirketlerden besleniyor?

İnsanlar uzman dediği birkaç kişi veya kuruluşun peşine takılmamalı. Sorgulayıcı olmalı. Elinden geldiği kadar beynini tam kapasite kullanmaya çalışmalı. Çağımız, sıradan vatandaşa neyin doğru olup, neyin olmadığı konusunda büyük bir sorumluluk yüklüyor. Kamuoyunun düşüncesini belirli bir yöne yöneltmek için uğraşan çok çeşitli kuruluş ve kişiler var. Bunlara İngilizce spin doctors diyorlar. Yani kamuoyuna spin attıran (yolundan çıkaran) uzmanlar bunlar.

Başka bir yol yok. Sıradan insanlar bile öğrenecek, tartışacak, kimin neyi neden söylediğini araştıracak.

10.12.2011 Bu yazi 4611 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri