Son Dakika
Cumartesi, 4 Nisan 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
MARET ürünlerinde ölümcül bakterler tespit edildi
Tarım Bakanlığı’nın Burger King soruşturmasında, Koç Holding kuruluşu olan Maret’in hamburger ve dilimli dana jambonlarında da ‘listeria’ bakterisi bulundu. Ayrıca tüm et ürünlerinde bütün ürünlerde salmonella ve listeria bakterilerine rastlanıyor.



Kazım Çeliker / Taraf


Tarım Bakanlığı’nın da vurguladığı gibi Türkiye’deki gıda terörü bozuk ve sağlıksız ürünlerin yanı sıra insanda ölümlere yol açabilecek bakterili etleri de kapsıyor.

Bu gelişmeler çerçevesinde hazırladığımız, 160 bin porsiyon hastalıklı hamburger etinin aniden yok oluşu ile ilgili yaptığımız haberin ikinci ayağında bu sefer daha ilginç gelişmeler ortaya çıktı.

Tarım Bakanlığı 160 bin porsiyon etle ilgili olarak bir sorunlarının bulunmadığını belirtiyor. Bakanlık yetkilileri, etleri imha ettiği ileri sürülen Zeybek Katı Atık Merkezi’ni yakın takibe aldığını ifade ediyor. Bakanlık Başmüfettişi de bu firma hakkında konunun yargıya taşınmasını istiyor ve bu etlerin piyasaya sürülüp sürülmediğinin tesbitini talep ediyor.

İlginç gelişmeler yaşanıyor

Bu gelişmelerin ardından bu sefer hamburger etleri piyasasında bir başka ilginç olayı daha ortaya çıkarıyoruz. Etlerinin sağlıklı olduğunu belirterek depodaki diğer etlerden bakteri bulaştığı iddiasıyla TT Gıda yetkilileri Tarım Bakanlığı’na başvuruyor.

Bunun üzerine Tarım Bakanlığı etlerin bulunduğu Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi’ne yöneliyor. Kocaeli’de kurulu Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi birçok hamburger firmasının depo vazifesini de üstlenmiş durumda...

Görevliler ana depoya gidiyor

Tarım Bakanlığı’ndan Kontrol Şube Müdürü Halide Canaylı’nın görevlendirmesiyle 14.06.2010 tarihinde Veteriner Hekim Aynur Arslan Toksoy ve Hülya Dönmez İpçi, TT Gıda’nın aracıyla ve ilgilileri ile birlikte numune almak için Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi’nin deposuna gidiyor.

Bu ilk ziyaretin ardından aynı görevliler birkaç kez daha bu şirkete geliyor ve sonuncusunda çeşitli firmalara ait ürünlerden numuneler alıyor.

Numuneler doğru laboratuara

Tarım Bakanlığı görevlileri bu numuneleri Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kocaeli Kontrol Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderiyor.

Burada yapılan incelemelerin ardından 28.06.2010 tarihinde analiz sonuçları açıklanıyor.

Ve görülüyor ki, numunesi alınan hemen hemen bütün ürünlerde salmonella ve listeria bakterilerine rastlanıyor. İşin daha korkuncu ise numunesi alınan et ürünlerinin markasının çok ünlü olması...

Laboratuar görevlileri tarafından açıklanan 2010-03343-03344-03345 nolu raporlarda Mikrobiyoloji Laboratuarı Şefi Türkan Erdem, Numune Kabul ve Rapor Düzenleme Şefi Dr. Hatice Kalelioğlu ile “olur” veren Müdür Vekili Haşim Şen’in imzası bulunuyor.

Üç raporda depodan alınan etin markasının Koç Holding kuruluşu olan Maret olduğu belirtiliyor. Maret hamburger ve Maret dilimli dana jambonların analize tabi tutulduğu kaydı düşülüyor.

Analize başlama tarihi olarak 21.06.2010 tarihi veriliyor. Yapılan analizler sonucu 28.06.2010 tarihinde açıklanan sonuç raporunda, üç numunenin her birinde listeria bakterisine rastlandığı kaydediliyor.

Söz konusu analiz sonuçları da Tarım Bakanı Mehdi Eker’in önüne onaylanmak üzere konulan araştırma raporuna ekleniyor.

Tarım Bakanı Mehdi Eker’in de “olur” imzasının ardından 160 bin etle ilgili olarak yasal süreç kendiliğinden başlamış oluyor. Edinilen bilgiye göre, Tarım Bakanlığı’nın ilgili kişilerle ilgili davalar açmış durumda.

Bir üründe iki bakteri birden

Laboratuara numune olarak giden numune etler arasında Türkiye’nin dev et entegre tesislerinden Al-Et markalı ürünler de bulunuyor.

Yine bu belgelerde de Mikrobiyoloji Laboratuarı Şefi Türkan Erdem, Numune Kabul ve Rapor Düzenleme Şefi Dr. Hatice Kalelioğlu ile “olur” veren Müdür Vekili Haşim Şen’in imzası yer alıyor. 2010-03346 ve 2010-03347 nolu analiz raporlarında salmonella ve listeria bakterilerine vurgu yapılıyor.

2010-03346 nolu analiz raporundaki Whopper Al-Et adlı üründe hem salmonella hem de listeria adlı bakterilere rastlandığı kaydediliyor.

Bu gelişmelerin üzerine Tarım Bakanlığı yetkilileri, Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi yönetimine başvurarak etlerin kesinlikle piyasaya sürülmemesi talimatını veriyor. Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi de etleri deposunun yediemin bölümüne alarak imha edilmek üzere kendisine gelecek ikinci talimatı bekliyor.

Fasdat: Bozuk etleri imha için bekletiyoruz

Konu ile ilgili olarak görüşüne başvurduğumuz Fasdat Genel Müdürü Celal Oktay, söz konusu gelişmenin doğru olduğunu söylüyor. Belirtilen markalarda bakterilere rastlandığını kaydeden Celal Oktay, “Etlerle ilgili olarak ben suçlanamam. Çünkü ben dağıtıcıyım. Ürünü imal eden firmalar bu konuda sorumludur” diyor.

Kendisine Tarım Bakanlığı tarafından belirtilen markalı ürünlerde bakteriye rastlandığı bilgisinin geldiğini ifade eden Celal Oktay, sözlerine şöyle ediyor:

“Bu aşamadan itibaren Tarım Bakanlığı, bu bakterili ürünleri yediemin deposuna almamı istedi. Ben de hemen oraya kaldırdım.

Hem Maret, hem Al-Et hem de Tarım Bakanlığı imha için ikinci bir talimat vereceklerini açıkladılar. Bu ürünler yaklaşık 800-900 kilo arasında bir orana sahip.

"İmha edilmek üzere depolarımızda bekliyor.”

Celal Oktay, daha önce TT Gıda’ya ait olduğu bildirilen ve 160 bin adet olduğu belirtilen salmonella ve listeria bakterileri tespit edildiği belirtilen hambur etleri ile ilgili olarak da şu açıklamayı yapıyor:

“Bu etleri ben belgeli olarak Zeybek Katı Atık Yönetim Merkezi’ne teslim etmiş durumdayım. Bundan sonra beni ilgilendiren bir olay değil. O tamamen o şirketin inisiyatifine kalmış bir olay. Bununla ilgili ödememi de yaptığım ve zamanında bu etlere müdahale ettiğim için bir sorumluluğum bulunmuyor.”

Onlarda kamu sağlığı, markadan önce geliyor

Gıda güvenliği, kamu sağlığı açısından büyük önem arz ediyor. Bu bilinci taşıyan bir devlete ve tüketici hakları konusunda örgütlenmiş bir sivil topluma sahip ülkelerde, piyasadaki gıda ürünleri düzenli olarak denetleniyor. Dahası, kamu sağlığı için riskli bir durum saptandığında bunun derhal halka açıklanması ve “riskli” ürünlerin piyasadan çekilmesi yasalarla güvence altına alınıyor.

FDA: Risk varsa, açıklık şart

Bu uygulamanın en gelişmiş örneklerinden birine ABD’de rastlıyoruz. Amerika’da “federal” düzeyde iki kurum, gıda ürünleri sağlığını denetliyor. Kısaca FDA olarak bilinen Gıda ve İlaç İdaresi, Amerikan Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı’na bağlı bir kurum ve bu konuda ülkenin en üst düzey otoritesi. FDA’in denetimine takılan gıda ürünleri, riskin derecesine göre ya kısmen geri çağrılıyor (recall), ya tümüyle piyasadan çekiliyor (market withdrawal) ya da ürünün satışına devam edilse dahi, bu ürünle ilgili tüketicinin uyarılması (safety alert) yoluna gidiliyor. Bu üç uygulamadan sonuncusuna örnek olarak, konserve ton balığındaki yüksek civa oranları konusunda tüketicinin “hamile kadınlar yemesin” türü uyarılarla düzenli olarak bilgilendirilmesini hatırlatabiliriz. Piyasadan çekme ve geri çağırma kararlarına ise, ABD’de hemen her gün bir yenisi ekleniyor. Bu kararlar, haberlerle kitlesel medya üzerinden ve ürünün marka adı, satış yeri açıkça belirtilerek duyuruluyor.

Dahası, FDA’in internet sitesine girerek 2004’ten bu yana gün be gün alınmış bütün uyarı ve toplatma kararlarını görmeniz mümkün. Biz baktığımızda, sadece içinde bulunduğumuz eylül ayına ait, sonuncusu 17 eylül tarihli on beş uyarı ve toplama kararı gördük. FDA ayrıca, bu kararları otomatik olarak isteyen her bireyin elektronik postasına gönderiyor. ABD’de ayrıca Tarım Bakanlığı’na bağlı FSIS (Gıda Güvenliği ve Teftiş Hizmetleri) de özel olarak tarımsal ürünlerin denetimini üstleniyor ve FDA’den bağımsız “geri çağırma” kararları alabiliyor.

FSIS’in duyurduğu son geri çağırma kararı 28 Ağustos 2010 tarihli. Cargill şirketinin ürettiği kıymada “E. Koli” bulunması üzerine, (bu şirket Türkiye'de yaygın ve güçlü olarak gıda faaliyetlerinde bulunur) şirket yaklaşık dört bin ton eti piyasadan çekip imha etmiş. 23 Ağustos 2010’da ise bu kez New York merkezli Zemco adlı şirketin ürettiği şarküterilik et ürünlerinde, listeria virüsü saptanınca tam 200 bin ton salam, jambon vs. piyasadan geri çekilerek imhaya gönderilmiş. (Taraf 19.09.2010)

* * *

Whopper alarmı

Burger King’e 160 bin porsiyon virüslü et satıldığı iddiası Türkiye’yi ayağa kaldırdı.

Tarım Bakanlığı'nın tespit ettiği hileli gıda skandalında ilk ipucuna Taraf gazetesi ulaştı.
Hamburger zinciri Burger King'e satılan 160 bin porsiyonluk etin Salmonella ve Listeria virüsleri taşıdığı belirlendi. 'İmha ettik' dedikleri etin aslında imha edilmediği ortaya çıktı. Piyasaya sürülmüş olabileceği kuşkusu doğdu.

81 ilde etlerin izini süren müfettişlerin raporunda, Burger King'i işleten ve tedarikçi firmalar gerçeğe aykırı bilgi vermekle suçlandı. Burger'ın ana tedarikçisi Fasdat Gıda'nın et aldığı firmalardan biri olan Erzurum'daki TT Gıda'nın ürünlerinde virüs tespiti üzerine siparişler iptal edildi. Alınan 40 ton etin 30 tonu da geri gönderildi. 12 tona yakın et ise 'İmha edildi' denilerek geri verilmedi. Yüzbinlerce lira zarara uğrayan firma, 160 bin porsiyon hamburger etinin peşine düştü. İmha işlemini araştırdı. İnandırıcı bilgi alamadı. Üstelik şirket içinden "Piyasaya sürülmüş olabilir" bilgisi sızdırıldı.

Bu gelişme üzerine harekete geçen müfettişler, etleri imha ettiği bildirilen Balıkesir'deki Zeybek Katı Atık firmasını denetledi. İmha işlemi yapılmadığı ortaya çıktı. Üstelik firmanın böyle bir yetkisi de yoktu. Daha sonra Fastad'dan "Eti köpeklere yedirdik" bilgisi verildi.
Sözü edilen çiftlikteki 55 köpeğin 12 ton eti kısa sürede yemesinin imkansız olduğu ortaya çıktı. Bütün bu gelişmeler üzerine Tarım Bakanlığı savcılığa suç duyurusunda bulundu.

İSHAL, ATEŞ VE SANCI
Salmonella hayvan dışkısı ile yiyeceklere bulaşıyor. Çiğ ya da az pişmiş et, tavuk, yumurta ya da pastörize olmayan sütle insana geçiyor. İshal, yüksek ateş ve krampa yol açıyor.
Bebek ve yaşlılarda öldürücü olabiliyor.

REKOR CEZA GELİYOR
Virüslü etlerin piyasaya sürüldüğünün belirlenmesi halinde Burger King'in tedarikçisi Fasdat Gıda'ya porsiyon başına 20 bin lira para cezası verilecek. Firma 4 milyar TL ödeyecek. Yetkilileri hakkında da hapis cezası istenecek.

HAYVANLARA BİLE ZARARLI

Kocaeli İl Tarım Müdürlüğü elemanlarınca hazırlanan raporda, hamburger yapılmak üzere hazırlanan etlerde listeria monositogenesis ve salmonella spp virüsleri tespit edildiği belirtilerek şu ifadelere yer verildi: "Bu hastalıkların zoonoz karakterli olduğu kesindir. Bu da hem insanlarda hem de hayvanlarda hastalık yapmaktadır. Bu sakıncalı ürünlerin yedirilmesi tehlikelidir." Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Erdingç İçigen, Veteriner Hekim Ceyhun Arabacı ve Veteriner Hekim Mehmet Akdoğan imzalı belgede ise insanı dehşete düşüren şu uyarı notu yer aldı: "Listeria monositogenesis ve salmonella spp etkenlerini taşıyan etlerin köpeklerde tüketilmesi sakıncalıdır." (Takvim 19.09.2010)

* * *

Burger King’e virüslü et sorusturması

Tarım Bakanlığı, Burger King’in TT Gıda’dan satın aldığı ‘salmonella ve listeria’ virüslü 164 bin adet hamburger eti için Gebze Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu

Tarım Bakanı Mehdi Eker, temmuz ayında yaptığı şok bir açıklamada, Türkiye genelinde 22 bin 172 firmanın denetlendiğini duyurdu ve bunlardan 1171’inde sağlığa zararlı ürünler tesbit ettiklerini açıkladı. Ne var ki, Bakan Eker, basının ve sivil toplum örgütlerinin bütün baskılarına rağmen bunların hangi firmalar olduğunu bir türlü söylemedi.

İşte, Tarım Bakanlığı’nın takibindeki 1171 firmadan biri olan ve dünyanın hemen her ülkesinde faaliyet gösteren o firmalardan birine TARAF gazetesi ulaştı.

Tarım Bakanı Mehdi Eker’in ‘olur’ imzasını koyduğu ve üzerinde “GİZLİ” mührü bulunan “TEF.2010.000.702.01/2010-128/2233” sayılı Teftiş Kurulu Başkanlığı raporunda, dünyaca ünlü hamburger satış firması Burger King’i işleten firmalar hakkında gerçeğe aykırı bilgiler vermekle ilgili suçlamalar yapılıyor.

Bu konuda soruşturma açıldığı, sonuçlandığı ve söz konusu firmalar hakkında cezai yaptırım uygulanacağı, hatta vergi kaçırıldığı ve buna göz yuman kamu görevlilerine çeşitli cezalar verilmesi talep ediliyor.

Etlerinizde tehlikeli virüs çıktı

Hikâyenin en başına dönmek gerekirse, her şey Burger King’i işleten şirketlerin bu yılın nisan ayında, et alımı yaptığı firmalardan biri olan T.T. Gıda Turizm, İnşaat, Petrol Kimya Taşımacılık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. ile sözleşmesini birdenbire fesh etmesi ile başlıyor.

Franchise olarak Burger King’i işleten TAB Gıda San. Tic. A.Ş. ve anadepo vazifesi üstlenen Fasdat Gıda Dağıtım San. Tic. Aş, et tedarikçisi TT Gıda ile anlaşmasını fesh ettiğini maille bildiriyor. Sebep olarak da, “Ürünlerinizde salmonella ve listeria virüsüne rastlanmıştır” deniyor. Söz konusu mail firma sahipleri Y. Selim Göncüoğlu ile Selçuk Göncüoğlu’na ulaştırılıyor. Firma yetkilileri, bunun üzerine, sadece Burger King’e değil diğer firmalara da verdikleri et satımını durduruyorlar ve Erzurum’daki üretim tesislerinde dezenfekte işlemlerine başlıyorlar.

Bu arada, ürünlerinden aldıkları numuneleri hem özel hem de Hıfzıssıhha kuruluşlarında incelettiriyorlar.

Numunelerde virüs çıkmıyor

Ancak ürünlerinde salmonella ve de herhangi bir tehlikeli virüs bulunmadığına dair raporlar alıyorlar. Üretimlerini ve satışlarını durdurduğu için yüzbinlerce lira zarara uğrayan firma bu sefer sattıkları ve kendilerine geri verilmeyen 160 bin adet hamburger etinin peşine düşüyor.

Ellerinde ‘temiz’ raporları ile aklanma derdine düşen firma sahipleri, bu şirketlere başvurduklarında, “Etleriniz imha edilmek üzere gönderildi” cevabı alıyor.

Burada ise yetkililerin akıllara şu soru takılıyor; TT Gıda’nın 160 bin adet hamburger eti temizse hastalık tesbit edilerek imhaya gönderildiği belirtilen etler kime ait?

Tam bu sırada TT Gıda sahiplerine, Fasdat içerisindeki bazı kişiler tarafından “Sizin etler piyasaya sürüldü” iddiaları ulaştırılıyor.

İddialara cevap arayan yetkililer, nerede imha edildiğini soruyorlar, cevap olarak kendilerine, Balıkesir’de kurulu “Zeybek Katı Atık Yönetimi Taah. Ltd. Şti.” firmasının adresi veriliyor. TT Gıda yetkilileri, bu sefer Zeybek Katı Atık firmasının peşine düşüyor ve söz konusu adreste böyle bir firma olmadığı bilgisine ulaşıyor. Başka adrese taşındığı tesbit edilen firmanın bu sefer de atık bertaraf etme yetkisinin bulunmadığı öğreniliyor.

Bu arada, önceleri “imha edildi” denilen etlerle ilgili ilginç bir gelişme daha yaşanıyor. Hastalıklı etlerin imha edilmediği, imha edecek şirket tarafından Bursa Karacabey’de bulunan Madımak Kangal Köpeği Üretim Yetiştirme ve Koruma Merkezi’ne verilerek burada köpeklere yedirildiği belirleniyor.

Bunun üzerine TT Gıda yetkilileri, gelişmeleri içeren bir dilekçe ile Tarım Bakanlığı’na şikâyette bulunuyor.

Tarım Bakanlığı da iddiaları ciddiye alarak 21.06.2010 tarih ve 2010-128/1877 sayılı yazı ile Başmüfettiş Süleyman Çambaşı’yı bu işi soruşturmakla görevlendiriyor.

Başmüfettiş: Hastalıklı etler kayıp

Olayı soruşturan Başmüfettiş Çambaşı, bir süre sonra, Tarım Bakanı Mehdi Eker’in onayına sunulmak üzere “TEF.2010.000.702.01/2010- 128/2233” sayılı bir sonuç rapor hazırlıyor.

Söz konusu rapor hastalıklı etlerin nerede olduğunun bilinmediğini, piyasaya verilmiş olabileceği şüphesi bulunduğunu belirtiyor ve hem firmalar hakkında hem de sahte evraklar düzenleyerek buna göz yuman kamu görevlileri hakkında cezai işlem yapılmasını istiyor.

Raporda, “TT Gıda yetkilileri ile Tarım Bakanlığı’nın görevlendirdiği Veteriner Hekim Aynur Arslan Toksoy ve Hülya Dönmez İpçi, Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi’ne giderek numune almak istemişlerdir. Ancak söz konusu firmanın görevlileri, görevli gelen bu kişileri içeri sokmamış, tartışma yaşanmıştır. Burada tutulan tutanağa ‘...ürünler imha edilmek üzere Zeybek Katı Atık Yönetimi’ne gönderilmiştir’ ibaresinin konulduğu görülmüştür. Ancak sonra bu ibarenin ‘sehven’ yazıldığı tespit edilmiştir” deniyor.

Veteriner hekimlere ceza talebi

Raporda, bu ‘sehven’ durumundan dolayı Hülya Dönmez İpçi ve Aynur Arslan Toksoy’un cezalandırılması da talep ediliyor. Ayrıca raporda etlerin imha edildiğine dair geriye dönük evrak düzenlendiği de kaydediliyor.

Bu arada, hastalıklı etlerin imha edildiğine dair adı verilen Zeybek Katı Atık Yönetimi’nin adresi Tarım Bakanlığı tarafından da soruşturuluyor. Bakanlık “Adnan Menderes Mah. Aydınevler Sitesi A/Blok Kat: 1 Daire: 1, Balıkesir” adresinde böyle bir firmanın olmadığını tesbit ediyor. Daha sonra bu etlerin bir hayvan barınağına gönderildiği ve buradaki hayvanlara yedirildiği bilgisi veriliyor. Bununla ilgili olarak da raporda, “Köpek yetiştirme merkezine 05.05.2010 tarihinde 11.195 kg ve 29.06.2010 tarihinde 430 kg olmak üzere iki parti halinde et teslim edildiği” vurgusu yapılıyor.

Hayvanlar yese bile tehlikeli

Raporda şu ürpertici bilgi de yer alıyor: “Diğer taraftan, Kocaeli İl Tarım Müdürlüğü elemanlarınca tanzim edilen bilgilendirme raporunda, belirtilen ürünlerin analiz sonucunda listeria monositogenesis ve salmonella spp virüsleri tespit edilmiştir. Bu hastalıkların zoonoz karakterli olduğu kesindir. Bu da hem insanlarda hem de hayvanlarda hastalık yapmaktadır. Bu sakıncalı ürünlerin yedirilmesi tehlikelidir.”

Dosyaya ek olarak sunulan “EK:24/1.1” sayılı ve Hay.Sağ.Şb.Mdr. Erdingç İçigen, Veteriner Hekim Ceyhun Arabacı, Veteriner Hekim Mehmet Akdoğan imzalı belgede de hayvanlara yedirilen hastalıklı etlerle ilgili olarak şu uyarı yer alıyor: “Listeria monositogenesis ve salmonella spp etkenlerini taşıyan etlerin köpeklerde tüketilmesi sakıncalıdır.”

İki ayda bu kadar et yenilmez

Söz konusu belgede, bu kadar miktardaki etlerin iki aylık sürede yaklaşık 55 hayvan tarafından tüketilemeyeceği bilgisi de veriliyor.

Raporda buna da işaret ediliyor ve “63 gün içerisinde hayvan barınağında ancak 3213 kg azami et tüketilebileceği” belirtiliyor.

İmha edilmesi gereken 160 bin porsiyon hamburger eti ise 12 tonu buluyor. Yani hastalıklı virüs taşıyan 9 ton hamburger etinin nerede olduğunun bilinmediği vurgusu yapılıyor.

Tarım Bakanlığı yetkilisi, bu hastalıklı etlerin piyasaya verilmiş olabileceği şüphesinin bulunduğunu söylüyor.

Başmüfettiş Süleyman Çambaşı tarafından düzenlenen “20.07.2010 tarih ve 94-2010/5 sayılı Disiplin Raporu”nun beşinci sayfasında imha edildiği ileri sürülen etlerle ilgili hiçbir bulguya rastlanmadığı belirtiliyor ve şu ifade konuluyor:

“Piyasaya sürüldüğünün tespiti...”

“Gebze Cumhuriyet Savcılığı’nın incelemesi sonrası, insan sağlığına zararlı bu ürünlerin piyasaya sürüldüğünün tespiti halinde 5179 Sayılı Kanun’da belirtilen cezai müeyyidelerin Kocaeli İl Tarım Müdürlüğü’nce uygulanması gerektiği...”

Sonuçta Tarım Bakanı Mehdi Eker’in önüne konulan bu rapor, 22 Temmuz 2010 itibariyle imzadan geçiyor. Bakan’ın imzasıyla böylece sözkonusu firmalar ve süreçte adı geçen bazı kamu görevlileri hakkında cezai işlem yapılmasını öngören süreç başlıyor. Özellikle atık firması Zeybek hakkında “etlerin nerede olduğu” yolunda üç koldan soruşturma başlatılması isteniyor.

Vergi kaçakçılığı iddiası

Firmalar hakkında Maliye Bakanlığı’na da bilgilendirme yazısı gönderen Tarım Bakanlığı Başmüfettişi, “Böyle bir adreste katı atık tesisi bulunmamasına rağmen buraya fatura kesen firmaların vergi kaçakçılığı” yaptığını da vurguluyor. Raporda ayrıca etlerin imha edilmesine yönelik olarak geriye dönük evrak tanzim edildiği de ısrarla vurgulanıyor. Bunun da “evrakta sahtecilik ve devleti aldatma” suçu kapsamına girdiği ifadeleri yer alıyor.

Hem para hem hapis cezası

Tarım Bakanlığı hukukçuları, 5179 sayılı Gıda Kanunu’nun 29. maddesi (ı) bendi ve 8. maddesine göre, cezanın porsiyon başına uygulanacağını, porsiyon başı da 5-20 bin lira arasında bir meblağın söz konusu olduğunu belirtiyor. Bu da söz konusu firmalar için yaklaşık 3 milyar 200 milyon liralık bir ceza anlamına geliyor. Ayrıca bu firma yetkilileri hakkında ceza davaları açılabileceği ve 3-6 ay arasında hapis cezası istenebileceği ifade ediliyor.

Fasdat Gıda: Etleri imha ettirdik

Burger King’in lojistik firmalarından Fasdat Gıda’dan yapılan açıklamada, gıda sağlığına büyük önem verdikleri ve sözkonusu etlerin imha edildiği belirtiliyor. Fasdat’tan yapılan açıklamada şu ifadeler yer alıyor:

“Fasdat Gıda’ya yönelik asılsız iddialar içeren ‘et imhasına’ ilişkin 17 Eylül 2010 tarihli görüşmelerimize istinaden açıklamamızı aşağıda bilginize sunarız.

Fasdat Gıda olarak, büyük önem verdiğimiz ve 15 yıllık geçmişimizde örneğine rastlanmamış böylesi bir konuyla töhmet altında bırakılmış olmaktan büyük üzüntü duymaktayız. Hazır gıda hizmeti veren kuruluşlara gıda tedariki zinciri hizmeti veren Fasdat Gıda sahip olduğu standartlarla, hizmet kalitesinin tüm aşamalarını standartlaştırmış ve güvence altına almış bir kurumdur. Fasdat olarak üretim standartlarına büyük önem vermekteyiz.

Aracı olarak çalıştığımız markalar için ürün tedarik ettiğimiz üretici firmalar, Türk Gıda Kodeksi’ne uygun üretim yapmakta ve bu standartlarda ürünleri tarafımıza sunmakla yükümlü firmalardır.

Fasdat olarak Nisan 2010’da TT Gıda’dan tedarik ettiğimiz 41 ton ürünün -sorun tespit edildiği için- 30 tonu üretici firmaya iade edilmiştir. Kalan 11 tonla ilgili olarak da yükümlü olmamamıza rağmen inceleme ve test süreci başlatılmıştır. Yapılan incelemede söz konusu ürünlerde Listeria Monocytogenes ve Salmonella bakterileri tespit edilmiştir. (Salmonella ve Listeria monocytogenes yeterli ısıl işlem uygulandığında (pastörizasyon sıcaklığı; 65C 30-40 sn, 75C 10 sn) ölürler. Uygun sıcaklıkta pişirme ve gıdaların hijyenik şekilde muhafaza edilmesi salmonella bulaşmasını engeller.)

Bunun sonucunda söz konusu 11 ton etin imhası için İl Tarım Müdürlüğü’ne haber verilmiş, prosedürlerimiz doğrultusunda 3 gün içerisinde tarafımızca 3 Mayıs 2010 tarihinde Balıkesir’de bir katı atık tesisinde imha ettirilmiştir. İmha tutanağı da İl Tarım Müdürlüğü ile paylaşılmıştır.

Gelişmelerin akabinde 14 Nisan 2010 tarihi itibariyle TT Gıda ile olan işbirliği sona erdirilmiştir. TT Gıda’dan alınan ürünler için de başka bir kurum ile anlaşılmıştır.

Çiğ etin üreticinin sorumluluğunda olduğu bu süreçte Türkiye’deki BRC Sertifikalı ilk lojistik firması Fasdat Gıda iş ortağı olan hiçbir markaya, standartlara uygun olmayan et gönderimi gerçekleştirmemiştir.

15 yıldır Türkiye’nin en büyük restoran zincirlerine et sağlayan Fasdat Gıda, herhangi bir marka için standart dışı ve sağlığı tehdit edecek ürün sağlamamıştır.

Bahse konu olan rapora ilişkin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nın Fasdat’ta yaptığı tespit sonucunda herhangi bir kusura rastlanmadığına ilişkin düzenlediği 1 Eylül 2010 tarihli raporu da ekte bilgi ve dikkatinize sunarız.

Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kasıt içeren bu iddiayla ilgili tarafsız gazetecilik anlayışınızla konuyu hassasiyetle değerlendirmenizi rica ederiz.”

Bakanlık: Biz de etlerin peşindeyiz

Tarım Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı Metin Suerdem, söz konusu gelişmelerin hepsinden haberdar olduğunu belirterek, etlerle ilgili soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

Burger King ve Fasdat ile ilgili soruşturmayı tamamladıklarını ve kendileri açısından bir sorun bulunmadığını ifade eden Suerdem, etlerin imha edilmek üzere teslim edildiği ileri sürülen Zeybek Katı Atık firması üzerinde yoğunlaştıklarını belirtti.

Zeybek firmasının etleri imha etmediğinin tesbit edildiğini kaydeden Suerdem, “Köpeklere yedirildiği belirtiliyor. Köpek barınağında yaptığımız incelemede de bu kadar eti köpeklerin yemesinin mümkün olmadığı gördük. Şu anda bütün araştırmamızı bu firma üzerinde yoğunlaştırmış durumdayız. Etlerin akıbetini hem savcılık hem de diğer kurumlar üç koldan yürütüyor” dedi.

Hastalıklı etlerin yeniden piyasaya sürüldüğü yönündeki iddialar için de Suerdem, “Bizim bu konuda bir tesbitimiz yok. İlgili firmalarla ilgili bir araştırmamız da yok. Etlerin akıbetini biz de gerçekten araştırıyoruz” diye konuştu.

Salmonella ve Listeria virüsleri

Salmonella, insanlarda ishalli hastalığa neden olan bir bakteri grubu. Genellikle, hayvan dışkısı bulaşmış yiyecekler yoluyla yayılıyor. Salmonella’nın birçok farklı tipi var.

Çiğ ya da az pişmiş et, tavuk, yumurta ya da pastörize olmayan sütte bulunabiliyor (pastörize olmayan sütten üretilen ürünler). Ayrıca birçok hayvan kökenli çiğ yiyeceklerde barınıyor, ancak yiyecekleri pişirmek çoğunlukla Salmonella’yı öldürüyor.

Salmonella ile enfekte kişide enfeksiyondan 12-72 saatte ishal, ateş ve karında kramp görülüyor. Hastalık (salmonelloz) çoğunlukla 4-7 gün sürüyor ve hastaların çoğu tedavisiz iyileşiyor.

Ancak bazı kişilerde hastalık, hastaneye yatırılmayı ve antibiyotik kullanmayı gerektirebilecek kadar ağır olabiliyor. Yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler bu grupta yer alıyor.

Listeria virüsü ise, yeterince hijyenik olmayan veya pastörize edilmemiş gıdalar aracılığıyla bulaşıyor. Yumuşak peynir, dondurma da dahil olmak üzere süt ürünleri, çiğ süt, çiğ ve az pişmiş et, tavuk, deniz ürünleri ve çiğ sebzelerde rastlanıyor.

12-24 saat içinde başlayan, mide bulantısı, kusma, ishal ve ateşle kendini gösteriyor. Özellikle hamileler, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf olan yetişkinlerde kendini daha kuvvetli olarak gösteriyor. Hamile kadınlarda çocuk düşürme ve ölü doğumlara neden olabiliyor. (Taraf 18.09.2010)

 


HAMBUR ETLERİ ÇOCUKLARI NASIL ÖLDÜRÜYOR

Bayatlamayan, çürümeyen ‘plastik gıda’lar nasıl öldürüyor

‘Bizim gıda güvenliği konusundaki çabalarımız altı yıl önce başladı. 2,5 yaşındaki oğlum Kevin, e-koliye yakalandı. Çok sağlıklı ve güzel bir çocuktu. Yanımda hastalanmadan iki hafta önce çekilen bir fotoğrafını getirdim. Oğlum iki hafta içinde böyleydi ve 12 gün içinde öldü.

2001 yılının Temmuz ayında ailecek tatile çıktık. Bizi bekleyen olayı bilseydik asla eve dönmezdik. Oğlum hastalanmanda önce 3 tane hamburger yemişti. Kevin kanlı isal olmuştu. Bu nedenle onu acile kaldırdık. Kevin’in dışkı örneği alındı ve kültür testine gönderildi. Kanamalı e-koli bakterisi olduğu ortaya çıktı ve doktorlar bize Kevin’in böbreklerinin iflas ettiğini söyledi. Böylece diyaliz tedavisine başlandı. Su içmesine izin yoktu. Bizde bir bardak suyun içine küçük süngerle batırıp öyle içiriyorduk. Ancak o şekilde içebiliyordu. Hatta bir keresinde süngerlerden birini ucunu koparmıştım. Yalvaran bir çocuk düşünün. Oğlum su için yalvardı. İki lafından biri suydu. Dışarıda kimsenin içeri içecek getirmesine izin vermedim. Çünkü oğlumun tek dediği şey suydu.

Oğlum ona neler olduğunun farkında mıydı bilmiyorum. Umarım değildir. Sağlıklı ve güzel bir çocuğun 12 gün içerisinde ölüme gidişini izlemek inanılmazdı. Bir yemeğin bedeli ölümdü. Acımızın üstüne tuz biber eken başka bir şeyde iki üç yıl vaktimin boşa gitmesi ve etlerin piyasadan toplatılması için avukat tutmamızdı. Oğlum 1 Ağustos’ta hastanedeydi. Et tesisindeki e-koli basili testide pozitif çıkmıştı. Ancak etler 27 Ağustos’ta yani ölümünden 16 gün sonra toplatıldı.

Elbette. İnsan çocuğunun ölümünü atlatamıyor. Yalnızca alışabiliyor. Hükümetin arkamızda duracağına inandık. Ancak en haklı davamızda bile yanımızda değiller. Tarım Bakanlığı 1998’de salmonella ve e-koli bakterileri için mikrobiyal bir test uyguladı. Bu testlerden üst üste geçemeyen tesisler kapatılacaktı. Zira bu süreklilik arz eden bir kirlilik sorununa sahip olduklarını gösteriyordu. Et ve kümes hayvanları ile ilgili dernekler hemen bakanlığa dava açtı. Mahkeme ise bakanlığın tesislere kapama yetkisi olmadığına karar verdi. Buda demek oluyor ki kırmızı ve beyaz etlerin incelendiği laboratuar kaplarında salmonella ve e-koli bakterisi çıksa da tarım bakanlığının eli kolu bağlı kalıyordu. Doğrudan yanıt olarak yeni bir kanun çıkarıldı. Kamuoyunda Kevin Kanunu olarak tanında. Kevin Kanunu, tarım Bakanlığı’na üst üste bakterili et üreten tesisleri kapama yetkisi verecekti. Herkes sağduyulu davranıyormuş gibi görünüyor. Ancak 6 yıldır koşturmamıza rağmen yasa hâlâ yürürlüğe girmedi.

Bazen bu sektörün oğlumdan daha çok korunduğu hissine kapılıyorum. Zaten bu işin savunucu olmamın sebebi de bu. Yalnızca geçtiğimiz gıda kaynaklı olan ve önemli kayıplara yol açan pek çok olay yaşandı. Gıda denetim ve güvenliğine olan mevcut bakış açımız, Amerikalı ailelerin ihtiyaçlarını karşılamıyor. Kevin’in başına gelenleri anlatmak benim için zor. Ancak başka insanlarında bunu yaşamaması için, onların karşısına çıkıp anlatmalıyım. Oğlumun ölümünden bu yana yedi yıl geçti. Tek istediğim, oğlumun ölümüne neden olan bozuk gıdanın üreticisinin, ‘oğlunuzu ölümüne neden olan ürünü üretimiz için özür dileriz. Bunun bir daha yaşanmaması için elimizden geleni yapacağız’ demeleriydi. Tek isteğimiz buydu. Ama bunu bile yapmadılar.’ (Gıda A.Ş. belgeselinden...)

İki ayda bu kadar eti kim yedi?

İMHA edildiği kanıtlanamayan bakterili etlerin akıbeti belirsiz. Tarım Bakanlığı ve Başsavcılık, 12 ton zehirli etin piyasaya sürülüp sürülmediğini tesbite çalışıyor.
Taraf Gazetesi ve TIMETURK.com'da 18 Eylül'de yayınlanan salmonella ve listeria bakterili 12 ton hamburger etiyle ilgili oluşan soru işaretleri halen cevabını arıyor.

Önce imha edildiği daha sonra köpeklere yedirildiği ancak bu kadar eti 50 köpeğin iki ayda tüketemeyeceği bilgilerinin ardından Tarım Bakanlığı’nın başlattığı, “12 ton et nerede?” sorusu cevaplanmayı bekliyor.

21.06.2010 tarihinde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı’nca görevlendirilen Başmüfettiş Süleyman Çambaşı’nın Tarım Bakanı Mehdi Eker’e sunduğu raporda, 12 bakterili etin Kocaeli’de kurulu Fasdat Gıda Dağıtım Şirketi tarafından Balıkesir’deki Zeybek Katı Atık Merkezi’ne imha edilmek üzere gönderildiği vurgulanıyor.

Bakterili etler köpeklere yediriliyor

Zeybek Katı Atık Merkezi ise bu etleri imha etmek yerine Bursa Karacabey’de kurulu Madımak Kangal Köpeği Üretim Yetiştirme ve Koruma Merkezi’ne gönderdiğini belirtiyor. Raporda ifade edildiğine göre, buraya 05.05.2010 tarihinde 11.195 kg ve 29.06.2010 tarihinde 430 kg olmak üzere bakterili etler hayvan barınağına teslim ediliyor.

Hayvan barınağında o sırada 40 dişi, 10 erkek, 5 yavru köpek bulunduğu kaydediliyor.

Raporun üçüncü maddesindeki ilgili bölümde bu bakterili etlerin hayvanlarda hastalık yapabileceği vurgulanıyor.

Ve bu 63 köpeğin 05.05.2010- 07.07.2010 tarihleri arasında ancak 3213 kg et tüketebilecekleri notu düşülüyor.

Tarım Bakanlığı Başmüfettişi Süleyman Çambaşı işte bu noktada Bakan Eker’in onayından da geçen raporunda şu ifadeyi kullanıyor:

“...Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nca değerlendirilmek üzere raporun bir nüshasının Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesinin gerektiği, Savcılığın incelemesi sonrası, insan sağlığına zararlı bu ürünlerin piyasaya sürüldüğünün tesbiti halinde 5179 Sayılı Kanun’da belirtilen cezai müeyyidelerin Kocaeli İl Tarım Müdürlüğü’nce uygulanması gerektiği...”

Tarım Bakanlığı yetkilisi, Bakan Eker’in de “olur”undan geçen bu sorusuyla 12 ton hastalıklı hamburger etinin iki aylık gibi bir süre içerisinde tüketilmiş olmasının mümkün olmadığını vurguluyor. Bakanlık yetkilisinin aklına takılan soruyu ise, “Bu etler piyasaya verilmiş olabilir mi?” oluşturuyor. Ve böylece bakanlık yetkilisi, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen raporu ile aklına takılan korkunç şüphenin aydınlatılması gerektiğini belirtiyor.

63 köpeğin iki aylık sürede 12 ton eti tüketemeyeceği ifadeleri ise, Hay. Sağ. Şb. Mdr. Erdinç İçigen, Veteriner Hekim Ceyhun Arabacı, Veteriner Hekim Mehmet Akdoğan

“BİLGİLENDİRME NOTUDUR” başlıklı Teftiş Kurulu Başkanlığı belgesinde yeralıyor.

Belgenin üçüncü maddesinde, şu ifadelere yer veriliyor:

Bu kadar et iki ayda yenemez

“Söz konusu ürünlerin dondurularak muhafaza edilmesi şartıyla 10-15 kg ağırlıkta bir adet yavru köpek için azami 200 gram, 50 kg ağırlıkta yetişkin bir köpek için azami 1000 gr et yedirildiği hesaplanacak olursa, 05.05.2010 ile 07.07.2010 tarihleri arasında 63 günde toplamda 51 kg/gün x 63 gün=3213 kg azami et tüketebilecekleri öngörülmektedir.”

Edinilen bilgiye göre, Tarım Bakanı Mehdi Eker’in söz konusu kayıp etler konusu ile yakından ilgilendiği belirtiliyor. Bakan Eker’in, kayıp hastalıklı etlerin akıbetinin ne olduğu konusunda kamuoyuna bir an önce sağlıklı bilgi vermek istediği ifade ediliyor.

Denetimler yetersiz

Kayıp 12 ton hastalıklı hamburger eti ile ilgili olayın hukuki boyutlarını değerlendiren Avukat Veysel Ok, “AB’ye girme sürecindeki Türkiye‘de mevcut gıda kontrol organizasyon yapısı ve mevzuattaki eksikler ile, uygun hijyenik ve teknolojik koşullara sahip olmayan gıda işletme ve işyerlerinin sayısının fazla olması ile toplumun ekonomik gücü ve benzeri nedenlerle gıda güvenliği yeterince sağlanamamaktadır” dedi.

Yaklaşık 5000 kişilik denetim memurları ile 70 milyon insanın gıda güvenliğini sağlamanın imkânsız olduğunu dile getiren Avukat Ok, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Birliği mevzuaatının önemli bir bölümünü gıda güvenliği ve halk sağlığına ilişkin konular oluşturmaktadır. AB’ye girme sürecindeki Türkiye’de gıdalardan kaynaklanabilecek tehlikelerden halk sağlığının korunması için çiftlikten sofraya kadar olan tüm aşamalardaki kontrol ve denetimlerde ulusal mevzuatın AB mevzuzatına esas alınrak düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak bu konuyla ilgili henüz yapılan çalışmalar yok ya da eksiktir.”
Ziyaretçi Yorumları (Toplam 2 yorum)
  • nursel HÜNER
    burger king
    Bu önemli bilgilerin haberlerde daha vurgulayıcı bir şekilde halka lanse edilmesi gerekiyor. Ben kişisel olarak face adresimden paylaşıcam.Yetkililere teşekkür ederiz.
    14.04.2012 15:07:48

  • ahmet muhtar
    evet denetimler yetersiz
    aslında yeterli denetim yapılacak ama siyasi baskılar var.bence denetim işi özelleştirilmelidir.Yaşadığımız o kadar örnek varki hangisini zikredelim.
    18.06.2011 23:01:39
19.09.2010 22:48:00 Bu haber 14560 defa okundu
MARET ürünlerinde ölümcül bakterler tespit edildi
BİLİyor musunuz? Tarım Bakanlığı sorunlu ürün üreten firmaları hep gizler. Basın bu bilgileri ele geçirmese üstü örtülür gider.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri