Son Dakika
Perşembe, 17 Ekim 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Meyvelerin kabuğunda binlerce hikmet var
Allah kabuklara sayısız faydalar ve hikmetler yerleştirmiş. İşte bazı meyve ve sebzeler ve onların kabuklarında Yüce Yaratıcı tarafından yerleştirilmiş antioksidanlardan bazıları

Uzmanlar, meyve ve sebzeleri her zaman kabuklarıyla yememizi tavsiye eder. Meğer Allah o kabuklara sayısız faydalar ve hikmetler yerleştirmiş. Konu meyve ve sebzeler olduğunda hemen herkesin ilgisini çeken, o yumuşak ve sulu olan orta kısmıdır. Ancak Florida Üniversitesinde Beslenme Profesörü olan Doktor Susan Percival bazı önemli antioksidanların kabukta bulunduğunu belirtiyor. İşte bazı meyve ve sebzeler ve onların kabuklarında kudreti sonsuz olan Allah tarafından özenle yerleştirilmiş antioksidanlar:

ELMA

Cornell Üniversitesi araştırmacıları elma kabuğunun, içindeki tatlı beyaz bölgeye göre yüzde 87 oranda daha fazla kanser karşıtı fotokimyasal içerdiğini tespit etmiş. Eğer soyulmamış bir elmayı çiğnemek zor geliyorsa, dış yüzeyini kaplamak için kabuklarını yer fıstığı ezmesine batırabilirsiniz. Hem böylece güçlü bir protein karbonhidrat bileşimi elde edersiniz.

SALATALIK
Kendisinde neredeyse hiç kalori bulunmayan bu yiyeceğin kabuğu, deriyi dolgunlaştıran, kırışıklığı önleyen kolajen olan silisten meydana geliyor. Silis için uzmanların önerdiği minimum bir doz yok ama uzmanlar günde en az beş miligramı uygun buluyor. Bu da tek bir salatalığın kabuğundan alabileceğin miktara denk. Organik olmasına dikkat edin. Normal salatalıkların dış yüzeyi raf ömrü uzasın diye koruyucu maddelerle kaplanır. Ancak organik olanlar orijinal halde bırakılır.

PORTAKAL

Kabuğun üst kısmında bulunan dlimonene UV ışınlarının ölümcül düşmanıdır. Arizona Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada haftada bir çay kaşığı kadar portakal kabuğu yemenin deri kanseri riskini yüzde 30 azalttığı görülmüş. Dış kabuğu ısırmak yerine, somonun üzerine çeşni yerine serpebilirsiniz ya da salatanıza sosla birlikte karıştırabilirsiniz.

MUZ
Ham bir muzun kabuğu suyla doludur. Kabuk dıştan içe oldukça su geçirmez olmasına rağmen muz olgunlaşırken su da ozmos(geçişme) sayesinde azar azar kabuktan meyvenin içine doğru kaybolur. Bu tüm kabuğu incelterek ve daha yumuşak yaparak kabukların canlılığını yitirmesine ve dağılmasına yol açar.  Bu muhtemelen olgunlaştığı zaman meyveyi yenmesi için hazır hale getiren uyum sürecidir.

KİVİ
İnce, tüylü kabuğunda bulunan kimyasal bileşenler bakteri ve kolibakteri ile savaşır. Tırtıl yiyormuş gibi hissetmek istemiyorsanız içeceğinizin içine toz haline getirip karıştırabilirsiniz veya kağıt kadar ince dilimleyip salatanıza koyabilirsiniz.
 

PATLICAN
Bu mor renkli yiyecekten bir şerit sıyırdığında 300 miligram nasunin (beyin hücrelerinin hasar görmesini engelleyen bir antioksidan) elde etmiş olursunuz. Ayrıca kabuğunu atarsanız 200 miligram kas kramplarını engelleme özelliğine sahip potasyum, 13 miligram bağışıklığı güçlendirici magnezyum ve üç gram lif kaybediyor olmanız muhtemel. Eğer az yağlı peynir ve sosa yatırırsan, (marketten satın alır almaz kullandığın takdirde) kabuğunun soyulup soyulmadığını anlamazsın bile.

Antioksidanların Mucize Etkisi

Vücut için büyük risk oluşturan serbest radikallerin oluşumuna, petrokimya ürünleri, X ve UV ışınları, sigara dumanı, hava kirliliği hatta yiyecek ve içeceklerde bulunan koruyucular ve katkı maddeleri gibi bazı bileşikler neden olmaktadır. Serbest radikallerin bir başka ortaya çıkma nedeni de oksijendir. Her ne kadar tüm hayati fonksiyonlar için gerekli olsa da, solunum yoluyla vücudumuza giren oksijenin insan sağlığı için tehlikeli bir yanı da bulunmaktadır. Oksijen olmadan besin yoluyla alınan ve tüm hayati fonksiyonlar için gerekli olan enerjinin açığa çıkması mümkün değildir. Ancak tıpkı oksijenle temas eden bir metalin zamanla paslanması gibi oksijenin hücrede kullanılması sırasında çevredeki moleküller de okside olabilir. Bu şekilde ortaya çıkan ve kontrol altında tutulamayan serbest radikaller hücrenin protein, yağ ve genetik materyal gibi önemli maddelerine saldırır. Hücre harap olurken kimyasal reaksiyonlar zinciri başlar ve bu reaksiyonlar sonunda da daha çok serbest radikal ortaya çıkar. Ayrıca insan vücudu yaşlandıkça antioksidan savunma sistemleri de gücünü sürekli kaybeder. Hücrelerin kendi kendini tamir etme özelliği azalır. Tüm bu yıpratıcı gelişmeler sonucunda ise kanser, kalp krizi gibi hastalıkların oluşma riski artar. Vücutta her gün yaşanan bu yıpratıcı etkinin ortadan kaldırılmasının en etkin yolu ise ancak Yüce Allah'ın benzersiz örneklerle donattığı doğadaki sebze ve meyvelerin tüketilmesidir. Yüce Allah’ın kullarına büyük bir rahmeti olan sebze ve meyvelerin ortak noktası, yoğun antioksidan içerikleridir. Yapılan araştırmalar sonucu meyve ve sebzelerde antioksidan görevi gören yaklaşık 4 binden fazla bileşik olduğu saptanmıştır. Bunların arasında ise özellikle A, C ve E vitaminleri, çinko, selenyum, koenzim Q10 ve melatonin; kanser, kalp hastalıkları, felç ve katarakt gibi hastalıkları önlemekte ve yaşlanma sürecini yavaşlatmaktadır. (Ancak bu noktada belirtilmelidir ki, antioksidanlar oluşmuş hastalığın tedavisini değil, hastalıkların önlenmesini sağlamaktadır.) Aynı zamanda vücudumuzda da üretilerek cildi koruyan, halsizliği ve hafıza zayıflığını önleyen antioksidanlar, Allah'ın insanların yaşaması için kusursuzca yarattığı nimetlerden biridir. Yediğimiz tüm yiyecekleri yaratan Yüce Allah, yaşamımız boyunca ihtiyaç duyduğumuz tüm vitaminleri de bu yiyecekler içinde var etmiştir.

 

19.05.2009 18:21:00 Bu haber 22136 defa okundu
Meyvelerin kabuğunda binlerce hikmet var
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri