Son Dakika
Çarşamba, 1 Ekim 2014 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Nebevi Tıbbın elifbası Doç Dr Ali Akben
Sağlık ve hastalık insanlık tarihi ile başlamış ve bilinen bir kavram. Daha sağlıklı ve ölümsüz bir gelecek arayışı ise çığır açan buluşlarla geleceğe daha sağlıklı pencereler açtı. Sağlık ve şifa mefhumu çağlar boyunca sıklıkla değişime uğrayarak günümüzdeki zenginliğine ulaşmıştır. Tıp tarihini kısaca gözden geçirdiğimizde yaşadığı zengin serüveni gözler önüne serebilir.

Tarih öncesi ilaçsız ritüellerle yapılan tedavilerden günümüzdeki ultra modern robotik teknolojik tedavilere kadar her şey insan sağlığını daha iyi hale getirmeye matuf. Zamanına göre insanların inanarak şifa bulmak için koştukları çare ve çözüm arama yolları oldukça zengin. Mezopotamya Eski Mısır Hind Çin Eski Yunan ve Bizans Doğu Roma tıp uygulamalarına baktığımızda insanoğlunun sağlıkla ilgili arayışlarının ne kadar çok yönlü olduğunu görüyoruz. Bu arayışın İslami penceresinde ise oldukça farklı zenginlikler görüyoruz.

İLHAM KAYNAĞI KURAN

Peygamber efendimiz sav döneminde Kuran­”dan aldığı ilham ile ümmetine önerdiği tıp uygulamalarına günümüzde nebevi tıp diyoruz. Tıbbı nebeviye biz sağlıklı yaşam manifestosu gözü ile bakabiliriz. Çünkü Oku emri ile gönderdiği kitapta satır araları olduğu gibi fıtri yapımızla ilgili sağlık hazinesi.

Yüce kitabımız Kuran­-ı Kerim de zaaflarımız ruhsal yapımız mizacımız nefsanî arzularımız heva ve heveslerimiz çevre eş dost ile ilişkilerimiz aile hayatımız velhasıl her şeyimiz bildirilmiş. Peygamberimizin sünneti olarak bildiğimiz her şeyi aslında böyle okumamız gerekir. Nebevi tıp bu yönü ile geçmiş ile geleceği tamamlıyor. Günümüz Ortodoks tıbbının açmazlarının şifrelerini başka yerde aramaya gerek yok. Şifreler burada.

MODERN TIBBIN AÇMAZLARI

Modern batı tıbbı insanı öyle küçülterek tedavi etmeye kalkıyor ki parçalarını tamamlamak mümkün değil. İnsanı bir makine gibi tamir etmek mümkün mü? Bütünü öyle parçalıyor ki sonunda yolunu kaybederek düştüğü çukurdan kurtulmak için aradığı çareleri tıbbı nebeviyi buluyor.

Tıbbı nebevide insan ruhu ve bedeni ile ele alınarak bütüncül tedavilerle ilgili yol haritaları oluşturur. Peygamber tıbbın da hastalık yok hasta var. Hasta olmamak ve korunmak esas. Peygamberimizin bizzat uyguladığı önerdiği tavsiyeler var. Sonsuz yaşam umut tacirliği ütopik uygulanması zor çözüm yolları yok. Her şey açık ve şeffaf. Nefsi terbiyede kalbi sâkinleştirmede nefsâni arzuları dizginlemede organları korumada yararlı olan ölçülü olma var. Hesap kitap var. Ölçülü olmak sorumsuzluklara prim vermemek mizacımızı bozacak unsurlara karşı korunma sorumluluğumuz var.

KORUYUCU HEKİMLİK MANİFESTOSU

Çaresizlik yok. Rabbimiz her hastalığın şifası var diyor. Ölüm için ise şifa aranmıyor. Çünkü her nefis ölümü tadacak diyende yaratanımız. Korunmak hastalıklardan belalardan korunmak esas.

Nebevi tıbbın bugün özenilecek beklide en vurucu yeri hastalıklardan korunmak ile ilgili önceliği. Koruyucu hekimlik batı tıbbının nerede ise hiçbir kaleminde yok. Yani sağlık sisteminde böyle bir başlık yok. Çünkü her şey kapital. Materyalist felsefe silindir gibi ezmiş. Doğrularla yanlışlar yer değiştirmiş.

GÜNÜMÜZ TIBBININ TEMEL FELSEFESİ YANLIŞ

Modern tıp dediğimiz aslında bir sektör ve felsefesi de kazanmak. Durum böyle  olunca daha çok hasta daha çok para daha çok kazanmak üzerine kurulu. En büyük destekçisi ise ilaç tröstleri. Temel mantık ise hasta ol cebini para ile doldur ve bana gel. Ben hastalıklarını bulurum. Hastalık yoksa da üreterek cebindeki parayı tüketinceye kadar bitirir ve senide sisteme abone ederek bir ömür kazandıklarına ortak olurum. Adeta mantık bu.

HASTALANMADAN SAĞLIĞIMIZIN KIYMETİNİ BİLMELİYİZ

İşte nebevi tıp burada aslında imdadımıza Hızır gibi yetişiyor. Peygamberimizin tıbbında temel sağlık prensipleri var. Kolay uygulanabilir ve bedava. Modern ve geleneksel tıp formatına uygun olan nebevi tıp her şeyin başını sağlıklı olmaya ve bu uğurda hepimizi göreve davet ediyor. Hastalanmadan sağlığı koruma yani koruyucu hekimlik. Nebevi tıpta çok önemli. Nebevi tıp genel ilkeleri hedef edinmiştir. Detaylarla pek ilgilenmez. Şu gıda ya da bu gıda söyleminden çok az yemeyi ölçülü olmayı ve helal olup olmamasını önemser. Kuran da geçen gıdaları ve haram olan gıdaları hedef kitlesinde tutar. Nebevi tıpta zihin-ruh-beden üçgeninde modern tıbbın henüz çözemediği tedavi protokolleri vardır. Manevi tedaviler denebilecek yardımseverlik ibadet tevbe istiğfar yaratandan af dileme iyilik yapma sıkıntısı olanların sıkıntısını giderme diğergamlık isar gibi birçok tedavi stres ve gerilim kaynaklı psikosomatik hastalıkta tedavi aracı olarak kullanılmaktadır.

Beslenme hatalarının çok olduğu yani ağzımızdan girenlerin sansürlenmediği bir dönemde yaşıyoruz. Obezite diabet hipertansiyon kalp damar hastalıklarında yediklerimiz gerçekten sorgulanmalı. Bu hadislerden de anlaşılacağı üzere birçok hastalığın sebebi olarak fazla yiyip içme gösterilmektedir. Şöyle ki, solunum hastalıkları, damar tıkanıklığı ve sertliği, safra taşları, kalp yetmezliği, horlamalar, varis(damar genişlemesi) ve varis yaraları, karın fıtıkları, bağırsak hastalıkları, âdet bozuklukları, kısırlık vb. daha pek çok hastalığın temel sebebi mideyi tıka basa doldurmaktır.

Gıdaların kimyasal zehirlerle ve katkı maddeleri ile ne kadar kirlendiği ve nasıl kazanıldığı birçok hastalığın sebebi olmasına rağmen helâl haram kavramları adeta tu kaka. Hatta nerede ise çağ dışı. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışırken yarını unutan yada unutturulan bir yaşam tarzı bize sağlık kazandırabilir mi?

Acıkmadan sofraya oturup midelerimizi çöp torbası gibi tıka basa doldurarak kendi ellerimizle kazdığımız kuyuya düşmemizi hangi tıp nasıl engelleyebilir? Doymak bilmeyen nefsâni arzularımız manevi dinamikler olmadan nasıl dizginlenebilir ki? Tüm bu ve benzer sorunlarımızın çözümünde nebevi tıp adeta imdadımıza yetişiyor. Yiyiniz içiniz ama israf etmeyiniz  evrensel kutsal emirden başka nefsimizi ne dizginleyebilir­? Yada kazandıklarımızı harcarken dahi hesap vereceğimizi bize haber veren Rabbimizden gayri hangi güç bizi engelleyebilir? ,

YAŞAM TARZI HASTA EDİYOR

Günümüz insanının ana sorunu kendi cahilane gayreti ile meydana getirdiği yaşam tarzı olarak görünüyor. Her şeyin başı ve aynı zamanda da sonu. Daha çok çalış daha çok üret  ve sorumsuzca da tüket. Marazlan hasta ol. Adeta intihar manifestosu.

Hareketli olarak yaratılan ve aktif yaşamaya göre ayarlanan hücrelerimiz aldığı zehirli gıda ve takviyelerle  kireçlenmekte fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde icra edemediği için paslanmakta. Tüm bu ve benzeri sorunların ortak paydası ise hastalık. Hastalanmadan yaşamak ise yukarıdaki aktarımlarıma göre kısmen mümkün. Nebevi tıp ise bu yolculuğun klavuzu. Klavuz kaptanını doğru ehil olanlardan seçerek sağlıklı mutlu yaşayabilir insan. Peygamber'imizin sağlığa verdiği önemi, koruyucu hekimlik ve tedavi edici hekimlik olarak ikiye ayırmak mümkündür. Koruyucu hekimliği, temizlik, sağlıklı ve helal beslenme, helal olan spor ve eğlenceler , zamanında ve yeterince istirahat, ibadetleri gereği gibi ve zamanında yerine getirmek, dua etmek ve haramlardan uzak durmak gibi yöntemler olarak görmekteyiz. Tedavi konusunda ise şu esaslara dikkat edilmesinin tavsiye edildiğini görmekteyiz: Hastalığı da şifayı da veren Allah'tır. Hastalanınca şifa aranmalıdır. Şifa için başvurulacak çeşitli tedavi yolları ise, perhiz, kan aldırma,ilaç, tebdîl-i mekan, rukye, dua okunmuş su çeşitli bitkiler sirke aklımıza gelenler..Nazar yani gözle yayılan negatif enerjinin insan hücresinde yaptığı sarsıntıya karşı nazar ayetleri tıbbı tedavide zorlanılan bir çok hastalıkta ise okunmuş su ile şifa aranmalıdır.Peygamberimizin bu tedavileri tavsiye ettiği yıllarda suyun kristalleşen canlı ve dış ortamdan etkilenen yapısı olduğu bilinmiyordu.Günümüzde ise ilmen biliyoruz ki su kendisine söylenen olumlu olumsuz sözlerden etkilenecek kadar hassas ve olumlu telkinleri başka birisine aktaracak kadar da akıllı ve canlı aynı zaman da tedavi edici.

 NEBEVİ TIBBIN ELİF BASI

Nebevi tıbbının alfabesine göre uygulaması kolay sonucu garantili sağlık tavsiyelerini kısaca hatırlayalım.

·       Acıkmadan sofraya oturmayalım.

·       Doymadan sofradan kalkalım.

·       Lokmaları küçülterek ve iyice çiğneyerek yiyelim.

·       Yemek başlangıcında dilimizin üzerine bir parça tuz alalım.

·       Tatlıları aç karnına ve ölçülü yemeye çalışalım.

·       Yediklerimizin çeşidini azaltalım.

·       Yemek öncesi ve sonrası ellerimizi yıkayalım.

·       Yemek sonrası dişlerimizi fırçalayalım.

·       Stres gerilim sıkıntılı durumlarda abdest alarak negatif enerjilerden hücrelerimizi uzaklaştıralım.

·       Oruç tutarak hücrelerimizin kirini pasını ayıklayabiliriz

·       Yorgunluk gerginlik stres durumuna karşı seyahat ederek sağlığımıza zararlı olmalarını engelleyebiliriz.

·       Sık banyo ve duş alarak üzerimizdeki negatif enerjilerden kurtulabiliriz.

·       Gıdalarımıza çörek otu ilave ederek bağışıklık sistemimizi güçlendirebiliriz.

·       Yılda bir kez hacamat yaptırma ile genç ve zinde kalabiliriz.

·       Diyetle tedavisi mümkün hastalıkları ilaçlarla tedavi etmemliyiz.

·       Haram ile tedavi tıbbı nebevide tavsiye edilmemiştir.

·       Diyet ve genel hijyen kurallarını ihmal etmemeliyiz 

SON SÖZ

Bugün Efendimizin sağlık tavsiyeleri yukarıda kısmen ifade etmeye çalıştığım gibi tıbbî bilgilerimize uygunluk göstermektedir. Bu hadisler, tıp sahasındaki bugünkü gelişmelerden asırlar önce ifade edildiği için, bir tıbbî hikmet, hatta tıbbî mucize olarak ta yorumlanabilir diye düşünüyorum.

 

25.04.2013 Bu yazi 1241 defa okundu
"Kudüs hurması" diye pazarlanan GDO'lu sözde hurmanın İsrail'e a it olduğunu biliyor musunuz?

 
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
  • Türkiye'de GDO yasak değil!
    Geçtiğimiz günlerde Gümrük Bakanı'nı yaptığı bir açıklama gözlerin yeniden GDO'ya çevrilmesine sebep oldu. Bakan Yazıcı, yaklaşık 2 yılda 43 bin ton GDO'lu ürüne el konduğunu açıkladı. Peki ama bu ürünler şimdi nerde?
  • 'Gıda sessiz ve tehlikeli bir silahtır'
    Hayat Sağlık Dergisi'nden Altay Ünaltay, Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer'le sağlık ve gıda konusunda kapsamlı bir söyleşi yaptı. İşte o mülakat:
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri