Son Dakika
Salı, 14 Temmuz 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Ramazanda neleri değiştirebiliriz? Prof Dr Faruk Beşer
'İki günü eşit olan aldanmıştır', diye bir hadis naklederler. Bu söz hadis, yani Hz. Peygamber'in sözü değildir, Hasan Basrî'nin sözüdür. Ama yine de bir gerçeği ifade eder.

Sürekli bir değişimi ve gelişimi, her gün bir öncekine göre daha iyi bir yerde olmamız gerektiğini anlatır. Gerçekten de İslam'dan İslam'a, imandan imana fark vardır. Bütün insanlara göre düşündüğümüzde bu böyle olduğu gibi, hayat serencamımızı göz önüne getirdiğimizde de kendimiz için de böyledir.

Mesela imanda ve ameldeki farklı derecelerde olma bakımından, bir Ebubekir'le bizim gibi sıradan bir müslüman arasında belki binlerce derece fark vardır. Dikkatli bir şekilde imanını ve İslam'ını sürekli geliştiren bir insanın kendi içinde de yirmi otuz yıl önceki haliyle şimdiki arasında binlerce derece fark oluşur. Bu fark bazen kötüye de gidebilir. Zaman zaman tökezlemeler olsa bile, önemli olan bu vektörün devamlı yükselmesidir.

Allah (cc), peygamberler arasında bile pek çok dereceler yarattığını söyler (2/253). O, insanları farklı derecelerde yarattığı gibi (6/83), her bir insan da kendi amelleriyle farklı derecelere ulaşır (6/132, 46/19). Demek ki, derece almak için amelin önemi var. Ahirette ise insanlar arasındaki bu derece farkı çok daha büyük olacaktır (17/21). Dünyada en büyük derece yükselmesini sağlayan amel, ilimdir (58/11). İlim bilginin amele dönüşen düzeyidir. Her bir derece yeni bir hissediştir. Tıpkı bilgi felsefesinde dendiği gibi; her bilgi yeni bir oluştur, her oluş da yeni bir bilgidir.

İnsan hayatındaki bu dereceleri, kazandığımız puanlar olarak görebiliriz. Puanlar arttıkça, yükselme hızı da artar. İnsanın en önemli hedefi, Allah katındaki değerini ve derecesini sürekli artırmak olmalıdır. Ve Allah katındaki değer 'takva' iledir. Takva, müminin Allah'ın emir ve yasaklarına uymak, yani O'na karşı saygılı olmak suretiyle, kendisini kötü sonuçlardan korumasıdır. Kısaca korunma, diye de anlatılır.

İşte Ramazan, derece yükselten puanların on kat, yüz kat, bin kat verildiği bir mevsimdir. Uyanık olanlar bir Ramazan'da, başkasının bir ömür boyu aldığı dereceden daha çoğunu alablir.

Ramazan, hayatımızda bazı değişiklikleri çok kolay yapabileceğimiz ve derecemizi katlayarak yükseltebileceğimiz bir imkândır.

Bu değişiklikler neler olabilir? Aklıma gelenler şunlar:

Ramazan Kuran ayı olduğuna göre, Kuranı Kerim'le ilgimizi çoğaltabiliriz. Daha çok okuyarak, okumasını bilmiyorsak öğrenerek, biliyorsak daha güzel öğrenerek, öğreterek, meal ve tefsirlerden anlamını okuyarak ve belki de en önemlisi, artık bundan sonra haftalık sürekli bir Kuranı Kerim dersi başlatarak. Elbette bunların hepsi, onu daha iyi yaşamak için olmalıdır.

Sigara içenlerimiz bu musibetten kurtulabilir. Oruçlu iken, on sekiz saat bunu içmemeyi başarabilenler, yirmi dört saat de başarabilirler. Yeter ki karar versinler. Çünkü sigara bizim zannettiğimizden de daha büyük bir musibettir. Binlerce zararından sadece birisi şudur: Sigara içen erkeklerin çocukları yüzde on daha geri zekâlı doğar. Kadın içerse bu oran yüzde yirmiye çıkar. Buna hakkımız var mı?

Yeme alışkanlığımızı müslümanlaştırabiliriz. Sahurda az ve öz yeriz, iftarda bütün gücümüzle bu kararımızı uygulamaya çalışırız. Mesela bir tas çorba içer, kalkıp akşam namazımızı kılar, sonra ikinci tabağımızı yeriz. Ama soframızda asla pek çok çeşit yemek bulunmaz. Yediklerimizi Ramazanda çoğaltmayız, aksine azaltırız. O zaman aslında ne kadar daha az yemekle yaşayabileceğimizi, hem de daha sağlıklı yaşayabileceğimizi görmüş oluruz.

Nefsimizi cimrilik konusunda eğitebiliriz. Allah Ensar'ı överken der ki: 'Onlar aç olsalar bile kardeşlerini kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunabilirse, işte iflah olacaklar onlardır' (59/9). Ayrıca buyurur ki, 'Allah'a karşı gücünüz yettiğince takvalı/saygılı olun. Dinleyin ve itaat edin. Verin, çünkü bunun hayrı sizedir. Her kim nefsinin cimriliğinden korunabilirse, işte iflah olacaklar onlardır' (64/17). Her gün yiyeceğimizden beş lira keserek, hem sağlımızı korumuş, hem de ramazan boyunca 150 liracık da olsa infak etmiş oluruz.

Teheccüde alışabiliriz,

Okumaya alışabiliriz,

Gıybeti azaltabiliriz,

Zikre, fikre ve istiğfara alışabiliriz.

Bunların sadece birisi bile mümine çok büyük mesafeler kat ettirir, dereceler kazandırır. Ve her zirveye çıkış, tek bir adımla başlar.

Hazır, şeytanlar da bağlanmışken...

RAMAZAN KİTABI

 

29.06.2014 Bu yazi 3318 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri