Son Dakika
Çarşamba, 5 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Sağlıklı bir yaşam için E.M.'den kurtulun
Kablo dolaşığını ayıklamak kablosuzun cihazların zararlarından korunmaktan daha kolay. İmkanınız varsa siz en iyisi hem kabloludan hem de kablosuzdan uzaklaşın. Çünkü elektromanyetik dalgaların (EM) sağlığımızı tehdit ediyor.

Cleveland Kliniği arastırmalarına göre, cep telefonunu cepte taşımak erkeklerin sperm kalitesine zarar verebiliyor. ‘Fertility and Sterility’ bülteninde yayınlanan çalışma, cep telefonu kullanlırken yayılan radyo frekanslı elektromanyetik dalgaların, spermlerin ömrüne ve dayanıklılığına olumsuz etkilerde bulunabileceğini iddia ediyor.

Kliniğin Üroloji ve Böbrek Enstitüsü, Üreme Bölümü’nün başkanı, Ashok Agarwal, 32 farklı denekten sperm örnekleri alındığını ve sperm örneklerinin 850 MHz cep telefonlarının (pantolon cepleriyle testislerin arasindaki ortalama mesafe olan) 2,5 santimetre uzağına yerleştirildikten sonra bir saat boyunca cep telefonu radyasyonuna maruz bırakıldıgını söyledi.

Sonuçta, cep telefonunun yaydığı radyasyon, spermdeki serbest radikallerin sayisini artırıp, anti oksidanların oranını düşürmekte olduğu saptandı.

Buna rağmen Agarwal, bu testlerin yeterli olmadığı konusuna dikkat çekti. CNN’e yaptığı açıklamada !œÇalışmamız, cep telefonlarınızı pantolon cebinize koymanin kesin bir zararı oldugu konusunda kati deliller elde etmiş değildir. Bunu iddia etmeden önce kaydetmemiz gereken bir çok aşama mevcut.! dedi.

Bu bağlamda elektromanyetik etkilelerle ilgili 'Niyazi Uluaydın'ın makalaesini dikkatlerinize sunuyoruz:

Günlük hayatımızın, her anında her yerde ve her zaman bulunan elektromanyetik dalgaları (EM) görmesek de duymasak da bir şekilde hissediyoruz.

Saç kurutma makinesinden bebek gözleme cihazına, ev içi kablosuz internet erişiminden onunla kullandığımız dizüstü bilgisayara, elimizden düşürmediğimiz cep telefonundan ofisimizdeki telsiz telefona kadar hayatımıza girmiş her türlü elektrikli cihaz elektromanyetik dalga yayıyor. Bazı evlerin tepesinden geçen yüksek gerilim hatları da aynı şekilde bir EM kaynağı.

İnsan sağlığına zararlı

Elektromanyetik dalgalar temelde iyonize ve iyonize olmayan diye ikiye ayırılabilir. İyonize olanlar x-ışını ve bunun ötesindeki daha da yüksek enerjili dalgalar olup atomun çekirdek yapısı üzerinde etkili olurlar ve kesinlikle zararlıdırlar.

İyonize olmayan dalgalar ise tekrar ikiye ayrılabilir. Burada 0-10000 sıklık/saniye (Hertz) arasındaki dalgalar düşük sıklık (low frequency) alanları ve üzerinde kalanları da yüksek sıklık (high frequency) alanları olarak incelemekte fayda olacaktır.

0-1000 Hz arasındaki dalgalar oldukça düşük enerji taşıyor gibi görünse de sağlığımıza ciddi etkileri olabilir. Yaşamımızın değişmez bir parçası olan, evlerimizde kullandığımız elektrik enerjisi bu sınıfa girer. Bu dalgaların özelliği ise elektrik ve manyetik alanların birbirinden bağımsız hareket edebilmesidir.

Elektrik alanlar ve manyetik alanların teknik detaylarına girip okuyucuyu sıkmaktansa basitçe elektrik alanın ve manyetik alanın insan organizması üzerindeki etkilerine göz atalım.

Düşük Sıklık (Low Frequency) Alanları

Düşük sıklık alanları çevremizdeki özellikle elektrik motoru barındıran her cihazdan, mikrodalga fırınlardan, ev içi elektrik şebekesinden, trafo merkezlerinden, yüksek gerilim hatlarından ve benzeri cihazlardan kaynaklanır. 1979’da yayınlanan Wertheimer ve Leeper adlı bilimadamlarının makalesiyle düşük sıklık alanlarının ilk defa sağlık zararları ispatlanmış ve bugüne kadar da doğruluğu desteklenen bulgularla artarak devam etmiştir.

Yüksek Sıklık (High Frequency) Alanları

Yüksek frekanslar oldukça geniş bir aralığı ifade ettiği için bu konuda sıklık ve teknolojisine göre yaklaşım geliştirmek daha faydalıdır. Örneğin 150 KHz -30 MHz arası sıklıklar iletilerek yayılır, ama 30 MHz üzerinde ise bu yayınım (radyasyon) olarak yayılır. Kısa bir örnek olarak AM radyoların şehir şebekesinden iletilmesi mümkündür. Kapalı alandan dolayı kötü bir radyo kalitesi olan bir noktada anteni prize yaklaştırarak düzeltmek olasıdır.

Burada sıklık dışında dalganın kutuplanması, devamlılığı ve eğer üzerine bilgi yükleniyorsa bunun yüklenme şekli de (modülasyon) önem arzetmektedir.

Kutuplanma, “dalganın hareket eksenine olan durumu” olarak özetlenebilir. Cep telefonları dikey kutuplanma ve televizyon yayınları ise yatay kutuplanma kullanır.

Dalga devamlılığı ise “dalganın zamana göre nasıl yayıldığının” özelliğidir. Yüksek gerilim hatlarından yayılan dalgalar sürekli dalgalardır, GSM teknolojisinde cep telefonları zamanın sekiz ya da onaltıda birinde ya da katlarında bir atma olarak yayınlanır. Üçüncü nesil olarak adlandırılan UMTS teknolojisinde ise hem zaman hem de sıklıkta atlama yapılmaktadır.

Düşük Sıklık Alanları ve sağlık üzerine etkileri

Elektromanyetik dalgaların sağlık üzerindeki etkileri son zamanlarda artarak tartışılan bir konudur. Konuda spekülasyon yapıp insanları yanlış yönlendirmek ise en son arzumuzdur. Bu yüzden sizleri öncelikle temel kabuller, daha sonra en son gelişmeler ve ardından ufuk açıcı bilgilerle donatıp son kararı size bırakıyoruz.

1979’da yayınlanan Wertheimer ve Leeper makalesinden beri yapılan çalışmaların ortak paydası düşük sıklık elektrik ve manyetik alanlarının sağlığa zararlı olduğu yönündedir. Özellikle çocuklarda kan kanseri, lenf kanseri, beyin ve merkezi sinir sistemi tümörleri ve meslek hastalığı olarak (elektrik dağıtım firmaları çalışanları) kanser ve tümör ve kalp rahatsızlıkları gözlenmektedir.

Düşük sıklık dalgalara maruz kalındığında kalp atışlarının %5-10 civarında azaldığı tespit edilmiştir. Bunun dışında hücre çeperindeki CA kalsiyum K potasyum pompasının çalışmasını da bozmaktadır.

İngiltere’deki bir çalışmada 132KV yüksek gerilim hatları etrafındaki hanımlarda hamilelik depresyonunun çok daha yüksek sıklıkta görüldüğü tespit edilmiştir. Bağdat’taki yüksek gerilim hatlarının etrafındaki bir diğer çalışmada ise doğumların %87 kız %13 erkek olarak gerçekleştiği tespit edilmiştir (normalde %50-%50).

Sonuç olarak düşük sıklık alanları kesinlikle zararlıdır. Bu etki özellikle çocuklar üzerinde daha fazla görülmektedir. Burada tavsiyemiz yüksek gerilim hatları için 500 metre ve altında, trafo merkezleri için 200 metre ve altında önlem alınmasıdır. Bilişim, enerji sektörü gibi maruz kalınan dalgaların çok yoğun olduğu mesleklerde özellikle hanımların hamilelik sırasında korunmasını da şiddetle tavsiye ederiz. Çocuk sahibi olmakta zorluk çeken bey ve hanımların da EM radyasyonundan korunmasını öneririz.

Yüksek Sıklık Alanları ve sağlık üzerine etkileri

İyonize olmayan radyasyonun etkileri üzerinde yapılan tartışmalardan çok bizim burada amacımız size bilimsel gerçekleri iletmektir.

Öncelikle EM radyasyonun sağlığınıza yararlı olup olmadığını düşünelim. Yararlı olduğunu düşünen insan sayısı oldukça az olacaktır, öyle değil mi? Eğer yararlı değilse sizce nötr olma olasılığı mı yüksektir yoksa zararlı olma olasılığı mı? Düşünerek bir yere varmaktansa somut adımları tercih edelim.

Teknolojik gelişmelerle öncelikle radyo ardından televizyon ve bunları müteakip telsiz sistemleri ve radar sistemleri kurulmuştur. Bunların baz istasyon sıklıkları oldukça azdır. Ama mobil şebekelerin 1980’lerden sonra çıkışıyla çevremizdeki baz istasyonları sayısı hızla artmaya başlamıştır. Burada hemen TV ve radyo vericileri ile mobil baz istasyonlarının güçlerini karşılaştırma argümanı ile karşılaşabilirsiniz. Gerçekten de TV ve radyo vericileri GSM ve 3G baz istasyonlarına göre çok daha güçlüdür. Ama radyo dalgaları mesafenin karesi ile zayıfladığından ve (eğer Çamlıca’da da oturmuyorsanız) kimse de oturduğunuz yere yakın bu büyük istasyonları kurmadığından bu etkileri marjinal kabul edebiliriz. Ama gün geçmiyor ki mahallesine veya sokağına baz istasyonu kurulduğu için isyan eden insanların haberlerini okumayalım.

Teknolojik gelişmelerin devamı ile özellikle DECT (telsiz telefon ), WiFi (kablosuz Internet erişimi), WiMAX (uzun mesafe kablosuz Internet erişimi) UMTS (3üncü nesil cep telefonu şebekeleri) gibi teknolojilerde mevcut GSM 900 ve 1800 etkilerine eklenmiştir.

Bitmeyen oyun!

Türkiye’de 2009 sonuna kadar toplam 80 bin kadar GSM ve 3G baz istasyonu olacaktır. Bu istasyonların %70 kadarı şehirlerde ve hatta %45’i 3 büyük şehirde, %20’si ise İstanbul’da kurulu olacaktır. Bu rakam 16 bin adettir. Buna WiFi, WiMAX ve DECT baz istasyonlarını da eklersek rakam basit bir hesapla ikiye katlanacaktır.

Bu durumda baz istasyonlarından kaçamayacağımızı tespit etmiş olduk. Şimdi de etkileri üzerine eğilelim. 1980’lerde yeni bir olgu olan kablosuz haberleşme teknolojileri ısısal etkiler dışında bir denetlemeye tabi tutulamamıştır. Üretici firmalar izinlerini gerekli sağlık araştırmalarına destek sözü üzerine almıştır. Bir başka deyişle, mobil teknolojiler test edilmeden pazara sunulmuştur. Nasıl ki ilk tütün zararı 1950’de yayınlandı ve sigara üreticileri bunu 50 yıl bastırmayı başardıysa, mobil iletişim piyasasında da benzer bir oyunun oynanacağı varsayılabilir. Yani insan sağlığına zararlar 2030’lara kadar gizlenmeye çalışılabilir. İşin diğer bir boyutu ise Türkiye’deki düzenlemelerin de sadece ısısal etkiler üzerine olmasıdır.

“Satın alınmamış” bilim adamlarının tespitleri

Dr. George Carlo, Dr. Gerd Oberfeld, Prof. Dr. Olle Johansson, Dr. Neal Cherry, Dr Michael Repacholi, Dr. Schneiner gibi bilim adamlarının tespit edebildiği etkileri beraberce görelim:

1.  Öncelikle çoğunluk bu dalgaların etkilerinin DNA seviyesinde, hücre içi ve çeperi işlemlerde ve hücreler arası haberleşmede olduğunda hem fikirdir.

2.  Anten hüzmelerinin 350 metreye kadar önünde yaşayan insanlarda kanser riski 10 kat artmaktadır.

3.  Bilgi taşıyan dalgalar (bütün yüksek sıklık alanlar) atmalarındaki düşük sıklık ile beyindeki uyku sırasında salgılanan melatonin hormonunu azaltmaktadır. Melatoninin bağışıklık sistemini uyarma olasılığı azalmaktadır. Bu da kanser riskini arttırmaktadır.

4.  Aminoasitler kutuplanma taşıdıklarından EM’den etkilenmektedirler, bu da hücresel işlemlerin açma kapama döngülerini etkilemektedir. (örn. Beta-laktoglobulin)

5.  Hücre çeperindeki protein algılayıcılar EM düşük sıklık (bilgi kısmı) kısmından etkilenip hücrenin çeperini kapatmakta ve hücre içerisinde serbest radikallerin artmasına sebep olmaktadır.

6.  EM, DNA da tek ya da çift sarmal kırılmalarına sebep olmaktadır. Farelerde yapılan deneylerde ortaya çıkan daha acı bir sonuç ise bu kırılma etkilerinin mutasyonlardan farklı olarak bir sonraki batına da geçmesidir. Bu da genetik kodun uzun vadede dejenerasyonu anlamına gelmektedir.

7.  EM etkileri çocuklarda çok daha fazla görülmektedir. Bunun sebebi çocuk kafatasının 5-20 yaş arasında %70 kalınlaşması ama beyin büyüklüğünün sadece %10 artmasıdır. Ayrıca kırmızı kemik iliği sadece çocuklarda bulunmakta ve lenf, kemik ve ilik kanseri vakalarının çocuklarda daha sık görülmesi buna bağlanmaktadır. (ileri okuma için: Tehlikeli Oyuncak, Prof. Dr. Selim Şeker, Hayykitap )

8.  Erkek Y spermlerinin hareketliliğini daha da azaltıp kız çocuk gebeliklerinin artmasına sebep olmaktadır.

Bitmedi…

Bu sonuçlara ek olarak ilginç olduğunu düşündüğümüz bulguları da sizlerle paylaşmak isteriz. 1970’lerde 1/10000 olan otizm görülme sıklığı 2000’lerde 1/150’ye yüklesmiştir. Astım vakalarında %25 artış ve astımdan ölüm vakalarında ise %5 artış aynı dönemde gerçekleşmiştir. EM ve hücresel haberleşme üzerindeki etkilerinin otizm, astım, Alzheimer sıklıklarındaki artışla olası alakası hayra alamet değildir.

Bunun dışında klinik deneylerde EM etkisi sonrası gözlemlenen tip II diyabet hastalarındaki kan şekeri seviyesinin yükselmesi, gözde katarakt rahatsızlığı sıklığının artışı, iris ve retinada bozukluklar, kulakta ise sinirsel hasar ve çınlama şikayetleri, beyinde beyin kan engelinin çalışmasının bozulması (blood brain barrier BBB), konsantrasyon eksikliği, uyku bozuklukları, melatonin salgısının düşmesi, kısa zaman hafızasının bozulması, depresyon etkilerinin artması, DNA hasarı, kalp ritim değişikleri, büyüme hormonu (Ornithine Decarboxylase ODC) azalması not olarak alınmalıdır.

Pratik çözüm ve önlemler

Pratik önlemler olarak da size önerimiz kablosuz internet, telsiz telefon, cep telefonu, mikrodalga fırın, elektrikli battaniye, saç kurutma makinası gibi gündelik hayatın vazgeçilmezlerini mümkünse hiç kullanmamanız veya çok az kullanmanızdır. Ev ve daire alırken yüksek gerilim hatlarının nerelerden geçtiğine dikkat edip bu hatlara en az 500 metre uzaklık bırakınız. Baz istasyonlarının bulunduğu noktaların tam karşısında veya hemen yanlarındaki yerleri tercih etmeyiniz.

13.05.2009 14:54:00 Bu haber 4915 defa okundu
Sağlıklı bir yaşam için E.M.'den kurtulun
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri