Son Dakika
Perşembe, 14 Aralık 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
şeker Etiketli İçerikler

British Medical Journal’da yayınlanan bir makalede rafine şekerin tütün kadar tehlikeli, zarar verici ve bağımlılık yapıcı olduğu için uyuşturucu sınıfına sokulması gerektiği belirtiliyor. Sadece rafine şeker değil, aynı zamanda glikoz ve diğer tatlandırıcılarda aynı hatta daha fazla riskli. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı ise kamu kurumlarındaki şekerin yarıya indirilmesi için genelge yayınladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, meyve sularına ilave şeker ve tatlandırıcı eklemeyi yasaklandı. Yasak 31 Aralık 2014'de başlayacak. Yeni düzenleme ile meyve sularında 3 gr/litre alkol ise varlığını sürdürecek. Bu doğru ama eksik adımı destekliyoruz. Ancak toplumun yapması gereken meyve suyu içmek değil meyvenin kendisini yemektir.

Bir zamanlar sağlıklıydım ya da en azından öyle olduğumu düşünüyordum. Tabii, bütün bir günü geçirebileceğim yeterli enerjim yoktu, ama Amerika’nın yorgun kitleler için sürekli televizyonda çığırtkanlığını yaptığı reklamları düşününce enerji eksikliğinden muzdarip olan tek kişinin ben olmadığımın farkına vardım.

Fransız araştırmacıların yaptığı yeni bir çalışmasan çoğu kimseyi şok eden bir sonuç çıktı. Buna göre, et ve peynirle beslenmek ciddi boyutlarda diyabet riskini de beraberinde getiriyor...

Gıda Hareketi'nin yıllardır sürdürdürğü ve 'yasal uyuşturucu' olarak nitelendirdiği şekerle ilgili Hollanda'dan önemli bir destek geldi. Hollandalı araştırmacıların yaptığı araştırmalara göre şekerli yiyecekler için de sigaraya yapıldığı gibi ''sağlığa zararlıdır'' uyarısı yapılmalı. Aslında bunu günümüzde ekmek diye satılan ürünler içinde yapmıştık.

Gıda Hareketi Başkanı Kemal Özer'in 'Şeytan Ye Diyor' adlı kitabında 'yasal uyuşturucu' olarak tarif ettiği şekerle ilgili ilginç bir çıkış geldi. California Üniversitesi Pedatri Profesörü Robert Lustig şekerin herhangi bir zehirden farklı olmadığını belirtirken, nasıl şeker bağımlısı olduğumuzu ve bu bağımlılıktan nasıl kurtulacağımızı şöyle anlatıyor.

Girişimci bir hanımefendi 'Mevlevi Tatlısı' adını verdiği unsuz, yağsız, şekersiz ve katkı maddesiz olarak üretiliyor.

Yüksek şeker içeren gazlı içecekler sadece ekstra kaloriye yani kiloya mal olmuyor, metabolizmayı dönüştürerek kilo verilmesini de zorlaştırıyor.

Okunacak kitaplardan biri bu hafta piyasata çıkan Mimar Semih Akşeker'in şahane kitabı Mutlu Ev. Titiz bir çalışma olan eser HayyKitap'tan çıktı.

Ürünlerine GDO’lu soya eklediği açıklanan firmalarla kendilerini savunmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri de Konya Şeker’e ait olan Torku firması.

Tarım Bakanlığı, bal, peynir ve sucuktan sonra fındık kreması ve ezmesinde de hileli üretim tespit etti. Farklı illerde yapılan denetimlerde krema numunelerinde fındık yerine genetiği değiştirilmiş (GDO) soya kullanıldığı ortaya çıktı.

Beyaz ve kahverengi (sentetik) şekerin beyin faaliyetlerini olumsuz yönde etkileyebileceği belirlendi.

Bu içecekleri içenleri ciddi bir tehlike bekliyor. Tüketimi her geçen gün azalsada özellikle yaz aylarında artan tüketim bir çok kişinin ölümüne neden oluyor. İşte o tehlikeli içecekler

Şekerden ölen insan sayısı salgından öleni geçince, bilim insanları da şekeri zehir olarak nitelemeye başladı. Peki, masum sanılan şekerin altında aslında hangi acı gerçekler yatıyor?

Kanser nedir, nasıl oluşur, çevresel mi kalıtsal faktörler mi tetikleyicidir, günlük yaşamdaki hangi yanlışlar kansere ortam hazırlar, neden öldürücüdür, kemoterapi-radyoterapi iyileştirir mi, kanserde erken teşhis olur mu, mamografi ne zaman çektirmek gerek, prostat kanserini gösteren test var mı, kanserden korunmak mümkün mü, neden artıyor ve şekeri sever mi?

Şeker ve tatlandırıcılar tıpkı kokain, eroin maddeleri gibi beyinde kimyasal değişiklikler başlatıyor. Gün içinde sık sık şekerli gıdalara aşeriyorsanız siz de şeker bağımlısı olabilirsiniz

California Üniversitesi Pediatri Profesörü Robert H. Lustig, 'Şeker bir zehirdir' uyarısında bulundu

Cildimizin, saçlarımızın ve dokularımızın temel yapıtaşı olan proteinler, yüksek glukoz konsantrasyonları ile karşılaştığı zaman, glukoz bir enzim aracılığına gerek duymadan proteinlere bağlanarak kontrolsüzce glikasyon reaksiyonlarına sebep oluyor.

Nişasta kökenli şekerlere yönelik sürerken Bakanlar Kurulu NBŞ kotası yüzde 50 oranında artırıldı. Bakanlar Kurulu'nun kararı tartışmayı büyüteceğe benziyor.

Bir şeker hastası artık neredeyse her evde var. Henüz kalıcı kurtuluş için bir tedavisi bilinmese de bu hastalıktan korunmanın bir çok yolu var. Şeker, beyaz ekmek, kola gibi içeceklerden uzak durmanın yanısıra şeker hastası olmuş olanların dengesi için bu üç yiyecek mutleke düzenli tüketilmeli. İşte onlar...

Son dönemdeki salgınları tetiklediği öne sürülen ama asıl kanserin davetçisi olduğu bilinen 'yalancı şeker'e bakanlık el koydu.

İngiliz bilim insanları abur cuburun, çocukların zeka gelişimini olumsuz etkilediği sonucuna vardı.

Birkaç haftadır dünya Mısır devrimini, Habertürk ise ‘mısır bitkisi’ni tartışıyor. Mısır Devrimi ile pek ilgilenmeyen Habertürk ve özelde ise Yiğit Bulut, mısır şekeri (NBŞ)’ni tahtından edebilecek mi, bunu zaman gösterecek? Peki tartışma doğru zeminde mi yürüyor?

20 yıl içinde şeker hastası olacaksınız. Peki neden? Bu hastalıktan korunmak için ne yapmalı? Beslenmemişz ve alışkanlıklarımız bizi şeker hastası mı yapıyor.

Bayram yaklaştıkça ikramlık alışverişi de başlıyor. Bu bayram bir değişilik yapıp şeker ve çikolata almayınız. Onun yerine ikramlıklarını evde yapın yanına da hurma ekleyin. Sağlıkısz şeker ve çikolatalardan uzak durun. İşte alternatif öneri ve tarifleri...

Pek çok işlenmiş et ürünlerine kırmızı rengi veriyor. Sosis, salam, sucuk, hazır et yemeklerinde var. Nitratlar hayvanlarda yapılan incelemelerde düşük, cenin ölümlerine neden olmuş...

Türkiye’de 6.5 milyon kişinin mücadele ettiği diyabet hastalığının, sağlık harcamalarındaki payı hızla artıyor. Diyabete kişi başı 400 Euro harcanacak sağlıktaki payı yüzde 11’i bulacak...

Telegraph Gazetesi'nin yayınladığı habere göre, Bilim adamları hızlı büyüyen ağaçlar ve çimenlerdeki şekeri, plastik üretmek için, polimer olarak bilinen bir moleküle dönüştürdüler.

Ramazan Bayramı için geri sayım başladı. Herkes bayramlık şeker, lokum ve çikolatalarını temin ediyor. Peki bayramlarda çikolata ve şeker ikram etmek doğru mu? Bu ürünler sağlıklı mı? Hangi şeker ve çikolataları almalı hangilerini almamalıyız?

Bazı yörelerde 'çay üzümü' olarak da bilinen yaban mersini'nin, şişmanlık ve şeker hastalığına iyi gelebileceği belirlendi.

Şeker-İş Sendikası, Türkiye'deki "Nişasta Bazlı Şeker" üretimi ve bunun etkileri konusunda hazırladığı raporla ile önemli gerçekleri ortaya çıkardı. Rapora göre birçok gıda kullanılan şurup ve tatlandırıcılar GDO'lu mısırdan

Konya Ovası’nda Kanola ekimi projesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Çiftçimiz toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsa ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalı ve asla GDO’lu tohumlar ve Kanola ekimi yapmamalı” dedi.

İsveç Karolinska Enstitüsü'nde yapılan araştırma, sezaryen yönteminin neden olduğu genetik yapıdaki değişimin şeker, kanser ve astım hastalıklarının görülme riskini artırdığını ortaya koydu.

Gündelik hayatta yaygın olarak kullanılmakta olan plastikler sağlığı tehdit ediyor... Cinselliği tehdit etmenin yanısıra doğumsal kusurlar, büyüme bozuklukları ve kalp hastalığı ile diyabet gibi onlarca sorun bizleri bekliyor.

Soğanın kan şekeri ve tansiyon düşürücü etkisinin yanı sıra pek çok vücut fonksiyonu üzerine olumlu etkileri bulunuyor.

Şimdi yıl 2030. Bu yılda da dünya aynı hızla dönüyor. Fakat dünle bugün arasında çok şey değişmiş.

Marketten satın aldığımız bütün yiyecek ve içeceklerin muhtevasını kontrol etmeliyiz. Şeker ve türevleri bulunduran gıdalardan uzak durmalıyız. Özellikle çocuklarımıza bu gıdaları yedirmemeli ve içirmemeliyiz.

Şeker pancarı havayı en fazla temizleyen bitkilerden biridir ve yetiştirilmesinde fazla su istemez. Bu yüzden şeker üretiminin şeker pancarına dayanması hem çevre sağlığı hem de bir çok kişiye iş sağlaması sebebiyle büyük bir önem taşımaktaydı.

Şeker pancarından rafine edilerek elde edilen şeker, kristalleşir ve filtre edilir. Şeker pancarları pek çok vitamin, mineral tuzlar, enzimler ve hormonlar içeren doğal bitkisel ürünken rafineri (beyaz) şeker, midemize herhangi başka bir vitamin, mineral tuz veya biyolojik olarak etkin başka bir madde ihtiva etmeksizin, kimyasal olarak saf bir madde halinde, sakaroz denilen şeker türü olarak girer.

Bir önceki yazımda günümüz insanının çıkmazını belirtmiş, suni şekerin hak etmediği halde gıdalarımızı işgal ettiğini ve sağlığımızı bozduğunu belirtmiştik. Közde patlıcana ve kepekli ekmeğe bile katılan şekeri buna örnek gösterip, “gerisini anlayın” demiştik.

Önceki yazımızda giderek artan şeker kullanımının sağlığımızı nasıl boz-duğunu anlatmış, şekere “halk sağlığının bir numaralı düşmanı” denilse yeridir demiştik.

Şeker pancarı ve kamışının rafine edilmesiyle oluşan kristalize bir gıda maddesidir. Yaygın bir kullanış alanı olan şekerin sağlımız için zararlı olduğu artık herkes tarafından kabul edilmiştir.


'Bal gibi' hem yıllardır GDO'lu ürün ithali yapıp hem de GDO'lu içeriğin gıda sanayiinde kullanılmasına izin veren devlet ketumiyeti, tüketiciye net cevap vermekten kaçınıyor.

Birkaç haftadır dünya Mısır devrimini, Habertürk ise ‘mısır bitkisi’ni tartışıyor.

bedenlerimiz binlerce yıldır makul miktarlarına alıştığı şekerin hücumuna uğrayınca şaşırıp kaldı. Bu şaşkınlık yalnız metabolizmamıza değil, davranışlarımıza bile yansıdı.

Günümüzde tüm gıdaları değil, yenilebilir olanlarını işaretlemek gerekiyor. E-postama gelen Tarım Bakanlığı’na ait resmi bir yazıda, ünlü bir firmanın, peynirlerine margarin karıştırdığı için üretim izin belgesinin iptal edildiği yazıyordu.

Şekeri ihtiyacımızdan çok daha fazla tüketiyoruz. Yalnız çaya, kahveye, tatlılara değil, sıradan yiyeceklere bile çok fazla şeker ekliyoruz. Ve ne yazık ki çoğumuz bunun çok ama çok önemli bir sağlık yanlışı olduğunu bilmiyoruz.

Hayatın her anı, sonsuzluğa doğru geri sayımdır. Sayılı günler çabuk geçermiş ya… Bir iki üç derken bir Ramazan’ın daha sonuna geldik.

Gıda güvenliği yaşamın olmazsa olmazı... Küçücük bir ihmal, hayata hatta hayatlara mâl olabilir. Daha birkaç gün önce bir arkadaşımız, ölümden döndü. Sorumsuz bir lokantanın ihmali genç bir hayatı söndürebilirdi...

Hastalıkların kol gezdiği bir dönemde yaşıyoruz. Sentetik ilaçlar ile adeta köşe kapmaca oynuyoruz…

Türkiye’nin en önemli sorunu nedir diye sorulursa kuşkusuz insanın yaşama hakkını tehdit eden Ergenekon çetesinden sonra mutlaka ‘gıda sorunu’ olarak belirtirdim. Türkiye genelinde gıda tüketimine bakıldığında, tahıl ve tahıl ürünlerinin tüketimi ilk sırada yer almaktadır. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)’nın Ulusal Gıda ve Beslenme Stratejisi Çalışma Grubu Raporu’na göre ‘Türkiye halkı, günlük enerjinin ortalama yüzde 50'si ekmek ve tahıl ürünlerinden sağlıyor. Türkiye halkı günlük enerjinin yüzde 44'ü ise sadece ekmekten karşılıyor.

Bir bayram daha geldi, hoş geldi. Bu bayrama isim tartışmaları ile giriyoruz. Balık baştan kokarmış. Türk Dili'ni korumak ve geliştirmekle görevli kurum olan TDK, sözlüğünde 'bayram' kelimesini, birleşiklerinde örnek verirken 'Şeker Bayramı' diye örnekliyor. Ramazan Bayramı için ise 'Ay takvimine göre Şevval ayının ilk üç gününde kutlanan dinî bayram, Şeker Bayramı' diyerek, yine bir anlam boşaltması ve kelime katliamı yapıyor.

Ne yazık ki, doğru ile yanlışın birbirine girdiği bir asırdayız. Bu asrın en önemli gündem maddeleri, su, gıda güvenliği, katkı maddeleri, tohumlar, ilaç kalıntıları, hormon, kuraklık vs. Herkes gıda güvenliğinden, doğal/organik/naturellikten, sağlıklılıktan söz ediyor. İnsan çocuğuna, eşine, sevdiklerine, misafirlerine nimetlerin en güzelini, en değerlisini ikram etmek ister.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri