Son Dakika
Pazar, 25 Haziran 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
genetik Etiketli İçerikler

Bilim adamları ABD’nin New Jersey eyaletindeki Saint Barnabas Enstitüsü’nde genetik müdahale yöntemiyle 30 bebek üretti. Bu bebeklerden ikisinin üç farklı ebeveynin DNA’sını taşıdığı açıklandı.

Son üç yıldır toplam 155 adet insan-hayvan karışımı embriyo üretildiği ortaya çıktı.

YÖK Başkanı Prof Yusuf Ziya Özcan, domates tohumlarını dışarıdan ithal eden ülkelerin genetiği değiştirilmiş ürünleri tüketebileceğini belirterek, "Eskiden biyolojik silahlar vardı. Artık gıda üzerinden de niyetiniz kötüyse olumsuz etkiler oluşturacak mahsuller elde edilebilir" dedi.

Şimdi de gen haritası tamamlanan kakao ağacının genetik yapısı değiştirildi. Tartım Bakanlığı ve IBM'in desteklediği proje için 10 milyon dolar harcandı.

Bilim adamları, genetik olarak değiştirilmiş fare hücrelerinden, insan vücudu geliştirecekleri bir deney hazırlıyorlar. Genetik modifikasyon, bir sonra ki adımda, insan embriyosu oluşturmak da kullanılacak...

GDO yönetmeliğinin binde 9’dan daha az GDO içeren ürünleri, GDO’suz saymasının gerekçesi ortaya çıktı. Öte yandan devlet, bugüne kadar TMO eliyle GDO’lu ürün ithalatı yapmış.

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü`nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candar Gürakan`ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yaptı. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, akademisyenleri şoke etti.

Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, "Bir tohum bir firmanın tescilindeyse, o tohumla mutlaka oynanmış demektir. Günümüzde maalesef, bir firmanın tesciline girmemiş tek bir tohum dahi yok" diyerek, Türkiye ve dünyanın GDO'lu ürünlerin istilasında olduğunu söyledi.

Dünya GDO'lu ürünleri birbir yasaklıyor. Türkiye'de ise GDO'lu ürünler hiçbir kontrole tabi tutulmadan satılıp tüketilmekte. Yeni hazırlanan ve Baknalar Kurulu'nun masasında bekleyen yeni tasarı ise GDO'lu ürünlerin satışını yasal hale getirerek Türkiye'yi ABD'li şirketlere bağımlı hale getirecek.

Stanford Üniversitesi Tıp Fakültesi Genetik Bölümü'nün hazırladığı "Anadolu'nun genetik profili" araştırması yayınladı. Peki, bir dünya karmasına benzeyen araştırma sonuçlarında çıkan 10 genden hangisi size uyacak?

Geçtiğimiz aylarda GDO'lu tohumların, Trakya başta olmak üzere arıları toplucu ölümüne neden olduğu ortaya çıkmıştı. Şimdi de Kuşadası'nda 6 gün içinde 9 bin kovandaki 350 milyon arı öldü. Ölüm nedeni yine mi GDO'lu ürünler ve zirai ilaçlar mı?

Mersin'in Silifke ilçesi Öztürkmenli köyünde, deneme amaçlı ekilen ayçiçeğinin uzunluğu 4 metre 8 santime ulaştı. Şaşkınları şaşkınlaştıran neden neydi?

Geçenlerde pazara gittim. Pazarcı çocuk beni tanıyormuş, sattığı domatesleri aldırmadı: ‘Bunlar hep zehir hocam, hem hormon’ dedi. Tabi bu çocuk beni ikaz edince temize çıkmış olmuyor. Bu işlerin çok ağır mesuliyetleri var, fakat insanlar ya farkında değiller ya da hafife alıyorlar.’

Tarım Bakanlığı'nda Ziraat Mühendisi ve yönetici olarak görevlerde bulunan Mualla Ergen'den acı itiraflar geldi. Yöneticilerimiz makamları uğruna bir türlü kabul edemediklerini çoğu kez emekli olunca da itiraf etmezler. Ancak Mualla Ergen "Organik Beslenme ve Gıda Terörü" isimli kitabında ilginç bilgiler veriyor.

Türksat Uydusundan yayın yapan 'Atv Avrupa' kanalında Çarşamba günleri yayınlanan nitelikli, tartışma programı 'Kral ve Ben' programının bu haftaki konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer.

Konya Ovası’nda Kanola ekimi projesini değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Çiftçimiz toprağını kaybetmek istemiyor ve yakın bir zamanda aç kalmak istemiyorsa ilaç, gübre ve tohum pazarlamacılarının vahşi pazarlama yöntemlerine aldanmamalı ve asla GDO’lu tohumlar ve Kanola ekimi yapmamalı” dedi.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ülke çapında ekilmesi ve tüketilmesine izin vermesi için hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi için çalışmalar yürüten Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Ankara görüşmeleri başladı.

Kanola`nın tüketici için bir takım zararlarına işaret etti. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, "Bu yıl elde edilen tohum gelecek dönemde tekrar ekilebiliyor. Bu durum tohumda asitik oranın yükselmesine ve ürünün kanserojen madde içermesine yol açıyor" dedi

Dünya Ticaret Örgütü (WTO / DTÖ) ABD'nin dünyaca ünlü gıda devi Cargill şirketi’nin fikriydi. DTÖ’nin kuruluş amacı ise özellikle özel küresel ölçekli tarım firmalarının dünya çapında menfaatlerini geliştirmekti.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda hazırlanıp Bankalar Kurulu’na sunulan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’na CHP grubundan tepki yükseldi. CHP’li 21 milletvekili tarafından TBMM Başkanlığı’na GDO araştırma önergesi verildi.

“Ölüm Tohumları” kitabının yazarı Gazeteci F. William Engdahl’la birlikte Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı’nı değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yasa tasarısının bu haliyle yasalaşması ülkemizin ve insanlığın lehine değildir” dedi.

GDO'lu ürünlerin kontrolsüz dolaştığı Türkiye, Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile bu misket bombalarını meşrulaştıracak. Ülkemizde GDO'lu ürünler nedeniyle "parmak çocuk" vakaları gibi yeni sorunlarla karşı karşıya... Peki, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünler Türkiye'de yaygın olarak nelerde var?

Anayasa Mahkemesinden tarihi karar. 5179 Sayılı Gıda Kanun'un bazı maddelerini iptal etti. GDO'lu ürünlerin kanser, hipertansiyon, osteoporoz, dolaşım ve sindirim bozuklukları hastalığına neden olduğunu belirten yüksek mahkeme, GDO'yu yasalaştıran, Ulusal Gıda Biyo Güvenlik Yasa Tasarı'nında önünü kapattı.

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor. Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümünü istifadenize sunuyoruz. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

Birçok kimsenin peşine düştüğü ancak elde edemediği gıdanın kırmızı kitabı Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nı ele geçirdik. Sır gibi saklanan tasarının çok yakında TBMM'de görüşülmesi bekleniyor. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi organizasyonlarca dayatılan tasarı "kölelik ya da ölüm yasası" olarak adlandırılıyor.

Böyle bir şeyi göz göre kabul etmekle silahta boş kurşun bırakmıyorsunuz. Bu durumda Rus ruleti bile hafif kalıyor! Çünkü Rus Ruletinde bile bir şans var. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın anlatıyor.

Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in basında yer alan “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamalarına Buğday Derneği'nden yanıt...

Gözümüz aydın, hükümet sözcüsü Cemil Çiçek sonunda genetiği değiştirilmiş gıdalara dilediğimiz gibi ulaşabileceğimiz müjdesini verdi. Gözü Dönmüş Organizmalar (GDO) sayesinde şimdi sıra Genetiği Değiştirilmiş İnsanlar (GDİ)'da

Gıdanın mal haline dönüşmesiyle de üretici için öncelik, ürettiği ürünün sağlıklı ve besleyici olmasından çok; ürünlerin ne kadar verimli, raf ömürlerinin ise ne kadar uzun olduğu ve albenisi oluyor.

Hemen her hazır gıdaya eklenen soya son yıllarda sağlıklı bir beslenmenin vazgeçilmezi diye sunulan ve yüzde yüze yakın oranda genetiği değiştirilen soyanın erkek neslini tehdit ettiği ortaya çıktı.

Ticarî olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması sebebiyle Anadolu’ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Herhangi bir canlı organizmadan bir geni alıp, ayrıştırıp, laboratuar ortamında bir başka canlıya aktararak burada yeni bir canlı üretilince yeni canlının patentini alan şirketler birden “mülk” sahibi oluyorlar. Oysa, ne bu yeni bitki ne de bitkiye aktarılan diğer canlı yoktan varedilmiş değil. O halde hangi hakla insanlığın ortak mülkü birilerin mülküne geçiriliyor...

Geçtiğimiz hafta TBMM ve Tübitak üyelerinin ABD'de ikna odasına alınması büyük tepki toplamıştı. TBMM üyeleri ve ABD'ye GDO ve tohum gezisine giderken İskoçya Hükümeti GDO karşıtı olduğunu açıkladı.

GDO'lu ürünlerin ülkemizde yasak olduğunu iddia eden Tarım Bakanlığı yetkililerini cevap domatesin kendinden geldi. Genetiği değiştirilmiş tohumdan üretildiği anlaşılan domateslerin çekirdeklerinde yaklaşık 8-10 santimetre uzunluğunda fideler çıktı.

Tohumculuk ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır.

ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.

Avusturya, Macaristan, Yunanistan ve Fransa'dan sonra Lüksemburg, genetiği değiştirilmiş (GDO) mısırın ekimini yasakladı. Ama Türkiye'de hem ekimi hem de ithalatı hâlâ serbest

Devlet Başkanı Carlos Andres Perez IMF ve Dünya Bankası’nı "kurşunlarla değil kıtlıkla öldüren bir diktatörlük" uygulamakla suçladı

Bulaşıcı bir veba ile karşı karşıyayız. Üstelik bu veba, bildiğimiz vebalar gibi bulaştığı kişiyi öldürmüyor. Aksine sürüm sürüm süründüren cinsten…

Sizce halkı, ıslak imzalı belge mi ilgilendirir, yoksa, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ve ürünleri mi?

GDO (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) sorunu 13 yıllık bir sorun. ABD’de 1996’dan bu yana GDO tohumdan ağırlıklı olarak, mısır, soya, pamuk üretiliyor. GDO’lu ürünlerin geçmişi kısa olduğu için insan sağlığı üzerindeki etkileri bilinemiyor.

ABD Tarım Bakanlığı ve “içine şeytan girmiş şirket” (devilish company) diye isim takılmış ve genetiği değiştirilmiş tohum (GDO) üretiminin yüzde 71’ini elinde tutan Amerikan firması Monsanto’nun davetlisi olarak gittiler. Gidiş-dönüş uçak bileti bedelini, otelde kalış, yemekleri yeyiş paralarını ABD’nin bakanlığı ile şirket ödedi.

Gıdaların insanlar üzerindeki uzun vadeli etkileri hakkında herhangi bir bilimsel testin yayınlanması için ilkönce endüstri tarafından onaylanması gerekiyor.

Geçtiğimiz hafta bir parça karamsar ve umutsuzdum galiba. Sabancıların GDO konusuna ve özellikle transgenik bitkilere yatırım yapıp yapmayacağını aleni bir merakla sorduk. Sabancılar hariç her yerden cevap ve tepki geldi.

Her biri gıda mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, veteriner, biyolog ve kimyager gibi mesleklerden oluşan; Amerikalı, AB’li, Arap, İsrailli, Çinli ve Türklerden oluşan gruplar bir adaya bırakılırlar.

Bazen oturduğunuz yerde içiniz içinizi yer. Bir küçük kurt kemirmeye başlar beyninizi. Vazgeçemezsin. Öyle değildir dersin. Yok dersin, sağa dönersin, sola dönersin. I ııh! Çıkmaz aklından.

Türkiye GDO'lu ürünlere izin verecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasa tasarısı'nı tartışırken bu deneyimi yaşamış Hindistan'ın tecrübelerini paylaşan Vandana Shiva'nın 2002'den sonra yayınlanan makalelerini düşünenlerin dikkatine sunuyoruz. Türkiye, 'tohumcuların dayatmalarına mı yoksa ibretlik bir ülke olan Hindistan'ı mı?' dikkate alacağını zaman gösterecek...

Fritz Haber ve Carl Bosch iki Alman kimyacıdır. I. Dünya Savaşı başlarında amonyak ve onun nitrat türevlerinin sentezini keşfederler. Keşfederler de başları göğe mi değer? Neredeyse. Bu önemli keşif bir yandan azotlu sentetik gübrelerin üretimini geliştirirken, diğer yandan da bomba ve benzeri kitle imha silahlarının üretiminde bir dönüm noktası olur.

GDO’lu bitkilere belki de hayvanlara üretim izni verecek olan Biyogüvenlik Yasa Tasarısı Meclise gönderilecek. Çiftçil örgütlerine çok büyük iş düşüyor. Toplumu, büyük şirketlerin borozanlarına kanmaması için aydınlatmalılar.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in 'Yiyeceği kontrol edersen, insanları kontrol edersin' cümlesi her şeyi özetlemeye yetiyor. ABD ve İsrail tüm adımlarını bu bilinçle atıyor. Ancak Türkiye’nin adımlarını buna göre attığını ve bu düşünceye karşı önlem aldığını söylemek şimdilik mümkün gözükmüyor.

Köylülerin tohum üzerindeki haklarının ve ıslah amacıyla çeşitlerin kullanılmasının sonu geliyor. UPOV da nereden çıktı demeyin. Küresel tohum şirketlerinin yeni bir darbesi ile karşı karşıyayız. Türkiye birkaç gün içinde kısaltılmış adı UPOV olan Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği’ne girecek.

Mayınlı araziden geçtik, şimdi de tohumlu araziye giriyoruz. Hükümet, Ulusal Biyogüvenlik Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle genetiği değiştirilmiş bitki üretimine izin yolunun açılacağını açıkladı.

Biyo Güvenlik konusunda hangimiz ne kadar bilgiye sahibiz? Ulusal Biyo Güvenlik Kanunu ne demek ve Türkiye; bu kanunla düzenlenen, dünya genelinde şiddetli tartışmalara neden olan, gıda krizinden tarım politikalarına kadar, askeri-siyasi meselelerden belki daha kalıcı etkiler bırakacak gerçekler hakkında ne biliyor?

Önce Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (kısaca GDO diyoruz) tanımlayalım. Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” diyoruz.

Tarımdaki "Hibrid Tohumlar" uygulaması ile tekel oluşturma niyetleri arasında tam bir paralellik var. Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü sözde "Yeşil Devrim" çalışmalarına bu açıdan bakınca, korkunç niyetler apaçık görünüyor...

GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizma) "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.

Kanaatimce, 'kıyamet' olmasa bile, bir 'sosyal tufan' söz konusu ve o sosyal tufanı hayatımızın her alanında bütün boyutları ile hâlen yaşıyoruz...

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi, ‘Aile, toplumun, doğal ve temel unsurudur. Toplum ve devlet tarafından korunur’ hükmünü getirir.

ABD’nin biyo-teknoloji devlerinden Monsanto’nun ürettiği, genetiği değiştirilmiş mısır tohumunun Almanya’da üretimi yasaklandı. Peki Türküye'de durum nedir?

Tekel sömürü sermayesinin neler yapmayı hedeflediğini zaman zaman bu köşede hatırlatıyorum. Bugünlerde bütün dünyanın gündeminde olan, önümüzdeki yaz aylarında dünya ticareti ile birlikte turizm sektörünü baltalayacak gibi görünen 'domuz gribi' meselesini 'biyolojik silah' olarak aynı yere yani aynı kaynağa bağlayan görüş ve yorumlar var. Dikkatle izleyip takip etmek gerekiyor. Doğru olabilir, muhtemeldir.
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri