Son Dakika
Perşembe, 14 Aralık 2017 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
tohum Etiketli İçerikler

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından 'Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği' konulu programında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Faruk Çelik, '2018'de sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak” dedi.

ABD'li tohum biyoteknolojileri ve kimyasalları üreticisi Monsanto, İsviçre'li rakini Syngenta'yı satın alarak dünya tohum pazarında tekel olmak istiyor. Bu gerçekleşirse, dünya pazarında sadece genetiği değiştirilmiş tohumlar kalacak

Çok değil 115 yıl önce başladılar. Bugün deccalî bir güce eriştiler. Bakara Suresi'nde anlatıldığı üzere "hars (tohumu) ve nesli yok etmek" için var güçleriyle çalışıyorlar. Yığınlar, akademiler, bürokrasiler ve devletler ona karşı sessiz hatta zaaf içindeler. Herkes küçük dünyasının içinde kaybolmak uğruna sesini yükseltmiyor. Bu şer yapılarrın unuttuğu bir şey var. O da: Allah'ın hesabı! İşte bu yüzden yılmıyor ve gayret ediyoruz.

Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı Demirhan Mahallesi’nde yaşayan 66 yaşındaki Muzaffer Batur, çıplak elle hazır tohumlara temas ettiği için ellerini kullanamaz hale geldi.

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi, kurulduğu günden bu yana kıt imkânlarına rağmen, varlık amacından hiç sapmadan, küresel dayatmalar ve uzantıları olan yerel uygulamalarla mücadele etmiş, toplumu bilgilendirmiş ve kadim değerleri korumaya gayret etmiştir.

“Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.

Russia Today gazetesinin haberine göre bir grup Rus milletvekili, ülke genelinde GDO’lu ürünlerin sorgusuz-sualsiz, tümden yasaklanması için kanun teklifi hazırlığı içindeymiş. Bu isabetli girişimin nasıl bir sonuç vereceği merakla bekleniyor. Macaristan'ın başardığı gibi Rusya'da yapabilecek mi zaman gösterecek...

Danimarka’da liseli öğrenciler oldukça basit bir düzenek kurarak elektromanyetiğin canlılar üzerindeki etkilerini deneysel olarak gösterip gösteremeyeceklerini merak etmişler. İşte neticeleri…

Seçkin Güler'den iki şiir: Tohum ve gıda. İşte herşeyi özetleyen şiirler

Türkiye'deki tohum, tarım ve biyoçeşitlilik mücadelesini konu alan 'Dünyayı Kurtarmaya Çalışanlar' adlı kısa film Kore'de ödül aldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gemiyi azıya aldı ve geleneksel üretimi suç saydı. "Devlet dediğin zalim olur" Türkiye'nin yaptığı sadece bu cümleyi haklı çıkarma çabası. İşte ayrıntılar:

Selçuk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Nuh Boyraz, bekleme süresi 14-15 gün olan ilaçlar verilen ürünlerin hasat edildiğini söyledi. Ntvmsnbc.com’da yer alan habere göre, Boyraz "Pazara gelen üründe pestisit (zirai ilaçlar) denetimi yok'' dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 2010 yılında İsrail'den yapılan 29 ton 639 kilogramlık ithalatın 2011 yılında yüzde 52 oranında artarak 45 ton 64 kilograma çıktığını belirtti.

Kokopelli’nin Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda devam eden davası zafere gidiyor! Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda Kokopelli dosyasından sorumlu hukuk sözcüsü, 19 Ocak’ta kamuoyuna Kokopelli’yi tamamen haklı çıkaran hükümlerini duyurdu!

Niğde Patates Araştırma Enstitüsü Müdürü Hüseyin Onaran, 'Dünyanın önemli patates üreten ülkelerinden biriyiz ancak hâlâ yurt dışı menşeli tohumlar kullanıyoruz' diyerek konunun önemine dikkat çekti.

Bu ülkede yerel olmayan tohumların ekilmesi ve seralarda üretilen mevsim dışı ürünlerin satış ve tüketimi yasaklandı. Peki kim bu ülke ve bunu nasıl başardı?

YÖK Başkanı Prof Yusuf Ziya Özcan, domates tohumlarını dışarıdan ithal eden ülkelerin genetiği değiştirilmiş ürünleri tüketebileceğini belirterek, "Eskiden biyolojik silahlar vardı. Artık gıda üzerinden de niyetiniz kötüyse olumsuz etkiler oluşturacak mahsuller elde edilebilir" dedi.

Nevşehir Üniversitesi’nin akademik yılı açılışında yaptığı konuşmada üniversitelerin araştırmalara önem vermesi gerektiğini belirten YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, özellikle tohum ithalatının ciddi tehlikelerin sinyali olabileceği konusunda uyarıda bulundu.

GDO’lu ithal tohumlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Yükseköğrenim Kurumu Başkanı Prof Dr Yusuf Ziya Özcan’a Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nden destek geldi.

YÖK Başkanı Özcan, ABD ve İsrail'in domatese yerleştirilecek bir genle Türk milletini 20 yıl içinde yok edebileceğini söylemesine tohumcuların sözcülüğüne soyunan Tarım Bakanı Mehmet Mehdi Eker, ''Türkiye tohumda İsrail'e bağımlı'' şeklindeki sözlerin bir şehir efsanesi olduğu söylemiş. Bizde güldük geçtik. Ama YÖK Başkanı iddiasında ısrarlı.

Bayram Sarayoğlu - Türkiye'ye özgü bitkilerin, turistik seyahat kisvesi altında gezen ''bitki casusları'' tarafından kaçırıldığına yönelik söylentiler, turizm sezonuyla birlikte özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yeniden gündeme gelmeye başladı.

GDO’nun halkla ilişkiler, tanıtım ve çeviri ağında kimler yer alıyor? GDO ürünlerinin tarladan markete dek uzanan etiket ve kullanım kılavuzu çevirilerini kimler yapıyor?

Danıştay 10. ve 13. Daireleri Müşterek Heyeti, Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi'nin açtığı davayı neticelendirerek GDO'lu ürünlerle ilgili yönetmeliğin yürütmesini durdurdu.

GDO yönetmeliğinin binde 9’dan daha az GDO içeren ürünleri, GDO’suz saymasının gerekçesi ortaya çıktı. Öte yandan devlet, bugüne kadar TMO eliyle GDO’lu ürün ithalatı yapmış.

ODTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü`nde yüksek lisans eğitimi gören iki öğrenci, Bölüm Başkanı Doç. Dr. Candar Gürakan`ın gözetiminde GDO'lar üzerine tez çalışması yaptı. İki yıl süren çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo, akademisyenleri şoke etti.

Domuz gribi aşısı konusunda fırça çeken Başkaban Erdoğan GDO yönetmeliği konusunda şok etti. Başbakan Erdoğan, genetiği değiştirilmiş organizmalar hakkında ne dedi.

Ankara'nın son dakika golüne tepkiler dinmek bilmiyor. Birçok sivil toplum örgütünün yanısıra siyasi partiler de tepkiler gelmeye başladı.

Dünya tohum piyasasını üç dört dev şirket yönetiyor. İrili ufaklı yüzlerce tohum şirketi daha var ama bunların hepsi büyük şirketlerin kontrolünde. Dünyanın gıdasını dolayısıyla dünyayı kontrol eden bir avuç ailenin tohum ağı bu şemada...

Mersin'in Silifke ilçesi Öztürkmenli köyünde, deneme amaçlı ekilen ayçiçeğinin uzunluğu 4 metre 8 santime ulaştı. Şaşkınları şaşkınlaştıran neden neydi?

ABD öncülüğünde yürütülen GDO iyiden iyiye tehlikeli bir silaha çönüşüyor. Batının bilim adına yürütüğü bu tehlikeli oyun insanlığı bir bilinmeze doğru sürüklüyor... Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir tehlikeye karşı toplum ve ülke, dünyanın 3. büyük tohum deposunu kurduk masalıyla korunamaz!

Geçenlerde pazara gittim. Pazarcı çocuk beni tanıyormuş, sattığı domatesleri aldırmadı: ‘Bunlar hep zehir hocam, hem hormon’ dedi. Tabi bu çocuk beni ikaz edince temize çıkmış olmuyor. Bu işlerin çok ağır mesuliyetleri var, fakat insanlar ya farkında değiller ya da hafife alıyorlar.’

D-8 ülkeleri gıda güvenliği konusunda ortak politikalar oluşturmak amacıyla tarım alanında üretilen projeleri hayata geçiriyor. Ancak buna karşın Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi bu çalışmanın eksik ve yetersizliğine dikkat çekiyor.

ABD, Dünya Ticaret Örgütü'nü bir silah olarak kullanarak tüm dünyayı kıskacı altına almakta. Türkiye'nin de alnına dayalı bu silah nedeniyle Türkiye de pes etmek üzere. Yasak olmasına rağmen Monsanto tarafından Türkiye’de ücretsiz GDO'lu tohum dağıtıyor. Bu sözde yasağa rağmen ülkemizde tohhumlarda market raflarında ürünler de maalesef büyük oranda GDO'lu...

Hint tarımı, Dünya Bankası ve IMF reçeteleriyle DTÖ'nün çarkına sokuldu ve Hindistan'ın tohum sektörü Dünya Bankası'nın yapısal reformlarıyla dev şirketlere açıldı. Artık çiftçilerin hangi ürünleri yetiştireceğine onlar karar veriyorlar. Artık bu ülkede 6 saatte bir çiftçi intihar ediyor!

Sağlık ve gıda güvenliği hareketi derneği genel başkanı Kemal Özer ve beraberindeki heyet Çumra Belediyesi'nin başlattığı GEN BANKASI çalışmaları nedeniyle Çumra belediyesini ziyaret etti.

GDO'lu pirinçlerin gece körlüğüne neden olduğu Hindistan'da Çevre Bakanlığı’ndan sonra, planlama komisyonu da Hindistan’a genetiği değiştirilmiş yiyeceklerin girmesine karşı çıktı.

Türksat Uydusundan yayın yapan 'Atv Avrupa' kanalında Çarşamba günleri yayınlanan nitelikli, tartışma programı 'Kral ve Ben' programının bu haftaki konuğu Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer.

Ticari olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması nedeniyle Anadolu'ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya...

Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların ülke çapında ekilmesi ve tüketilmesine izin vermesi için hazırlanan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın geri çekilmesi için çalışmalar yürüten Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi’nin Ankara görüşmeleri başladı.

Genetiği değiştirilmiş mısırla beslenen ineklerin 3 kulaklı, 3 bacaklı doğduğunu duysanız o mısırdan yer misiniz? Yazar F. William Engdahl, daha çok kar hırsı ile genetiği değiştirilen ve zararları halktan saklanan organizmaların büyük tehlike oluşturduğunu söylerken, 'Gerçek insanlara gerçek yiyecekler gerek' diyor.

“Ölüm Tohumları” kitabının yazarı Gazeteci F. William Engdahl’la birlikte Ulusal Biyo Güvenlik Yasa Tasarısı’nı değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Genetiği değiştirilmiş ürünlerin ülkemizde üretilmesi ve tüketilmesine izin veren yasa tasarısının bu haliyle yasalaşması ülkemizin ve insanlığın lehine değildir” dedi.

Gazeteci F. William Engdahl, 'Ölüm Tohumları' eserinde GDO adı verilen "şeytan planının" tüm ayrıntılarını açıklıyor. Amerika üzerinden insanlığı kontrol altına almak, bazı milletleri kısırlaştırarak yok etmek gibi çok kirli planları olan şirketlerin içyüzünü deşifre edilen eserin 'giriş' bölümünü istifadenize sunuyoruz. 'Ölüm Tohumları' herkesin üzerinde çokça düşünerek okuması gereken bir şaheser.

GDO tohumları serbest bırakacak yasanın kabulü için ABD uzun zamandır çaba harcıyor. Öğretim üyelerinin, bürokratların, çiftçilerin, hükümet üyelerinin ikna edilmesi diye başlıyor liste...

Ülkemizi Monsanto ve Rockefeller gibi şirketlere köle edecek ölüm yasası 440 bin dolara mâl olmuş. Söz konusu tasarı GDO'nun serbest olmasından yana profesörleri bile mutlu etmemiş. Bir taraftan AB müktebastına uygun düzenlemeler yapan Türkiye Almanya, Fransa, Hollanda, Lüksenburg, İspanya gibi ülkelerin GDO'yu yasaklama gerekçelerini dikkate bile almıyor. İşte Hürriyet'ten Gila Benmayor'un yazısı.

Birçok kimsenin peşine düştüğü ancak elde edemediği gıdanın kırmızı kitabı Ulusal Biyogüvenlik Yasa Tasarısı'nı ele geçirdik. Sır gibi saklanan tasarının çok yakında TBMM'de görüşülmesi bekleniyor. IMF, Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü gibi organizasyonlarca dayatılan tasarı "kölelik ya da ölüm yasası" olarak adlandırılıyor.

Böyle bir şeyi göz göre kabul etmekle silahta boş kurşun bırakmıyorsunuz. Bu durumda Rus ruleti bile hafif kalıyor! Çünkü Rus Ruletinde bile bir şans var. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Bölümü Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın anlatıyor.

Küreselleşme mi, "yeni Sömürgecilik" mi? Dünya Tarımında Yeni Trend: Zengin ülkeler az gelişmişlerin topraklarını kiralıyor ya da satın alıyor. Bununla da yetinmeyip tohumları tescil ettirerek mülklerine geçiriyorlar. Beslenme için yetersiz dedikleri tarım alanlarını biodizel alanına dönüştürmeleri de bu yalanın en büyük isbatı

Devlet Bakanı Cemil Çiçek ve Tarım Bakanı Mehdi Eker’in basında yer alan “GDO’lu bitkilerin Türkiye’de yetiştirilmesi” ile ilgili açıklamalarına Buğday Derneği'nden yanıt...

Ulusal Bio Güvenlik Yasa Tasarısı'nın hazırlık çalışmalarına dünya tohum devi Monsanto yetkililerinin davet edildiği ve katıldıkları halde sivil toplum örgütü temsilcilerinin davet edilmediği ortaya çıktı.

GDO’lara karşı amansız bir mücadele veren GM Watch Mart 2009’da yayımladığı bir raporla GDO’lar konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu. İşte verilerle GDO gerçeği...

Onsekiz Mart Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kenan Kaynaş, üzüm çekirdeğinin içerdiği Omega 3 ve Omega 6 yağ asitlerinin kanser oluşumunu önlediğini söyledi. Kaynaş, ayrıca üzüm çekirdeğinin kalp damar ve şeker hastalarına şifa olduğunu, bu nedenle bu meyvenin çekirdeğiyle birlikte tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Halen Bakanlar Kurulu gündeminde olan ve imzaya açılan "Ulusal Bio Güvenlik Yasa Tasarısı"nın yasalaşması durumunda birçok yöresel değerimiz tohum tekellerinin eline geçecek. Bu sayede bir süre sonra Diyarbakır Karpuzu'ndan Akşehir Kiraz'ından söz edemez duruma geleceğiz. Bu ürünlerin kamu otoriteleri yahut kamu niteliğindeki kuruluşlarca tescil ettirilerek korunmalıdır.

Küresel bilim, gezegenin biyolojik kaynakları üzerinde eşi görülmemiş bir egemenlik kuruyor. İnsanoğlunun yaşama ve çalışma biçimini temelden değiştiren sanayi çağının sonuna yaklaşıyoruz.

Herkes öteledi, biz GDO'ya başlıyoruz. Hükümetin genetiği değiştirilmiş gıda üretimine kapı aralaması, tartışma başlattı. "Risk yok sıkı denetim olacak" diyen Tarım Bakanı kimin sözcülüğünü yapıyor?

Gıdanın mal haline dönüşmesiyle de üretici için öncelik, ürettiği ürünün sağlıklı ve besleyici olmasından çok; ürünlerin ne kadar verimli, raf ömürlerinin ise ne kadar uzun olduğu ve albenisi oluyor.

Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği ile yaşamımızı birkaç "şeytani şirket"in insafına terk eden yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adını değiştiren ve kanun teklifiyle birlikte sunulan tasarı modern köleliğin onayı ve şeytanın galebe gelmesi demektir.

GDO tohumlar ve sözde su istemeyen yeni tohumlar olarak pazarlanan sağlıksız ölüm tohumları değerlendiren Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Genel Başkanı Kemal Özer; “Tohumlarımızın özel mülkiyete geçirilmesinin yanı sıra önlem alınmazsa 2030’larda Türkiye kadının doğurganlığı sıfırlarlara kadar inecek Türkiye erkeklerinin spermleri tümüyle yok olmakla yüzyüze kalabilecektir. Bunun sorumlusu ebter tohum üreticileri kadar buna izin veren siyasetçiler ile gerçeği toplumdan gizleyen bilim çevreleri olacaktır” dedi.

Milli mücadelenin sembolüydü Gelibolu. Şimdi tarlalar dolusu ekilen sarı çiçekli kanola bitkisine, yani eskiden zehirlidir diye yemediğimiz kolza bitkisine teslim oldu.

Ticarî olarak daha yüksek verime sahip olan ancak tohum vermeyen bitkilerin yaygınlaşması sebebiyle Anadolu’ya özgü bazı sebze ve meyve çeşitleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Herhangi bir canlı organizmadan bir geni alıp, ayrıştırıp, laboratuar ortamında bir başka canlıya aktararak burada yeni bir canlı üretilince yeni canlının patentini alan şirketler birden “mülk” sahibi oluyorlar. Oysa, ne bu yeni bitki ne de bitkiye aktarılan diğer canlı yoktan varedilmiş değil. O halde hangi hakla insanlığın ortak mülkü birilerin mülküne geçiriliyor...

Canlıların genleriyle oynayan şirketlerden biri ziraat mühendisliği öğrencilerimizi "yarıştırarak" yerli tohumlarımızı ele geçirmek istiyor. Tarım Bakanlığı ve yarışma için işbirliği yaptığı Akdeniz Üniversitesi"ne sorularımız var.

Geçtiğimiz hafta TBMM ve Tübitak üyelerinin ABD'de ikna odasına alınması büyük tepki toplamıştı. TBMM üyeleri ve ABD'ye GDO ve tohum gezisine giderken İskoçya Hükümeti GDO karşıtı olduğunu açıkladı.

ABD'li gazeteci Norveç'teki küresel tohum deposuyla amaçlanan arî üstün ırk yaratmak ve istenmeyen ırkları yiyeceklerle kısırlaştırmak. Dehşet verici söyleşi.

Geçtiğimiz hafta TBMM heyetinin ABD sponsorluğunda GDO ve tohum gezisi düzenlediğini hatırlatan Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Başkanı Kemal Özer; “TBMM heyetinin yaptığı ziyaret oldukça düşündürücüdür” dedi.

Tohumculuk ve gıda güvenliği alanında faaliyette bulunan bu ekip, Türkiye’deki orijinal tohumları topluyor, çoğaltıyor ve bilinmeyen yerlerde depoluyor. Türkiye için hayati öneme sahip tohumlar, gıda güvenliğimiz için güvenli yerlerde depolanmış durumdadır.

ABD'den Avrupa'da yasak olan genetiğiyle oynanmış ürün üretiminin yasalaşması için TBMM hamlesi. TBMM ve Tübitak üyeleri ABD sponsorluğunda ağırlandı ve ikna edilmeye çalışıldı.

Katil Bush "Irak'ta yeşerdiğinde bütün bölgeye yayılacak demokrasi tohumlarını ekmek için bulunuyoruz" derken mecazi bir ifade kullanmıyordu. Nasıl mı?

1948 yılında kurulduğundan bu yana Ortadoğu’ya kan kusturan İsrail’in, kamuoyunda ‘katil tohumlar’ olarak bilinen GDO’lu (Genetiği değiştirilmiş Organizmalar) ürün ihracatı hız kesmeden devam ediyor.

Bitkilerde şifa ararken yapılan yanlışlar sağlıkta risk oluşturabiliyor. Bitki çayı içerken nelere dikkat edilmeli? Bitki tohumlar nasıl alınmalı? Prof. Dr. Bijen Kıvçak anlatıyor.

Devlet Başkanı Carlos Andres Perez IMF ve Dünya Bankası’nı "kurşunlarla değil kıtlıkla öldüren bir diktatörlük" uygulamakla suçladı

İslam'ın sahih kaynakları varken, muharref Tevrat'tan örnek vermek âdetim değildir. Ancak bozuk saat misali nadiren olsa da, Musevilerde de ders alacak bir yön bulunabiliyor. Bu örnekten hareketle kimse kalkıp muharref Tevrat'tan hakikat falan aramaya kalkmamalı.

Kemal Özer'in Yeni Söz Gazetesi'nin 16 Temmuz 2015 tarihli nüshasındaki köşe yazısı

Kemal Özer'in Yeni Söz Gazetesi'nin 18 Mayıs 2015 tarihli nüshasındaki köşe yazısı

Geçtiğimiz hafta iki gün boyunca Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin genel kurulunu takip ettim. Birinci gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci gün de Başbakan Davutoğlu konuştu. Her ikisi de “tohum” konusuna özel bir vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve Başbakanımız Davutoğlu’nun, Ziraat Odaları Birliği Genel Kurulu’nda yaptıkları konuşmalarda tohum meselesine değinmeleri yüreklere su serpti sermesine de, acaba bu yeter mi?

Konuyu Osmanlı’daki “Lale Devri”ne bağlamak basitlik olur.

Hz. Peygamber bir gün dualarımız neden kabul edilmiyor sorusuna şöyle bir cevap veriyor: “Ey insanlar! Allah tayyib’dir (temiz ve hoş) ve sadece tayyib olanı kabul eder. Allah peygamberlere neyi emretmişse, müminlere de onu emretmiştir.

Kadını çiftçilik ve hayvancılıktan uzaklaştıran endüstriyel sistem gıdayı da et tüketimine dönüştürmüştür. Et ihracı yalnızca hayvan nüfusunun azalmasına sebep olmamakta, pek çok sığır ve tahıl türünün de yok olmasına yol açmaktadır. Tarımın endüstriyelleşmesi tarımın asli gübre kaynağını yenilenebilir organik girdilerden (hayvansal gübre, tezek) yenilenemez kimyasal girdilere doğru kaydırmıştır. Temel gıda üretiminde hem sığırı ve hem de kadınların sığırlar üzerindeki emeğini değersizleştirmiştir. Batı endüstrisi, Batı dışı dünya kadınlarının mandıra kültürünü yok etmekle kalmamış, kadının toprak/sığır/mandıracılıktaki rolünü de tasfiye etmiştir.

Boykot, sadece ekonomik yaptırım ve siyasal terbiye aracı olmayıp, aynı zamanda itikadî bir mahiyet taşır.

Öncelikle belirtmeliyim ki, tarihi birikimlerin yok sayıldığı, hikmetli bilgilerin üstünün örtüldüğü, tabiî çözümlerin yok sayıldığı günümüz dünyasında, bazılarını ikna etmek hiç de kolay değil. Özellikle mekteplilerin inatları ve her şeyi sadece kendilerinin bildiği fikri sabitesi hayli geri koydu bu ülkeyi.

Fıtrat, bir şeyi Allah-ü Teâlâ’nın murat ettiği şekil ve nitelikte yaratmasıdır. Yüce Yaratıcı, neyi, ne şekilde yaratmayı murat etmiş ve yaratmış ise o, varlığın olabileceği en güzel şekil, nitelik ve öze sahiptir.

Yeni bir anayasa metni üzerinde çalışan TBMM uzlaşma komisyonu, taslağın ilk maddesi üzerinde henüz uzlaşmaya varmamışken bir öneri yapmak isterim.

Yeryüzündeki bütün canlıların bir yaratılış biçimi ve amacı var. Birileri bundan çok rahatsız ve değiştirmek istiyor. Ancak bunu yapmak istediğini açık açık söylemek yerine; bilim ve bilim çevreleri, siyasetçiler, medya gibi tüm vasıtaları, amacı için araç olarak kullanıyor.

Geçenlerde bir dostum aradı. Eminönü’nden bahçesine ekmek için tohum satın alarak ektiğini ancak bu tohumların çıkmadığını, çıkanlardan da verim alamadığını söyledi. Tohum satıcısı, tohumlarının ‘geleneksel tohum’ olduğunu söylemiş…

Bugün Türkiye’nin 61’inci ve Erdoğan’ın ise 3’üncü hükümeti kuruldu. İlginç değil mi, 90 yaşına bile gelmemiş başkent Ankara daha şimdiden 61’inci hükümetine ulaştı.

TBMM 2006 yılında daha çok yabancı büyük tohum şirketlerinin egemenliğini pekiştiren ve yerel tohumların satışını yasaklayan tohumculuk yasasını kabul etmişti.

Baphomet’e tapan insanlık düşmanı güçlerin, insanlık üzerinde planladıkları komplolardan biriyle mücadele ederken, öylesine güçlü bir PR/halkla ilişkiler çalışmasıyla karşı karşıya kalıyorsunuz ki; kıt imkânlar ve adeta aldatılmaya susamış insanların davranışları, neredeyse bütün azminizi yok edecek bir tehdit içerebiliyor.

Yeni Şafak yazarı Teodora Doni'nin tohum yazısı büyük ses getirdi.

Bu yazı vesilesiyle müşahede etme imkânı bulduk ki; tohumu dert edinmiş insanların sayısında ciddi artış var.

Türkiye basınının son günlerdeki tohum sevgisi göz yaşartıcı boyutlara ulaştı. Bazı resmi verileri beklediğim için önümüzdeki günlerde kaleme almayı planladığım bu yazı serisini, Milli Gazete’nin dün yayınladığı “Çiftçinin sesi: Bereket” adlı sözde ekini görünce, sıcağı sıcağına kalem almak gerekti.

Günümüzde tüm gıdaları değil, yenilebilir olanlarını işaretlemek gerekiyor. E-postama gelen Tarım Bakanlığı’na ait resmi bir yazıda, ünlü bir firmanın, peynirlerine margarin karıştırdığı için üretim izin belgesinin iptal edildiği yazıyordu.

İşin en kötü tarafı içeriden hiçbir politik ve bürokratik irade bu kötü gidişe bir son verebilecek plan, program ile ortaya çıkmamaktadır.

AB dönem Başkanlığı İspanya’da idi. İspanya bu görevini devredeceği son günde, AB ile Türkiye arasında süren üyelik müzakere başlıklarından birini yani "Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı" faslını açtı. Peki, İspanya giderayak bu ‘iyiliğe(!)’ neden ihtiyaç duydu? AB ile müzakere başlığı gıda olunca, bizi ister istemez yeni sorular sormaya itiyor. Tarım konusunda yakın zamana kadar kendi kendine yettiği söylenen Türkiye, acaba şimdi ne durumda? Tohumda İsrail’e bağımlı mıyız, değil miyiz?

“Uluslararası Tahkim” , Fikri Mülkiyet Hakları, patent hakları gibi bir sürü koruma altında kolayca dokunulmazlık zırhına bürünmüş küresel güçler silahları ve orduları devreye sokmadan patentli hibrit tohumların tekelini eline geçirerek, küresel sermaye ortaklıkları kurarak gıda zinciri tekellerini global alanda ellerine geçirerek ülkelerin bağımsızlığını ellerinden alarak yeni ve çok kolay bir emperyalist sömürü düzeni yaratmaktadırlar ki buna biyoemperyalizm diyoruz.

Dün, Ergenekon sanığı Bedrettin Dalan’ın Yeditepe Üniversitesi’nden bir GDO yandaşı GDO’nun zararından çok faydasının olduğunu, hormonun ise şu ana kadar ispatlanmış bir zararının olmadığını gibi trajikomik bir iddia bulunmuş.

Son 21 yıldır AB ülkelerinde yürürlükte olan tarım yasasına göre; tarım üreticilerinin pazarda satabileceği meyve ve sebzelerin biçiminin nasıl olacağı Brüksel tarafından belirleniyordu. Örneğin dümdüz olmayan gerçek salatalıkların pazarda satılması yasaktı.

Hayır. GDO'lu ürünleri tıpkı radyasyon yayan ürünler gibi gözle ya da tadarak ayırt edemeyiz. Ancak gelişmiş laboratuvarlarda GDO'lu olup olmadıkları anlaşılabiliyor.

Domuz gribi ve GDO tartışmalarında gelinen nokta oldukça sevindirici. Çünkü toplum tedirgin! Kimilerine göre bu tedirginlik iyi değil. Kesinlikle yanılıyorlar! Bir toplum, tedirgin olmuş ve bir konuda endişe taşıyorsa artık o toplum kolay kolay aldatılamaz.

ABD’de bazı şirketler var. Bu şirketlerde dünyanın en cin uzmanları çalışıyor. Bu uzmanların “cinliği” canlının hücre yapısıyla oynayarak “pireyi deve yapmak”. Örneğin, tavuk yumurtadan çıkar. İnek doğum yaparak ürer. Onlar farelerin hücre yapısıyla oynuyor, fareden tavuk yapıyor. Kargaların hücre yapısıyla oynuyor, kargalar inek oluyor.

İnandırıcı olmak için söz ve eylemde uyum gerekir. Eyleminizle sözünüz birbiri ile çelişirse kimse itibar etmez, edilmemeli de.

Türkiye Tohum Gen Bankasının temeli atılırken konuşmaları dinleyenlerin bir kısmı “işte sonunda tohumlarımıza sahip çıkıyoruz” diye düşünmüşlerdir. Acaba öyle mi? Yoksa Tarım Bakanlığımızın bu yatırımı, sonunda tohum şirketlerine mi yarayacak?

Stratejik ortağımız olduğu ileri sürülen ABD’nin Irak’tan çekilecekmiş gibi yaptığında (aslında gerçekten çekilmeyecek) tarım veya tohum da önemli rol oynayacak.

Her biri gıda mühendisi, ziraat mühendisi, doktor, veteriner, biyolog ve kimyager gibi mesleklerden oluşan; Amerikalı, AB’li, Arap, İsrailli, Çinli ve Türklerden oluşan gruplar bir adaya bırakılırlar.

Borçlar artıp ödenemez hale geldikçe çiftçiler, böbreklerini satmaya, hatta intihar etmeye mecbur kaldılar.

Tarıma önem vermemiz gerekiyor. Kriz döneminde tarımı hiç mi hiç ihmal etmememiz gerekiyor.

Genetiği değiştirilen organizmalar. Şu an iktidarda olanların, milletini düşünen her yönetim gibi GDO lu ürünler konusunda kesinlikle sıkıntı ve çözüm arayışı içinde olduklarına inanıyorum.

Türkiye GDO'lu ürünlere izin verecek olan Ulusal Biyogüvenlik Yasa tasarısı'nı tartışırken bu deneyimi yaşamış Hindistan'ın tecrübelerini paylaşan Vandana Shiva'nın 2002'den sonra yayınlanan makalelerini düşünenlerin dikkatine sunuyoruz. Türkiye, 'tohumcuların dayatmalarına mı yoksa ibretlik bir ülke olan Hindistan'ı mı?' dikkate alacağını zaman gösterecek...

Fritz Haber ve Carl Bosch iki Alman kimyacıdır. I. Dünya Savaşı başlarında amonyak ve onun nitrat türevlerinin sentezini keşfederler. Keşfederler de başları göğe mi değer? Neredeyse. Bu önemli keşif bir yandan azotlu sentetik gübrelerin üretimini geliştirirken, diğer yandan da bomba ve benzeri kitle imha silahlarının üretiminde bir dönüm noktası olur.

Eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissenger’in 'Yiyeceği kontrol edersen, insanları kontrol edersin' cümlesi her şeyi özetlemeye yetiyor. ABD ve İsrail tüm adımlarını bu bilinçle atıyor. Ancak Türkiye’nin adımlarını buna göre attığını ve bu düşünceye karşı önlem aldığını söylemek şimdilik mümkün gözükmüyor.

Köylülerin tohum üzerindeki haklarının ve ıslah amacıyla çeşitlerin kullanılmasının sonu geliyor. UPOV da nereden çıktı demeyin. Küresel tohum şirketlerinin yeni bir darbesi ile karşı karşıyayız. Türkiye birkaç gün içinde kısaltılmış adı UPOV olan Uluslararası Yeni Bitki Çeşitlerini Koruma Birliği’ne girecek.

Mayınlı araziden geçtik, şimdi de tohumlu araziye giriyoruz. Hükümet, Ulusal Biyogüvenlik Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle genetiği değiştirilmiş bitki üretimine izin yolunun açılacağını açıkladı.

İnsanın temel haklarından biride, yeterli beslenme ve güvenli gıda. Ancak günümüzde insanların gıdalarını özgürce seçebilme hakları ellerinden alınırken, dayatılan yeni “frankeştayn gıdalar” ülkelerin geleceği, birey sağlığı ve insan nesli açısından da büyük bir risk taşıyor.

Biyo Güvenlik konusunda hangimiz ne kadar bilgiye sahibiz? Ulusal Biyo Güvenlik Kanunu ne demek ve Türkiye; bu kanunla düzenlenen, dünya genelinde şiddetli tartışmalara neden olan, gıda krizinden tarım politikalarına kadar, askeri-siyasi meselelerden belki daha kalıcı etkiler bırakacak gerçekler hakkında ne biliyor?

Önce Genetiği Değiştirilmiş Organizmaları (kısaca GDO diyoruz) tanımlayalım. Kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara “Genetiği Değiştirilmiş Organizma” diyoruz.

Tarımdaki "Hibrid Tohumlar" uygulaması ile tekel oluşturma niyetleri arasında tam bir paralellik var. Rockefeller'in gelişmekte olan ülkelerde yürüttüğü sözde "Yeşil Devrim" çalışmalarına bu açıdan bakınca, korkunç niyetler apaçık görünüyor...

Türkiye, mayınlı bir alana çekilmek isteniyor. Öyle ki iş, ‘ihanet’ suçlamalarına kadar vardı. Türkiye bu süreci doğru götürebilirse, büyük bir kazanç elde edebilir. Ancak askerlerin etkisinde kalınır ve olası baskıları göğüslemez ise bölgeyi yeni bir felakete de sürükleyebilir.

GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizma) "Gen Devrimi"nin yaygınlaşması için paha biçilmez bir etki şebekesi oluşturdular.

Kanaatimce, 'kıyamet' olmasa bile, bir 'sosyal tufan' söz konusu ve o sosyal tufanı hayatımızın her alanında bütün boyutları ile hâlen yaşıyoruz...

Tekel sömürü sermayesinin neler yapmayı hedeflediğini zaman zaman bu köşede hatırlatıyorum. Bugünlerde bütün dünyanın gündeminde olan, önümüzdeki yaz aylarında dünya ticareti ile birlikte turizm sektörünü baltalayacak gibi görünen 'domuz gribi' meselesini 'biyolojik silah' olarak aynı yere yani aynı kaynağa bağlayan görüş ve yorumlar var. Dikkatle izleyip takip etmek gerekiyor. Doğru olabilir, muhtemeldir.

Genetiği bozulan tohumlardan bahsedeceğim ama sandıklarınızdan değil... Lafa, farklı siyasal köken, yaş ve cinsiyetten bir grup sosyalistin 2008 başında 'Siyasal ortaklaşma eğitim/tartışma seminerleri'nde şekillenen 'Sosyalist Cumhuriyet için tezler' adlı el kitapçığının başlangıç paragrafı ile başlayayım:

Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri