Son Dakika
Perşembe, 11 Mart 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
1 2 3 4 5 6 7
Tarım ilacı, gübre, hibrit tohum, GDO, nano gıda ve katkı maddeleri bitki, hayvan ve insan yaşamı ile çevreyi tehdit etm
Türkiye fındık üretiminde dünya lideri. Ancak son tarım ve dolayısıyla fındık politikalarıyal liderliği kaptırmak için e
Bugün dünya ölçeğinde 15 milyon hektarın üstünde ekolojik üretim yapıldığı gözleniyor. Türkiye'de ne kadar dersiniz? Zir
İktibaslar > Tarım Haberleri
Tarım ilacı, gübre, hibrit tohum, GDO, nano gıda ve katkı maddeleri bitki, hayvan ve insan yaşamı ile çevreyi tehdit etmeye devam ediyor. İşte iki ürkütücü örnek...
 
Hükümet 31 Aralık 2009 günü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nı reorganize edecek olan "Tarım ve Gıda Bakanlığı Yasa Tasarısı"nı Parlamentoya sundu. Avrupa Birliği isteklerini yerine getirme telaşından olsa gerek çok aceleye getirilmiş, yer yer çeviri kokan tasarı; ülke tarımına son darbeyi vuracak özelliktedir.

Türkiye fındık üretiminde dünya lideri. Ancak son tarım ve dolayısıyla fındık politikalarıyal liderliği kaptırmak için elinden geleni yapıyor. Bunun yanısıra fındık oyunları bitmek bilmiyor. İşte bu oytunlardan önemli bir örnek.
 
Bugün dünya ölçeğinde 15 milyon hektarın üstünde ekolojik üretim yapıldığı gözleniyor. Türkiye'de ne kadar dersiniz? Ziraat ülkesi Türkiye’mizde topu topu bu iş için 50 000 hektar kullanılıyor. Ekonolojik tarımdan Avusturalya 8, Arjantin ve İtalya 2 şer buçuk bilyar dolar elde ederken Türkiyenin hormon ve pestisit kalıntılı ürünler ya alıcı ülke gümrüklerinde çürüyor yada bizim mideleri çürütüyor...

Aldığımız birçok meyve ve sebze çeşidinde, olması gereken yasal seviyenin çok üzerinde tarım ilacı kalıntısı bulunuyor. Ancak birde "olması gereken yasal seviye" diye dayatılan kandırmaca var ki sanki bu zararsızmış gibi sonuluyor. Bu kimyasalların azı da çoğu da zararlı.
 
basdın kuruluşları bu haberi "Türkiye'den kansere büyük darbe..." gibi başlıklarla sundular okura. "Türkiye, genetik bozukluk, kanser ve ölüme neden olduğu için 'kirli düzine' olarak bilinen 12 kalıcı organik kirleticiyi doğasından silecek" denildi. Ama bunun için 16 yıl beklemek zorunda olduğumuzu gözardı ettiler...

Türkiye’de de doğrudan gelir desteği gibi adlarla uygulanan tarım sübvansiyonları çiftçinin cebine değil, dev şirketlerin kasasına gidiyor. Devletin cebinden çıkan fatura tüketici tarafından ödeniyor. Bu sübvansiyonların karşılanması için yeni vergiler ekleniyor. Buna rağmen tarım ürünleri tüketiciye çok pahalı ulaşıyor. İşte nedenlerinden bazıları...
 
Adana'nın merkez ilçesi Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Durmuş Halis, 30-40 yıl öncesinde Adana'da 3.3 milyon dekar alanda pamuk ekilirken şuanda pamuğun sadece 200 bin dekarda ekildiğini söyledi.

Bursa Kent Hali`nde pestisit araştırması için kurulan “Gıda Tahlil Laboratuarı”nda sonra hale pestisitli meyve ve sebze sevkiyatı tümüyle durmuş.
 
Küreselleşme mi, "yeni Sömürgecilik" mi? Dünya Tarımında Yeni Trend: Zengin ülkeler az gelişmişlerin topraklarını kiralıyor ya da satın alıyor. Bununla da yetinmeyip tohumları tescil ettirerek mülklerine geçiriyorlar. Beslenme için yetersiz dedikleri tarım alanlarını biodizel alanına dönüştürmeleri de bu yalanın en büyük isbatı

Krizin yararlı olduğuna inan Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev "Zengin ülkelerde tüketilen gıdanın çeşidi azaldı ve ucuzladı. Yoksul ülkelerde açlık yükselişte” dedi. Medvedev’in önceliği gıda.
 
Türkiye'nin tüm bitki ve tohum zenginliği ile yaşamımızı birkaç "şeytani şirket"in insafına terk eden yasa tasarısı Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın adını değiştiren ve kanun teklifiyle birlikte sunulan tasarı modern köleliğin onayı ve şeytanın galebe gelmesi demektir.
Sayfa: 1/2 - 17 kayıttan 1 - 12 arası
[1] 2 
Tarım Bakanı'nın GDO konusundaki açıklamaları inandırıcı mı?


 
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri