Son Dakika
Pazar, 9 Ağustos 2020 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Uykunun da teröristleri var! Prof Osman Müftüoğlu
Yok, eğer uykusuz biriyseniz aşağıda yazacağım “uyku sorunları”nı okuyunca yukarıdaki giriş cümlesinin ne kadar önemli olduğunu anlayıp bana siz de hak vereceksiniz. Gelelim “uyku teröristi” deyiminin nereden çıktığına...

Birkaç gün önce yakın bir arkadaşım sabah saatlerinde beni aradı. Uykuya daldıktan kısa bir süre sonra tam bir nefes tıkanıklığı, boğulma duygusu ve de çığlıklarla uyanmış, geceyi başucundaki suyu yudumlayarak, korkunç bir yorgunluk ve bitkinlik içinde tamamlamıştı.

Bu tür durumlara uyku uzmanlarının verdiği iki isim var: Uyku terörleri ya da gece terörleri! Bunlar uyku sırasında yaşanan şiddetli “korku nöbetleri”, bir başka deyişle ağır panik ataklarıdır. Uykuda ve çoğu zamanda uykunun ilk üçte birlik döneminde meydana gelen bu atakları geçirenler yataktan birdenbire adeta fırlarcasına uyanır ve şiddetli çığlıklar atmaya başlarlar. Çığlıklar gerçekten korkutucudur. Bu esnada nabız ve solunum hızlanmış, gözbebekleri büyümüş, hasta ani terleme atağı nedeniyle adeta su gibi olmuştur.

Uyku terörlerinin nedeni tam olarak bilinmiyor. Ertesi gün, rüya benzeri korkulu bir durum gibi hatırlanan bu sürecin sağlığa bedensel ve ruhsal anlamda ciddi bir etkisi de söz konusu olmuyor. Uyku uzmanlarına tedavi gerektiren bir durum bile değil. Ama sık tekrarladığında sakinleştirici benzodiazepinlerden veya antidepresanlardan -tabii ki doktor tavsiyesi ile- yararlanılabiliyor.

Eğer bir gün siz de böyle bir “terör durumu” ile karşılaşırsanız, lütfen korkmayın ama sık sık tekrarlarsa bir uyku uzmanından yardım almayı da unutmayın.

Borcunuzu ödeyin

HATIRLATMA

Herkesin, yaşına cinsine, tipine, yapısına, yani kendine özel bir “uyku süresi” var. Ertesi günü en iyi, en keyifli, en verimli şekilde yaşayabilmeniz, bedeninizden ve beyninizden (duygusal-ruhsal yanınızdan) optimum düzeyde yararlanabilmeniz için bu süreyi kesin ve net bir uyku ile geçirmelisiniz.

Bu süre ortalama en az 6 en çok 10, ortalama 8 saattir. 6-8 saatten az uyuduğunuzda bu “uyku borcunuz” olarak uyku hesabında birikir. Bu borcu en iyisi hemen ertesi gün ödemektir.

Mutfak nöbetçileri!

BİR NOT

Son yıllarda sık karşılaştığınız bir uyku bozukluğu örneği de “gece yeme problemi”dir. Gece yeme bozukluğuna yakalananların çoğu -hepsi değil- kilo sorunu olan orta yaşlı hanım ya da beylerdir. Bunlar her gece boyunca, bir ya da birkaç kez mutfaktaki buzdolabına muntazam yeme ziyaretleri yaparlar!

İşin enteresan tarafı ertesi gün de olayı eksiksiz olarak hatırlamaları ama buna rağmen aynı süreci her gece - gündüz aldıkları karara rağmen- bilinçsizce tekrarlamalarıdır. Aslında buna bir uyku bozukluğu demekten çok “yeme davranışı bozukluğu” demek daha doğrudur. Çünkü ataklar sırasında kişi tamamen uyanıktır ve ertesi gün süreci -neyi, ne kadar, ne hızla yediklerini- saniyesi saniyesine hatırlarlar!

Kâbus mu, O da ne?

BİR BİLGİ

Gece uykularını tatsız hale getiren uyku sorunlarından biri de kâbuslardır. Uyku uzmanı doktorlar kâbusları “kişiyi uykudan uyandıracak kadar korkutucu olabilen rüyalar” şeklinde tanımlıyor. Burada “uykudan uyanmak” anahtar kelime. Eğer gördüğünüz korkulu bir rüya sizi uykudan uyandırmamışsa o sadece rüyadır, kâbus olarak kabul edilmez.

Sık sık tekrarladığında uykuyu ciddi biçimde tehdit edebildiklerinden kâbusların mutlaka araştırılması gerekiyor. Çünkü arkada yatan hadiseyi belirleyip, tespit etmezseniz bunlar sık sık tekrarlıyor, uyku yoksunluğuna sebep oluyorlar. Durup dururken ortaya çıkan kâbusların bazen ilaçlardan da kaynaklanabileceği aklınızda olsun.

Uykuda konuşmak tehlikeli olabilir!

AKLINIZDA OLSUN

Sık görülen bir uyku bozukluğu daha var: Uykuda konuşmak! Çok yaygın bir uyku problemi olmasına rağmen, maalesef nedeni tam olarak bilinen bir süreç değildir “uykuda konuşma” sorunu.

Kişi ertesi gün ne konuştuğunu veya ne söylediğini -ağzından neler kaçırdığını!- pek hatırlamaz. Uykuda konuşmak, uykuyu bölmez, kısa uyanmalara yol açabilse bile can sıkıcı neticelere yol açmaz. Kısacası aklınızdan geçenlerin anlaşılması (!) dışında bir tehlikesi yoktur bu sorunun.

Diş gıcırdatmak: Yaygın ve önemli bir sorun

ÖNEMLİ

Bana göre son yıllarda sık görülen uyku problemlerinin başında “diş gıcırdatma sorunu” var. Öyle ki çoğu diş hekimi arkadaşım bu konuda ciddi çalışmalar yapmaya ve sizlerin bilgilendirilmeniz gerektiği konusunda beni uyarmaya başladılar. Çünkü sorunun zannettiğinizden çok daha önemli sonuçları var: Diş minesini aşındırıyor, diş etlerine hasar veriyor, dolguları bile kırabiliyor. Ayrıca dişleri sıkmak çene çevresine kaslara ve eklemlere yaptığı baskı nedeniyle çene ağrısına, çiğneme ekleminde fonksiyon bozukluğuna hatta şiddetli baş, kulak ve yüz ağrılarına bile sebep olabiliyor.

Belki şaşıracaksınız ama yaklaşık her 10 kişiden biri geceleri bir şekilde dişlerini gıcırdatıyor. Hatta bazılarımız özellikle gergin ve kaygılı olduğumuz zamanlarda bunu gündüzleri bile yapabiliyor.

Eğer böyle bir probleminiz varsa bununla ilgili bir diş hekimiyle görüşmenizde fayda var. Benim önerim uykudan önce aldığınız alkol ve kafeini azaltmanız ve gerekiyorsa kas gevşetici, rahatlatıcı, bir destek kullanmanız.

29.08.2011 Bu yazi 5183 defa okundu
Korona virüsü hakkında ne düşünüyosunuz?

 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri