Son Dakika
Cuma, 12 Mart 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yağmurun yüzümüze çarptığı gerçek Kemal Özer
Ramazan’ın son günleri ile gelen yağmur bayramda da sürdü. Hatta o kadar çok yağmur yağdı ki seller selleri izledi ve ünlü işadamı ve ailesi sel sularına kapılarak yaşamlarından oldular. ‘Eyvah susuz kaldık’ diye dövünenler, kuraklık olduğu gerekçesi ile fiyatlarını kat be kat artıranlar, acaba utanmışlar mıdır?

Yeryüzünde kımıldayan hiç bir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın.” Hud 6  “Ama Rabbi, ne zaman imtihan edip üzerine rızkını daraltırsa: "Rabbim bana ihanet etti" der.” Fecr 16 “Gökte, hem rızkınızın sebepleri hem de size vaadedilen şeyler vardır.” Zariyat 22. “Eğer Allah, bütün kullarına rızkı bollaştırsaydı, yeryüzünde muhakkak azgınlık ederlerdi. Fakat O, rızkı dilediği kadar indirir. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberi olandır, her şeyi görendir.” Şura 27.  

 

Yarattıklarımın rızkı bana ait diyen Allah c.c.’ın vaadine güvenmeyip batılı zihinlerin şükürsüz verilerinden beslenip susuzluk edebiyatı yapanlar, yağmuru görünce edep edebildiler mi?

 

Rahman c.c.’e tam bir teslimiyetle teslim olmayanlar, muhtemelen Rezzak c.c.’ın susuz bırakacağını sanıyorlar!

 

Kendi vadiden döneneler’, Kerim c.c. olanı da vadinden döner sanıyorlar! Sanmıyorlarsa bu ümit kesmek niye? Gelecek elli yılda insanlığın susuz kalacağı iddiası, Hâkim c.c.’den güvensizlik değilse nedir?

 

İnsan, Hak Teâlâ’yı unutsa da yarattıklarının tüm ihtiyaçlarını tam bir denge ile yaratan Hâlik c.c.’in, yarattığı suyun 21. yy insanına yetmeyeceğini iddia etmek yeryüzünde bazı şeylerin eksik olduğu iddiasını taşıyor olmasın sakın!

 

Hiç kuşku yoktur ki Samed c.c., kullarının ihtiyaçlarını bilir ve var eder. Sadece nankörler bunu göremez, bilemezler. Bu yüzden de endişeye kapılırlar.

 

Kulları, kendini diğer kulları ve Rablerini unutsa bile O c.c., unutmaz, vadinden dönmez. İnsanoğlunun ezici bir kısmı bunu hak etmeseler de Ma’bud c.c., vadini sürdürecek ve tamda ümitsizliğe düşüldüğü anda yeryüzünü nimeti ile donatacaktır.

 

Hiç kuşku yok ki, yağmurun gecikmesi de tam vaktinde yağması da bir imtihan vesilesidir. Nankörlerden olmak bize yakışır mı?

 

Akıl adamı terk ederse, ‘deli’; adam, aklı terk ederse, ‘meczûb’ olurmuş. Meczup, Hak c.c. aşkında varlığını yitirmiş insan imiş. İmam-ı Azam Ebu Hanife r.a. ‘Biz Allah’ın ilmi ile meşgulüz; O meczuplar ise doğrudan Zatı ile meşguller’ buyurmuş. İşte onlardan biri olan Hak âşığı, Vüheyb bin Ömer Sayrâfî [bilinen adıyla Behlûl-i Dânâ r.a.]’nın hikmetli sözlerine kulak verelim.

 

Harun Reşid r.a. döneminde üst üste yağmur duaları yapılsa da beklenen yağmurlar bir türlü yağmaz. Halife Harun Resid, yağmur duasına katılmasını rica ederse de bir türlü ikna edemez Behlûl-i Dânâ’yı. Yalvarmalarının üzerine Behlûl-i Dânâ, Halife’nin talebini kabul eder.

 

Yağmur Duası başlar. Behlûl-i Dânâ duanın tam ortasında ‘beş olmaz bir olsun’ diye söylenir. Ardından adeta çetin bir pazarlık başlar. Behlûl-i Dânâ bu kez ‘dört çok bir olsun’ diye nidâ eder. Ardından ‘üç çok iki olsun’ der. Anlaşma sağlanmış olmalı ki hemen yağmur başlar.

 

Bu sırada herkes Behlûl-i Dânâ yine yaptı yapacağını diye mırıldansa da Harun Reşid manevi bir şeyler olduğunun fakındadır. Dua sonrasında sorar: ‘Ya Behlül ne oldu? Kiminle konuşuyordun? Bu pazarlıkta neyin nesidir?’

 

Behlûl-i Dânâ ‘Melek beş salih kul göster hemen yağmur yağsın’ dedi. Ben ise ‘beş çok’ dedim. ‘Dört olsun’ dedi. ‘Dört çok’ dedim. ‘Üç olsun’ dedi. ‘Üç çok dedim ikide anlaştık’ der.

 

1900’lü yılların başlarıdır. Konya’da sağlıklı içme suyu sorunun yanı sıra toprak da yağmursuzluktan yarılmıştır. Konya valisi Ferit Paşa’nın da katıldığı yağmur dualarına gidilir. Konya’nın sehâvet sahibi eşrafından Cambaz Deli Osman Ağa Rabbine öylesine nazlanır ve ağzında ‘Allah’ım toprak yarıldı, kurt kuş susuz kırıldı. Vallahi durum bildiğiniz gibi değil’ cümleler dökülür. Basit kullar için isyan olan bu naz, makama ulaşır ve defalarca dua yapılmasına rağmen yapmayan yağmur sel olur ve toprağı doyurur.

 

Yıl 1999. Rahmetli Mustafa Çukurkavak hoca ile bir beldedeyiz birlikteyiz. Şükretmesini bilmeyenler yine yağmursuzluktan dertliler. Hoca’dan dua rica ettiler. Tepedeki Haziran güneşine aldırmayan merhum hoca ellerini açtı ve birkaç kez ‘Yalvarıyorum ya Rabbi bu kullarının isteklerini lütfet. Yağdırıver rahmetini’ dedi. Daha dua bitmeden muhteşem bir yağmur indi.

 

İstemeye yüzümüz olursa Rabbimiz hep lütfedecektir. Geçmiş ümmetlerin başına gelenler bizimde başımıza gelemden cennete mi gireceğiz. İman ettik demek yeter mi sanıyoruz? İsteyenin Rabbinden isteyecek yüzü olmalıdır. Kuralıktan kullar için sadece bir imtihandır. Azlığı çoğa tahvil etmeye kalkana Rabbi neden yardım etsin! Müslüman tüccarlar Medine Pazar’ının ilkelerini ilke edinmediği müddetçe varlıkları arta bile bereketle tanışamazlar.

 

04.10.2008 Bu yazi 332 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9
Tarım Bakanı'nın GDO konusundaki açıklamaları inandırıcı mı?


 
  • Neden cam şişeden su içemiyoruz?
    "Plastik kartelleri nereye dayanıyor, petrol kartelelerinin politikasına uygun olarak, gidip plastik şişelerden su içiyoruz." Prof. Dr. İlhan Talınlı anlatıyor...
  • Türkiye’de ‘Helâl Gıda’ sertifikasının olmaması büyük kayıp
    Helâl Sertifikalı et, süt ve sair mamuller hakkında deteylı bilgiler veriyor. Ve Türkiye’nin “Helâl Gıda Sertifikası” uygulamasına girmemesini bir garabet, hatta bir ihanet olarak vasıflandırıyor.
  • Jeopolitik bir silah olarak TOHUM...
    Obama projesinin arkasında duran elitlerle Bush'u başa getirenlerin aynı çevreler olduğu unutulmamalı.
  • “Televizyonu kapat, hayatı aç”
    "Öncelikle bizim televizyonlarımız çok fazla çöplük üretiyor. Gençleri ve çocukları yüzeysel, gelip - geçici, anlık hazza dönük programlarla oyalıyorlar, avutuyorlar."
  • Gıda politikaları geleceğimizin garantisidir
    96 yılında farklı ürünlerde, Mısır, Soya, Kanola ve zaman içinde de pamukta bu teknoloji uygulanmaya başlandı. Üretici firmaların savunma noktası, bu çeşit üretimin gıda açlıklarına çözüm olacağıydı.
  • Teslim bayrağı mı çekiliyor!
    "Bugün Türkiye’de 26 Ekim’de yürürlüğe giren yönetmeliğin her yeri skandalla dolu. Aslında bu bir teslim bayrağını çekme yönetmeliğidir." İşte GDO Yönetmeliğine karşı Danıştay'a dava açan Kemal Özer'in açıklamaları...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri