Son Dakika
Cuma, 3 Eylül 2010 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yasak sigara tüketimini artırdı mı? Kemal Özer
19 Mayıs 2008 itibari ile kapalı alanlarda sigara içmek yasaklandı. (Temmuz 2009'da kapsam daha da genişleyecek) Bu durumu kimileri “özgürlüklerin kısıtlanması” kimileri “içmeyenlerin haklarının korunması” olarak yorumladı. Kimileri ise aslında sigarayı değil “yasakları yasaklamak” lazım dediler.

Yasak yürürlüğe girdi. İlk günler uygulanacakmış izlenimi uyandırmak için sembolik miktarda cezalar kesildi. Ya sonra? Her şey eski hamam eski tas. “Türk işi uygulamalar” devreye girdi.

 

Bir yakınım Alanya’da kuyumculuk yapar. Yabancılar bir ürün satın aldıklarında üründe herhangi bir düzenleme gerektiğinde kuyumcular “20 dakika sonra alabilirsiniz” derlermiş.

 

Yabancı müşteri ise “Turkish minute or normal minute?” diye sorarmış. Onlarda öğrenmiş bizim davranış modelimizi.

 

Şuan bir kamu kurumunda genel müdürlük yapan bir arkadaşım, on yıl kadar önce benden bir günlüğüne arabamı rica etmişti. Verdim. Yedinci günü sabahında “Döndüm. 5 dakikaya oradayım aşağı in” diye aradı. “Kapı önünde bir saat bekledim” geldi ve “araba sadece sendemi var kardeşim” diye de fırça çekti. Türk işi konusunda sizlerinde sayısız örneği vardır.

 

Sigara yasağı da buna dönmüş durumda. İnsan Hakları Kurulu toplantısında üye arkadaşlar anlatıyor. “Lisenin kapısının önünde öğrenci ve öğretmenler topluca her gün sigara içiyorlar.”

 

Bir kamu çalışanı ise; “Memurlar sigara molası için görev mahallini sık sık terk edip dışarıda sohbete dalıyorlar. Bir sigara bir daha derken, hem sigara tüketimini artırıyorlar hem de işlerini aksatıyorlar.”

 

Milli Eğitim Bakanlığı, sigaranın en bol tüketildiği kurumlardan olduğunu düşündüğüm öğretmen evlerini, "hijyen" konulu yazı ile uyarıyor.

 

Ben demiştim demek şık değil, ama çare yok. 19 Mayıs tarihindeki “17 milyon lüks daire nasıl yakılır?başlıklı yazımda “bu yasağın tüketimi artıracağını, çözümün yasaktan geçmediğini” belirtmiştim.

Peki, bu yasak tüketimi azalttı mı artırdı mı? Bunun için Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu verilerine bakmak yeterli.

 

SİGARA SATIŞ MİKTARLARI (İÇ PİYASA/MİLYON AD.)

AYLAR

YILLAR

2005

2006

2007

2008

Ocak

7.747

7.751

8.684

7.940

Şubat

8.861

7.136

9.269

7.915

Mart

8.617

8.751

6.255

8.475

Nisan

8.929

8.255

8.098

8.743

Mayıs

9.398

9.743

9.368

9.443

Haziran

10.152

10.439

9.420

9.592

Temmuz

10.339

10.319

10.700

10.180

Ağustos

9.464

10.032

10.678

10.222

Eylül

9.266

8.532

7.443

8.206

Ekim

6.823

8.005

10.439

9.394

Kasım

8.218

9.411

8.814

9.105

Aralık

8.903

9.534

8.287

8.644

Toplam

106.717

107.908

107.455

107.859

 

Resmi veriler ortada. Yasağa rağmen sigara tüketimi azalmamış bilakis artmış. Daha da ilginci, artış yasak başladıktan sonra başlıyor.

 

Bu kötü duruma tek örnek Türkiye değil. Hong Kong’a gittiğinizde hemen her yerde sigara içenlere 5000 HK Doları ceza uygulanacağı yazılarını görürsünüz. Hong Kong’da da yasak çözüm olmamış. Hatta bir sigara firmasının ‘güzel kadınlar sigara içer’ reklâmı tiryakiliği artırmış. Siz ne kadar yasaklarsanız yasaklayın Kapitalizm’in reklâmcıları, bu işe çözüm üretirler.

 

Sigaraya bir yılda 13,5 milyar dolar ödüyoruz. 17 Milyon tiryakimiz var. Her bir tiryakinin yıllık sigara harcaması ortalama 800 dolar. Maliyet bundan ibaret değil. Düşen iş verimi, mesaiden çalma, yaşam kalitesinde azalma, sosyal güvenlik kuruluşuna maliyeti, çevre kirliliği, aile nafakasının kötü amaçla harcanması gibi pek çok sorunu beraberinde getiriyor. Ya içenlerle içmeyenler arasında yaşanan rahatsızlıklar…

 

Yasak bu sorunu çözmediğine göre ne yapmalı?

İşe tiryaki olmayanlara karşı pozitif ayrımcılıkla başlayabiliriz.

A)      Kamuya personel alımlarında aday, sigara içip içmediğine dair hastaneden rapor getirmelidir. Şartları eşit olan iki kişiden sigara içmeyen tercih edilmelidir.

B)      Ders kitaplarına, sigara içenlerin devlet işinde çalışamayacağı bilgilerine yer verilmelidir. Birçok kimse çocuğunun kamuda çalışmasını arzulamaktadır. Bu önlem oldukça caydırıcı olacaktır.

C)      Sigara içerek öğrencisine kötü örnek olan öğretmenin terfisi durdurulmalıdır.

D)      Sigara içenlerin yüksek lisans ve doktora yapması engellenebilir.

E)      Sosyal güvenlik kurumu sigara içmeyen kişilerden yüzde 5 daha az pirim uygulaması yapabilir. Bu sayede özel sektör de pirim nedeniyle tiryaki personeli tercih etmeyecektir.

F)      Sigara içenler, ilaç yahut muayenede içmeyene göre daha fazla katılım payı ödemelidir.

G)     Sigara içen kişilere Sosyal Yardım vakıfları ve diğer yardım kuruluşları yardım yapmama kararı alıp, ilan etmelidirler.

 

Örnek önerileri çoğaltabiliriz. Ama bunun için siyasi irade gerekiyor. Sigara konusunda hassas bir Başbakanımız var. Bu mesele IMF ile anlaşmaktan daha mühimdir.

 

Alkolde durum nedir?

Sigara ile mücadeleye laikçilerin pek itirazı çıkmaz. Ama iş alkol belasına gelince bunu da laiklikle ilişkilendireceklerinden kuşku yok. Sanki onların demlenmesine itirazı olan varmış gibi. Bırakınız bağırsınlar.

 

İspanyai sahiller başta olmak üzere birçok mekânda alkol tüketimini yasaklamış. Cezası 750 Euro. Norveç’te açık alanda içki içmek bütünüyle yasak. Sadece şişe yakalatana 3 bin, içerken yakalanana 7 bin Norveç Kronu ceza uygulanıyor ve bu tür ülkelerde laiklik elden gitmiyor. Bizde de gitmez.

 

Ülkemizde 2003’de 422.302 kaza olurken, 2008’de 929.304 trafik kazası meydana gelmiş. 2003’de 95.324 kişi yaralanırken, 2008’de 183.841 kişi yaralanmış. 2003’de 2818 kişi ölürken, 2008’de 4.228 kişi kazada ölmüş. Bu rakamlar olay yerindeki ölümleri yansıtmakta olup, hastanelerde gerçekleşen ölümleri kapsamıyor. Daha sonra kaç kişi bu kazalar nedeniyle öldü ve yaralıların kaçı engelli hale geldi bilinmiyor.

 

Dünya Sağlık Örgütü  (WHO) verilerine göre bu kazaların yüzde 97’den fazlası sürücü kaynaklı. Sürücü kaynaklı kazalarda ise birinci sırayı “alkollü araç kullanımı” alıyor.

 

2007’de 63.192.704 litre olan alkollü içecek tüketimi, 2008’de yüzde 14’lük bir artışla 72.480.267 litreye yükselmiş. Laikçiler açısından ne kadar büyük sakıncası olursa olsun, bu konuda da acil önlemler şart.

 

Bugün bir içki üreticisi, spor kulübü işletebiliyor. En önemlisi spor müsabakalarının sponsoru olarak her basın toplantısında ekranları -yasak olmasına rağmen- gizli reklâmları ile işgal ediyor.

 

Gazete sayfaları özendirici içki reklâmları ile dolu. Sinemalarda filmlerden önce ve aralarda mutlaka pornografik içerikli alkollü içecekler reklâmları yapılarak, başta küçük çocuklar ve gençler alkole özendiriliyor. İçki firmaları yine yasak olmasına rağmen araçlarını alkol reklâmı ile giydirebiliyor.

 

Tekel bayileri -özellikle Tuncay Özilhan’ın sahibi olduğu içki firmasının- içki kasalarını yollara ve kaldırımlara üst üste dizerek reklâm yapıyorlar. Bu planlı reklâmın tek merkezden yönetildiği açık. Çünkü tüm ülkede, tüm tekel bayilerinde aynı uygulamanın yapılması tesadüf olamaz.

 

Özellikle çocuklar için açık bir teşvik olan uygulamaya laikçi medyadan çekinen yerel yönetimler sessiz kalmaya devam ediyorlar.

 

Sigara içmeyi ve sigara reklâmını yasaklayıp, diğer taraftan alkollü içeceklere müsâmaha göstermeyi anlamakta imkânsız. Alkolik Bekirler kaşınır, bağırırlar. Bunlara aldırmadan hem sigara hem de alkol için çözüm üretilmelidir. Kimseye içme diyecek değiliz. Bekirler istediği kadar demlenebilir. Ama demli Bekirler yüzünden kimse canından, çocuğundan, eşinden olmamalıdır.

 

Sigara için önerdiğimiz tüm öneriler alkollü içkiler içinde geçerlidir. Hoş, piyasada alkolsüz içecek bulmak neredeyse mümkün değil ama hiç olmazsa bakkal ve markettekiler en azından sarhoş edecek oranda alkol içermiyor.

 

12.02.2009 Bu yazi 608 defa okundu
Sonraki:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6  -  7  -  8  -  9  -  10
Tarım Bakanlığı'nı...




 
  • Kaya tuzunun sihirli gücü
    "Tuz kalitesine miktarına dikkat edilmek şartı ile düşmanımız değil tam tersine kadim dostumuz. Tuz hayatın vazgeçilmez unsuru, çünkü onsuz hayat mümkün değil..." 31 Ağustos 2010 11:40 font boyutu küçülsün büyüsün
  • ‘ABD elçisi beni tehdit etti’
    Eski Tarım ve Köy İşleri Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, timeturk.com’dan Kemal Özer’e çarpıcı açıklamalar…
  • GDO: Çağdaş Esaret
    Bu bir beslenme kitabı değil, karşı olup olmamakla ilgili bir mesele de değil! Bu kitap geleceğimizi ipotek altına sokmaya çalışanlara bir başkaldırıdır. Tohumumuza el konulduğu zaman biz köleyiz. Bu yüzden 'çağdaş esaret'"
  • Rafine şeker zehir, doğal şeker şifa
    Gerçek ortaya çıkıyor! Doğru ile yanlış birbirinden ayrılıyor... Rafine şekeri yersen, doğal şekeri yemzesen hastalıklar başlıyor. Peki, ama nasıl? Prof. Dr. Ayten Altıntaş iyilikgüzellik'in sorularını cevapladı.
  • Sabancı, derdine çareyi buldu
    Özdemir Sabancı'nın gelini, Demir Sabancı'nın eşi Aslıhan Koruyan Sabancı, 4 yıl önce 77 besine duyarlılığı olduğunu öğrenince, ülkemizde bugüne kadar yapılmayan bir kitaba imza attı. "Glütensiz Gurme Lezzetler" adlı çalışma, çölyak hastalarına ve besin duyarlılığı olanlara tatsız tuzsuz değil, tam gurmelere layık 170 lezzetli tarif sunuyor.
  • Kapitalizm, Deccal gibi
    "Deccal Tabakta" isimli kitabıyla gündeme gelen gazeteci-yazar Kemal Özer, GDO’ların ardındaki şirketlerin dünya hâkimiyeti peşinde koşarak ve ırk arındırma anlayışıyla Deccal gibi davrandıklarını söylüyor. Ancak peşinde koşulan amacın gerçekleşemeyeceğini hesap üstünde bir hesap olduğunu da belirtiyor.
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri