Anasayfa / Dr Ahmet Rasim Küçükusta / Sağlığımız da dere yatağında
Dr Ahmet Rasim Küçükusta

Dr Ahmet Rasim Küçükusta

Eklenme Tarihi: 01 Ekim 2009 00:00

Sağlığımız da dere yatağında

Tabii bir de bunun sadece bizim değil tüm dünyanın çözmeye uğraştığı bir mesele olduğunu da unutmamak lâzım.

Tıp eğitiminin bazısı bilgi ve teknolojideki inanılmaz ilerlemelerden, bazısı tıbbın materyalistleşmesinden, bazısı ilaç endüstrisinden, bazısı sağlık politikalarındaki popülist uygulamalar ve yanlışlardan ve daha pek çok başka sebepten kaynaklanan aksaklıkları var. En önemlisi de tıbbın bir bilim olduğu kadar sanat olduğunun, tıbbın ancak hoca-talebe ‘usta-çırak’ ilişkisi ile öğrenilebileceğinin ihmal edilmesi, hatta hiç dikkate alınmaması.

Türkiye’ de tıp eğitimi konusunda bize özgü yanlışları, eksiklikleri ve aksaklıkları ve bunlarla ilgili çözüm tavsiyelerimi birçok kereler gazetelerde, dergilerde ve internet sitelerindeki yazılarımda dile getirdim.

Dün medimagazin adresindeki internet sitesinde tıp fakültesinden bu sene mezun olan genç bir doktorun ‘feryadını’ okuyunca konuyu yeniden ele almak istedim.

Genç meslektaşım bakın neler söylüyor:

‘’Ben şunu gördüm ki, sizler beni doktor ilan ettiniz ama ben doktor değilim, sadece tıp bilgilerini yarım yamalak kafasında oturtmuş, TUS’ a çalışırken elinin altında çoktan seçmeli bir soru değil bir insan olduğunu unutmuş, hastanenin iş yükü hafiflesin diye her türlü ayak işine koşarken sadece birkaç ay sonra kendi başına kalacağını ve doktor olacağını görmemiş ve ne kadar yetersiz olduğunu bildiği halde buna isyan etmemiş ve sözlü sınavlarda aldığı şişirilmiş notların büyüsüyle kendisini gerçekten doktor sanan birisiymişim.

Ne yazık ki artık yanılgıların geri dönüşü yok, tıp fakültesini iyi bir derece ile bitiren, klinik ve pratik anlamda etrafımdaki birçok arkadaşımdan hep daha iyi olduğu söylenen bir öğrenciydim ve o kapıdan elinde diploma ile gönderdiğiniz, annemi babamı kardeşimi ve çocuğumu emanet ettiğiniz ‘’hekim’’ arkadaşlarımdan ve en çok da kendimden korkuyorum. Durum tahmin ettiğinizden de vahim çünkü.’’

Akdeniz Üniversitesi Tıp fakültesinden bu sene mezun olan doktorlar arasında yapılan bir ankette 'Kendi döneminizden bir hekim arkadaşınıza anne babanızı emanet eder misiniz?' sorusuna sadece yüzde birinin ‘evet’ dediğini de hatırlatmak isterim

SORUN HEKİM AZLIĞI DEĞİL

Sağlık Bakanımız ülkemizdeki sağlık sorunlarının en önemli sebeplerinin başında hep hekim azlığını gösteriyor. Avrupa ülkelerinden bizdeki durumun ne kadar feci olduğunu gösteren çarpıcı örnekler veriyor.

Söylediği yanlış değil. Elbette, kaç kişiye kaç doktor düştüğü önemlidir, ama ondan daha önemlisi doktorun kalitesidir! Ülkemizde öncelikle halledilmesi gereken sorun doktor eksikliği değil, doktor ve öğretim üyesi dağılımındaki dengesizlik ve tıp eğitimindeki yanlışlardır.

Büyük şehirlerimizdeki tıp fakültelerinde neredeyse hastadan, asistandan çok öğretim üyesi varken ve bunların birçoğunun ayda birkaç saat ders anlatmak dışında eğitime hiçbir katkıları yokken, yeni açılan tıp fakültelerinde ise öğretim üyeleri mumla aranmaktadır.

GELELİM NETİCEYE

Bir taraftan mevcut fakültelerin kontenjanları artırılıyor bir taraftan öğretim üyesi, laboratuarı, alt yapısı olmayan ‘tabela tıp fakülteleri’ açılıyor. Uzman sayısını artırmak için de uzmanlık süreleri kısaltılıyor.

Müjdeler olsun ki, yakın gelecekte bizde de kişi başına düşen doktor sayısı, elinde kapı gibi diploması olan ama ‘tansiyon ölçmeyi ve iğne yapmayı bile bilmeyen binlerce doktorumuz’ sayesinde Avrupa ülkeleri seviyesine gelecek.

 Sağlığımız, kafaları işlerine yaramayacak teorik bilgilerle dolu, ama pratisyen hekimliğin gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip olmayan doktor yetiştiren tıp fakültelerine ve ‘Doktor sayısını artırırsak bu iş hallolur’ görüşünde ısrar eden Sağlık bakanımıza emanet.

Hepimize şimdiden büyük geçmiş olsun.

Yorum Yap

Yorumlar

Bazı Haberler

Hesap tek gıda üzerinden yapılamaz

Hesap tek gıda üzerinden yapılamaz

İsviçre, Sırma maden suyunun 2 Eylül 2025 tarihli partisini yüksek bor gerekçesiyle geri çağırdı. Uzmanlar İsviçre'deki tüketicilere "içmeyin" uyarısı yaparken, üretici firma ürünlerle ilgili açıklama yaptı. Türkiye'de yasal ve standartlara uygun kabul edilen bor oranı, İsviçre'nin yerel limitlerini aşması nedeniyle geri çağırma kararına gerekçe gösterildi. Çoğunluğu yahudi firmalarına ait sulara Türkiye pazarında hiç bir makam tepki ortaya koymuyor.

İyi Gıda Kötü Gıda raflarda

İyi Gıda Kötü Gıda raflarda

Kemâl Özer'in "İyi Gıda Kötü Gıda" adlı eserinin gözden geçirilmiş yeni bakısı Ketebe Yayınlarınca ilk kez neşredildi.

Sivrisinekler kimi daha çok sever?

Sivrisinekler kimi daha çok sever?

Sivrisineklerin bazı kimseleri görmezden gelip bazılarına odaklanmasının kan grubundan kaynaklandığı iddiası çöktü. Herkesi görmezden gelip sadece belirli kişileri ısırmasının çok ilginç bir nedeni tespit edildi. Bilim adamları, bu hastalık yayan canlıların bazı insanları daha çekici bulmasını sağlayan karmaşık kimyasal kokteyli çözme yolunda hatrı sayılır bir mesafe kat etti. İşte yeni gelişme: