Son Dakika
Pazartesi, 16 Aralık 2019 | Anasayfam yap | Favorilerime ekle    
Yemeklik Zeytinyağı Standardı Ümmühan Tibet
"Naturel Sızma Zeytinyağı"ının isimlendirilmesine gelince. "Naturel Sızma Zeytinyağı" demek çuvaldan ya da baskıdan sızan zeytinyağı demek değildir.

Ülkemizde Yemeklik Zeytinyağı Standartı 1967 yılında zorunlu uygulamaya konulmuş olup 25.04.1998 yılında Tarım Bakanlığı tarafından iç piyasada uygulamaya konulan Yemeklik zeytinyağı ve Prina Yağı Tebliğine kadar devam etmiş bu tarihden sonra iç piyasada Tebliğ, ihracatda ise TS341 uygulanmaya devam etmiştir.

 

Standart ve Tebliğlerin revizyonlarında ise İzmir İhracatçı Birlikleri ve Ticaret Borsasının patronajlığında görev yapan ve bütün sektör temsilcilerini (İhracat ve üretim yapan firmalar), Sanayi ve Ticaret Odası Meslek Komitesi Temsilcileri, ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşları (Zeytincilik Araştırma Enstitüsü, Tarım İl Müdürlüğü) ve Gıda Mühendisliği temsilcilerinden oluşan Zeytin ve Zeytinyağı Kimyası Alt Komitesi tarafından genel bir konsensüs ile görüş hazırlanmakta ve Ankara'da takibi yapılmaktadır.

Ben bu Komitenin çalışmalarına 1983 yılından beri katılmaktayım. O yıllarda Ülkemizde Zeytinciliğe büyük emek vermiş ve IOOC tarafından "Zeytin Şövalyesi" olarak ödüllendirilmiş merhum Süleyman Aksu'nun Başkanlığında toplanırdık. Onun vefatından sonra yine ZAE 'nün çok değerli uzmanı, Zeytinyağı Kimyasının Duayeni Sn.Bahri Ersoy başkanlığında devam etti. 1998 yılından beri de bu Komitenin başkanlığını ben yürütmekteyim.

Bahsettiğim gibi ülkemizde zeytinyağı konusunda geçerli 2 ayrı mevzuat vardır. Bu mevzuatların büyük bir kısmı Uluslar arası mevzuatlarla uyumludur. Avrupa Birliğine giriş süreci içinde AB ile uyumlu ender sektörlerden birisidir Zeytin ve Zeytinyağı sektörü. En büyük eleştiriyi alan "Naturel Sızma Zeytinyağı"ının isimlendirilmesine gelince. "Naturel Sızma Zeytinyağı" demek çuvaldan ya da baskıdan sızan zeytinyağı demek değildir. Aynen "Virgin Olive Oil" daki "Virgin"in "bakire" zeytinyağı demek olmadığı gibi.

 

Zeytinyağının binlerce yıllık serüveni içinde TS341Yemeklik Zeytinyağı standardı hazırlandığında –ki ben 1976 yılında bu standart ile tanıştım- bu tanım vardı. O yıllarda Naturel Sızma Zeytinyağı çok az elde edilir bazı yıllarda çalıştığım Kurumda (Tariş Zeytinyağı Birliği) kilolarla ifade edilebilecek miktarda bulunurdu ve Tariş'in dışında hiçbir firma bu kalitede iç piyasaya mal vermezdi. Bu durum uzun yıllar devam etti. daha sonra K., K., E:… gibi eski ve köklü firmalarda bu kalitede yağ üretmeye başladı.

 

Sanıyorum 1990'lı yıllardı, TSE'nin yine bir revizyonu sırasında bu terim uzun uzadıya tartışıldı ve Tariş'in uzun yıllar verdiği emekle halkımız tarafından benimsenmesi ve zeytinin anavatanında yer bulmuş tanımlara sahip çıkılması, körü körüne yabancıların tanımlarının kullanılmaması … gibi nedenlerle aynen benimsendi.1998 yılında Tarım Bakanlığının yetkilendirilmesi ile birlikte Zeytinyağının sınıflandırılması ve isimlendirilmesi tekrar gündeme geldi ve Ankara'da Bakanlıkta, bürokratlarımızla, inanın birkaç yılımızı alan çalışmalar yapıldı. Gıda Mühendisleri Odası Başkanı olan Sn. Petek Ataman- sanıyorum grubumuz üyesi- hatırlayacaktır, titiz ve özverili çalışmalarla tebliğ revize edildi. Her bir tanım üzerinde ciddi tartışmalar yapıldı.

Şu anda geçerli olan TS 341 ve tebliğ, sınıflandırma, fiziksel ve kimyasal özellikleri açısından hem birbirleri ile hem de büyük çapta uluslararası standartlarla uyumludur.

Buna göre:

                              İNGİLİZCE
Rafinajlık Zeytinyağı               Lampante Olive Oil
Naturel Sızma Zeytinyağı           Extra Virgin Olive Oil
Naturel Birinci Zeytinyağı           Virgin Olive Oil
Naturel İkinci Zeytinyağı           Ordinary Olive Oil
Rafine Zeytinyağı                 Refined Olive Oil
Riviera Zeytinyağı                Olive Oil (Pure)

Standartlar ve Tebliğ hazırlanırken hem uluslar arası standartlarla uyumu ve hem de ülke gerçekleri dikkate alınarak yapılmaktadır. Mesela daha birkaç yıl öncesine kadar zeytinyağı üretiminde Naturel Sızma Zeytinyağının payı %50'nin üzerine çıkmadığından ve üretim çok dalgalı bir seyir takip ettiğinden serbest yağ asitleri AB'de ve IOC da 1,0 den 0,8'e düşürülmüş olmasına rağmen bir geçiş süreci ile asitliğin aynen devam etmesi benimsendi.Kaldı ki bu değer etiket üzerinde "max 0,7 asit" ya da "max 0,3" asit şeklinde beyan verilmesine engel değildir. Ürününe güvenen Firma 1.0 asitin üzerine çıkmamak koşulu ile istediği değeri beyan edebilir.Ancak burada şu hususu dikkat etmek gerekir: Ürün etiketine max.0,5 asit yazmasına rağmen Kontrol edici 0,6 asit… gibi bir değer bulursa zor durumda kalabilir.

Diğer uyumsuz olduğumuz bir konu, duyusal değerlendirme kriterlerimizin bulunmamasıdır. Bu konuda mutlaka zaman geçirilmeden çalışmaların başlatılmasını düşünüyorum. Maalesef bu eksiklik hem sınıflandırmada tariflerin eksik yapılmasına ve hem de yemeklik zeytinyağının ne olması gerektiğinin kamuoyu önünde yanlış anlaşılmasına neden olmaktadır. Yine Komitemizin çalışmaları ile Ülkemiz zeytinyağının kimyasal özellikleri belirlenmekte ve limitlerin revize edilmesi sağlanmakta idi. Ancak Tarım Bakanlığı ile yapılan görüşmelerde; çalışmaların daha metodik ve bilimsel verilere dayanması ve resmi olması dikkate alınarak Ülke çapında bir Komisyon kurulmuş ve bu Komisyonun görevi tanımlanmıştır.

08.05.2009 Bu yazi 7123 defa okundu
Sağlık Bakanlığının televizyon ekranlarında konuşacak kimselerle ilgili 'Ekran Sertifikası' girişimini nasıl buluyorsunuz?




 
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın getirdiği hastalıklara, Modern Tıp olarak bilinen Rockefeller Tıbbı’nın neler getirdiğine, tohum konusunun önemine, Dünya nüfusunu azaltma planı uygulayan “Şeytani Akıl”ın ne tür tuzaklar kurduğunu ve Türkiye’de Gıda ve Tarım alanının ne durumda olduğunu ele aldık.
  • Etyen Mahçupyan: Modern tıp çok kibirli
    Gazeteci Etyen Mahçupyan tıp dünyasını pek çok hekimden daha iyi tanıyan isimlerden biri. Alternatif yaklaşımları yakından takip eden ve modern tıp yöntemlerini “beyaz mafya”, “Ortodoks tıp”, “modern dünyanın şamanları” gibi iddialı kavramlarla eleştiren Mahçupyan ile dosya konumuz kapsamında SD’nin yeni sayısı için konuştuk.
  • GDO zararsız diyen yalan söylüyor!
    Yeni yönetmelik ile artık yüzde 0,9'a kadar GDO içeren besinler serbest bırakılıyor. Bu besinlere kanunlarca yasaklanmasına rağmen, bebek mamaları da dahil...
  • Gıda politikaları milli güvenlik meselesidir
    “Tohum, su, toprak, aşı, ilaç dünyanın en etkin, en ölümcül, en siyasi ve en tehlikeli sessiz silahlarıdır” bu sözler, gıda ve tarım teması üzerinde Türkiye’nin en çok konuşulan isimlerden biri Gıda Hareketi Lideri Kemal Özer’e ait.
  • Şehirler arası su savaşı çıkacak!
    Prof. Mikdat Kadıoğlu, gelecekte yaşanaca meteorolojik felaketleri anlattı
  • Endüstriyel sütteki gizli tehlike!
    Onkolog Dr. Yavuz Dizdar'dan süt ve süt ürünlerin, kanser ve GDO hakkında çarpıcı tespitler...
Diğer mülakatlar:
1  -  2  -  3  -  4  -  5  -  6
Copyright © 2009 Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi
Sitemizdeki bilgilerin her hakkı yazarı ve kaynağına aittir. Kaynak gösterilerek kullanılabilir
Yazılım ve Görsel Tasarım: İnforce Bilişim Teknolojileri